Kırık Düşler Defteri
7. Sayfa
Saat: 00.00
Küçük devler çakıl taşlarını avucuna alabildi.
Fakat büyük devler ellerine almayı beceremediler, düşürüp durdular...
Düşlü Defterim Umudu: Bunu bana anlat.
-Tüm cümlelerin ile beni doyur.
-Zihnim, senin fikirlerine tek millet gibi sarılsın, cumhuriyet gibi sevinsin.
-Kim bu büyük devlerden daha yetkin olan becerikli küçük devler?
-Anlat, söylemek istediğini?
-Peki bu çakıl taşları da neyin nesi?
-Nasıl bir devin gözüne çarpabilir ki çakıl taşları?
Kırık Düşlü Kadın: "Neden bu kadar soru sordun?"
"İtiraf et. Hâlâ daha dilimi çözemedin değil mi?"
Düşlü Defterin Umudu: Gidiş yolum edebiyatın
üzerinden geçiyor.
-Edebiyat insanı ondan önce ona anlatmaktır.
-Edebiyat sanattır, fakat kim görse kendi sanır.
-Öyle kolay değil, ruhunu eritemeden yürüyemezsin o yoldan.
-Anlat güzellik, yolumu bana anlat.
Kırık Düşlü Kadın: "Küçük çakıl taşları, hep çakıl taşlarıdır değişmezler. Aynı kalandan neyin hesabını soracaksın ki?"
"O zaten öyledir... aynıdır herkese her karşı kendidir. Mesela kader."
"Kader herkese aynıdır, insan onu kendine göre değiştirir."
"Sen bileceksin; ona göre gelmeyi, avucuna alabilmeyi."
"Dersen büyük bir devim o zaman çakıl taşları küçüldükçe küçülür ve yere düşer. Koca parmaklar, küçük çakıl taşlarını nasıl arasına alabilsin?"
"Oysa küçük devler avucunu açarlar ne gelirse kabulleridir. Elleri küçüktür avucuna alacaklarından büyük şeyler beklemezler."
"Kabullenmişlerdir en başında. Küçük olduklarını."
"Oysa büyük devler cüsselerine hak isterler. Çakıl taşları aynıdır, büyüğe ve küçüğe... Senin ne olduğunun ne önemi yok."
"Çakıl taşları herkese karşı aynıdır ama herkes farklıdır.
"Kimileri küçük devler gibi olur alır ellerine çakıl taşlarını. Kaderindekileri yaşamaya razı insanlar gibi."
"Kimileri büyük devler gibidir eline aldığı beğenmez ve istese de elde edemez. Kaderindekini beğenmeyip daha fazlasını yaşamak isterken elindekileri kaybeden insanlar gibi."
Düşlü Defterin Umudu:
-Sence ben küçük dev miyim?
Kırık Düşlü Kadın: "Daha anlayamadım."
"Sevgi talep ediyorsun. Kendi sevginin hakkını istiyorsun."
Düşlü Defterin Umudu:
-Evet. Sende beni sev istiyorum.
-Ben senin sigara dumanını bile zihnime işlemeye çalışırken sen de beni sev istiyorum.
-Ben senin sokakların arasındaki kitapçılara girmiş olma ihtimalinle her birine girip bakarken sende etrafına beni bulmak için bakın istedim.
-Ben büyük devler gibi cüssemin hakkını mı istemiş oldum?
-Beni sev istedim.
-Seni seviyorum beni gör istedim.
-Cevap ver diye bekledim.
-Şimdi bile bu dürüstlüğümün hakkını istiyorum. Bana küçük dev olduğumu söylemeni bekliyorum.
-Söylemeyecek misin?
-İyi...
-Sana artık yazmayacağım.
-Ne de olsa kaybettim iddia mı?
-Küçük dev olamadım ve senin dilini çözemedim.
-Defterini geri vereceğim.
-Kırık düşlere umut bağlamak benim aptallığımdı.
-Lütfen cevap ver artık!
-Kırık Düşlerin Umudu Bey gideceğini söylüyor.
-Hiç mi diyecek bir şeyin yok?
Kırık Düşlü Kadın: "Var."
"Bu kendi sevgin için mücadelendi."
"Bana öyle dedin, kendi sevgin için bunları yaptığını söyledin."
"Her şey bu kadar seninle alakalı ise beni ne ilgilendirir ki."
"Benim benden önce gururum olsa da senin gibi bencilliğin beni geçmesine izin vermedim."
Düşlü Defterin Umudu:
-Defterini çöpe atacağım!
📖
Nıck olarak Jotunheim'ı seçtiğimde anlamının Devler Ülkesi olduğuyla gurur duyuyordum. Kendi kendime yazmaya başladığımda on altı yaşımdaydım. Küçük dev gibiydim. Şimdi büyük deve dönüşmüş gibi hissediyorum çünkü yazdıklarımın popüler kitaplara dönüşmesini istiyorum.
Ara ara bunu kendi içimde halledemediğim çok oluyor. Öylesine, size de belirtmek istedim birden.
Duygusallandım...
