Kırık Düşler Defteri
11.Bölüm
Sabah çiği, taze bir öpücük gibi küçük balkonunda ki çiçeklerinin koyu yeşil yapraklarına yerleşmişti. Gece tutmayan uykusu, sabahın ışıklarından sonra Kırık Düşlü Kadın'ın göz kapaklarına dayanmıştı. Oysa dudaklarında sigara dumanını temiz havaya dayatmıştı.
Düşlü Defterin Umudu:
-Heyecandan erken mi uyandın?
Kırık Düşlü Kadın:
"Sen yine beni mi gözetliyorsun?"
"Bunu yapmayı kes."
Düşlü Defterin Umudu:
-Heyecandan uyuyamadım.
-Sana sürpriz yapacak olmak kalbimi çarpıntılar boğuyor.
-Ayrıca seni falan gözetlemiyorum, son giriş saatine baktım.
Kırık Düşlü Kadın:
"Sürpriz falan yok."
Düşlü Defterin Umudu:
-Ben her şeyi ayarladım.
-Bugün şehrin merkezinde edebiyat semti kuruluyor.
-Uzun bir sokağı şiirler, şairler, yok olmayacak kitaplar ve sözleriyle donatıyorlar.
Kırık Düşlü Kadın:
"Valla çok uğraşmışsın. Zahmet olmuş sana."
Düşlü Defterin Umudu:
-Yok canım hiç yorulmadım belediye etkinliği.
Kırık Düşlü Kadın:
"Sen baya salaksın."
Düşlü Defterin Umudu:
-Sen de baya cadısın.
-Burada seni düşünüyoruz.
- Sende illa çirkeflik yapacaksın.
Kırık Düşlü Kadın:
"Neyini sen ayarlamışsın,
belediye etkinlik düzenliyor."
"Gelmiş bana artistlik yapıyorsun."
Düşlü Defterin Umudu:
-Oo bir hayal kırıklığı seziyorum.
- Belki ben belediye başkanıyımdır.
Kırık Düşlü Kadın:
"Hoşt be! Belediye başkanıymış yok cumhurbaşkanı."
Düşlü Defterin Umudu:
-Koca kadınsın sana yakışıyor mu? Hoşt be falan.
Kırık Düşlü Kadın:
"Küfür edeyim mi?"
"Koca kadınsam dilimden sana ne dilimdekinden sana ne?"
Düşlü Defterin Umudu:
-Haydi tartışmayalım.
Kırık Düşler Defteri:
"Tüm sorunları böyle kestirip atman konuşmaların bu şekilde üstünü örtmen beni deli ediyor."
Düşlü Defterin Umudu:
-Tamam bu sefer sen söyle istersen.
Kırık Düşlü Kadın:
"Tartışmaya gerek yok, ben uyumaya gidiyorum ve tüm günü uyuyarak geçireceğim."
Düşlü Defterin Umudu:
-Hadi sen öyle san, git uyumaya çalış.
Her sinirin bir çıkışı her öfkenin bir düşüşü vardır. Kırık Düşlü Kadın yatağına gittiğinde yorganı üzerine çekerken kendi bildiğini okuyacağından emindi.Tüm eminliği saatler sonra çalan kapı zilleri ile bozuldu. Birincisinde gelen apartman yönetiminden yaşlı bir amcaydı. Bina güvenliği için yapılacak kamera ve görüntülü kapı zilleri için izin kağıdı imzalattı. Buna sevindi, kendi yaptıracak parası yoktu ama apartman aidatlarla para toplar ve hep birlikte yaparlarsa ona ucuza gelecekti. Diğeri ise edebiyat hocası oldu. Yaşlı kadın onun için tüm kitap kokulu sözleri ağzından döken bir şelaleydi.
Edebiyat öğretmeninin onu belediye etkinliği olan Edebiyat Semtine götürmek için geldiğini öğrendiğinde şaşırdı. Ona direk olarak Düşlü Defterin Umudu'nun bu işte olup olmadığını soramazdı. Ayrıca ondan gelen bir hamle olduğunu düşünürken utanmıştı. Tesadüf olabilirdi ama o ilk Düşlü Defterin Umudu'nu düşünmüştü. Giyinip evden birlikte çıktılar. Arnavut kaldırımlarda yaşlı kadının koluna girmesine müsade ederek ilerlediler.
Düşlü Defterin Umudu:
- Bu işte benim olduğumu düşünmeni isterim.
Kırık Düşlü Kadın:
"Gerçekten hocayı sen mi yolladın?"
Düşlü Defterin Umudu:
- Hayır ama böyle düşünmeni isterim.
-Havalı bir adam yapar bu beni.
-Hocana bile söz geçiren bir adammışım gibi hayal et.
Kırık Düşlü Kadın:
"Sen düzenbazsın."
Düşlü Defterin Umudu:
-Kader bile benimle yürüyor bu oyunda.
-Seninle Sabahattin Ali'nin masasında buluşalım.
Kırık Düşlü Kadın:
"Demek cesaretini topladın, karşıma çıkacaksın."
Düşlü Defterin Umudu:
-Sabahattin Ali şahidimiz olacak ve sen anlayacaksın kader bize çok önce mısralarda buluşturmuş.
Her kelimenin gizli ritminde şiirler dökülmüştü. Her asılmış yazılarda bir dert figan etmiş. Her yazarın alın çizgisinde her şairin göz hizasında bir hüzün kırık tebessüm hafif rüzgâr eşliğinde kahkaha vaad etmişti.
Bir ağacın dallarından dilek mendili gibi astıkları kitaplar anne karnına geri dönmüş gibi gözüküyordu. Duvarlara yazdıkları sözler dünyaya bedel gelmiş gibi duruyordu. Her şey çok güzel geldi. Kırık Düşlü Kadın için edebiyat yara bandıydı, kırıklığını tedavi etmezdi ama bir arada tutardı.
Düşlü Defterin Umudu:
-Bir kaç metre sonra geleceksin.
-Bir kaç adımın sonrasında bir masada.
Kırık Düşlü Kadın:
"Sen gözükeceksin bana değil mi?"
Düşlü Defterin Umudu:
-Hiçbir zaman bu kadar iyi göremezsin beni.
Ayakları ona fark ettirmeden caddenin yukarısına tırmandı. Hali ve tavrı sakindi ama içi bir o kadar telaşlı bir bayram sabahıydı. Aklına gelmeyen defterinin varlığı bile aklında yoktu. Fark etmeden düşmüştü bir düşün içine ama fark etmemişti bunu da...
Sabahattin Ali posterleri vardı ve bir fiskos masa. Ama boştu. Kaşları hoşnutsuzlukla çatılırken gidip oturdu. Etrafı bir müzik sardı. Daha önce duymadığı bir şarkıydı fakat buna yoğunlaşamadan bir çocuk eline bir kağıt tutuşturdu.
Kurbağanın Seranadı
Bir paçavra yırtıldı, kamışlar arasında,
Bak sevgilim; haddini bilmeyen bir kurbağa,
Başladı yosunlarda serenatlar çalmağa...
Istırap, ses haline gelmiş yaygarasında:
Senelerce tozlu bir rafta uyuyan keman,
Böyle şikâyet eder reçinesiz bir yaydan.
Fakat senin karşında bu ne kadar küstahlık;
Bir kere kendisine bakmıyor mu bu alık?
Nasıl açıyor sana gönlünün yarasını?
Acaba ne umuyor bu gevezelikte?
Şimdi, ayaklarımla öpüşen bu eşikte,
Bilmiyor mu kaç âşık kırdı gitarasını?
Oda bilir bunların neticesizliğini,
Oda senin karşısında duydu acizliğini,
Oda nâdimdir gönül verdiğine sevgilim!
Madem ayak ucunda bir kurbağa vaklıyor
Karanlık şimdi bütün cürümleri saklıyor;
Onu çiğne sevgilim! Onu çiğne sevgilim!
Sabahattin Ali
Şiir biter bitmez kulaklarını müziğe açtı. Bu ses tanıdıktı, bir seranatın içindeydi. Çalan şarkı "Güneş Topla Benim İçindi." Aşağısında durduğu binanın tepesinde Düşlü Defterin Umudu onun için başından aşağıya serptiği müziği fark edemedi.
Düşlü Defterin Umudu:
-Ey sevda kuşanan yârim,
sayfalar az kaldı.
- Biterse; bitmek istemiyorum,
ama bitirmek istiyorsun.
- Beni çiğne sevgilim!
Beni çiğne tüm güzelliğim!
🐸
Selam gamgüsarlar. Sabahattin Ali sever misiniz?