Ambulans görevlileri Kader'i sedyeye yerleştirirken Lara kıpırdamadı.
Hareket edemiyordu.
Çünkü zihni tek bir cümlede takılı kalmıştı.
Murat ölmedi.
Babası ölmemişti.
Yıllarca kendisine anlatılan hikâye yalandı.
Ya da eksikti.
Ve artık Lara ikisinin arasındaki farkı umursamıyordu.
"Kader hastaneye götürülüyor."
Kaan'ın sesi yakından geldi.
Lara dönmedi.
"Umurumda değil."
Bu söz Kaan'a çarptı.
Belli oldu.
Ama itiraz etmedi.
Çünkü Lara haklıydı.
Bu gece çok fazla şey öğrenmişti.
"Babamın odasına gidiyoruz."
Sessizlik.
Sonra Kaan başını salladı.
"Tamam."
İlk kez itiraz etmedi.
Rauf ambulansın peşinden gitmişti.
Yalıda yalnız kalmışlardı.
Yağmur devam ediyordu.
Eski ahşap bina rüzgârın altında inliyordu.
Ve Lara'nın avucunda iki anahtar vardı.
K harfli.
M harfli.
Geçmişin iki ayrı kapısı.
"Murat'ın odası nerede?"
Kaan birkaç saniye sustu.
Sonra koridorun sonuna işaret etti.
"Üçüncü kat."
Lara durdu.
"Üçüncü kat mı?"
"Evet."
"Orası yanmış."
"Kısmen."
"Yirmi yedi yıldır oraya kimse girmedi mi?"
Kaan'ın cevabı gecikmedi.
"Girdi."
Lara ona döndü.
"Kim?"
Kaan'ın gözleri karardı.
"Ben."
Merdivenleri çıkarken gıcırtılar bütün yalıya yayıldı.
Üçüncü kat diğer bölümlerden daha kötü durumdaydı.
Tavanın bazı yerleri çökmüştü.
Duvarlar kararmıştı.
Yanık kokusu hâlâ hissediliyordu.
Sanki yangın dün çıkmıştı.
Koridorun sonunda tek bir kapı vardı.
Diğer odaların kapıları yok olmuştu.
Bu kapı hâlâ ayaktaydı.
Ağır.
Siyah.
Ve kilitli.
Lara'nın kalbi hızlandı.
Kapının ortasında küçük bir plaka vardı.
Üzerinde tek harf yazıyordu.
M.
"Yıllardır burada mı duruyor?"
"Evet."
"Ve sen açmadın mı?"
Kaan kapıya baktı.
Uzun süre.
Sonra cevap verdi.
"Açamadım."
"Neden?"
"Korktum."
Lara ilk kez dürüstlük duyduğunu hissetti.
Kaan yalan söylemiyordu.
Gerçekten korkmuştu.
Yıllardır.
Anahtarı çıkardı.
M harfli olanı.
Titreyen ellerle kilide yerleştirdi.
Tık.
Anahtar uydu.
İçeriden eski mekanizmaların sesi geldi.
Paslı dişliler döndü.
Yılların sessizliği kırıldı.
Ve kapı açıldı.
İçerisi beklediğinden farklıydı.
Tozlu değildi.
Dağınık değildi.
Aksine.
Oda sanki dün terk edilmiş gibiydi.
Masa yerindeydi.
Kitaplar raflardaydı.
Perdeler kapalıydı.
Ve yatağın üzerinde bir ceket duruyordu.
Lara yavaşça içeri girdi.
Boğazı düğümlendi.
Çünkü burada ilk kez babasına ait bir şey görüyordu.
Gerçek bir şey.
Hayal değil.
Fotoğraf değil.
Hikâye değil.
Gerçek.
Masanın üzerinde bir çerçeve vardı.
Lara aldı.
Fotoğrafa baktı.
Genç bir kadın.
Genç bir adam.
Ve aralarında küçük bir kız.
Lara.
Nefesi kesildi.
Bu fotoğrafı daha önce hiç görmemişti.
Ama kendisinden emindi.
İki yaşlarında görünüyordu.
Annesi gülüyordu.
Babası da.
Mutlu görünüyorlardı.
Gerçekten mutlu.
"Bu mümkün değil."
Lara'nın sesi çatladı.
"Kaan."
Adam yaklaşmadı.
Kapının yanında durmuştu.
Sessizce.
"Bu fotoğraf ne zaman çekildi?"
Kaan çerçeveye baktı.
Sonra gözlerini kaçırdı.
"Yangından bir hafta önce."
Oda yeniden sessizleşti.
Bir hafta.
Sadece bir hafta.
Sonra her şey yok olmuştu.
Lara masadaki çekmeceyi açtı.
İçi belgelerle doluydu.
Notlar.
Fotoğraflar.
Gazete kupürleri.
Ve bir günlük.
Siyah deri kaplı.
"Bu babamın mı?"
"Evet."
Lara günlüğü açtı.
İlk sayfada tarih vardı.
Kasım 1999.
Yangından birkaç gün önce.
Altında tek cümle yazıyordu.
"Kaan haklı çıktı."
Lara dondu.
Yavaşça başını kaldırdı.
"Kaan haklı çıktı."
Kelime kelime okudu.
Sonra Kaan'a baktı.
"Ne konuda?"
Kaan'ın yüzündeki renk çekildi.
"Ne konuda?"
Bu kez daha sert sordu.
Kaan cevap vermedi.
Çünkü cevabı biliyordu.
Ve söylemek istemiyordu.
Lara günlüğün sonraki sayfasını çevirdi.
Yazılar daha aceleciydi.
Daha düzensiz.
Daha korkmuş.
"Onlar bizi izliyor."
"Artık eminim."
"Tablodaki şeyi öğrendiler."
Lara'nın kalbi hızlandı.
Tablo.
Yine tablo.
Her şey dönüp dolaşıp aynı yere çıkıyordu.
Bir sayfa daha çevirdi.
Bu kez yazı daha da kötüydü.
Mürekkep dağılmıştı.
Sanki yazan kişinin elleri titriyordu.
"Yangın çıkarsa sakın aynaya bakma."
Oda buz kesti.
Lara satıra baktı.
Tekrar baktı.
Sonra bir sonraki satırı okudu.
Ve bütün vücudu dondu.
Çünkü orada şöyle yazıyordu:
"Eğer bu defteri Lara okuyorsa..."
"...demek ki ben başarısız oldum."
Lara'nın nefesi kesildi.
Sayfanın alt kısmına baktı.
Orada başka bir not vardı.
Daha küçük.
Daha aceleyle yazılmış.
Ve tarihsizdi.
Sanki yıllar sonra eklenmiş gibiydi.
Tek satır.
Tek cümle.
Ama bütün gece boyunca öğrendiği her şeyi paramparça etmeye yetti.
"Babamı asla arama."
İmza kısmında ise tek bir isim vardı.
Murat değil.
Nermin değil.
Kaan.
🗣️ Okuma Kulübü Sorusu: Kaan neden yıllar sonra Murat'ın günlüğüne not bırakmış olabilir? Lara'yı gerçekten korumaya mı çalışıyordu, yoksa babasının bulunmasını engellemek için mi?