İçeriğe geç

Kırık Asaların İntikamı

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Kırık Asaların İntikamı

Bölüm 1

Asanın kırılışı

Kuşların minik cıvıltıları eşliğinde gözlerimi açtım. Yeni bir gün, yeni bir serüven. Kim bilir, bugün neler olacak? Yatağımda doğrulup taze havayı içime çektim. O an, içimde tarif edemediğim bir huzursuzluk hissettim. Annem ve kız kardeşim Aria’nın odalarına seslendim.

“Anne! Anne!” Cevap gelmedi. “Aria!” Yine bir ses yoktu. Evde olmadıkları belli oluyordu. Canım sıkılmıştı. Masama doğru gidip orada duran bir bardak suyu içtim. Etrafa göz gezdirdiğimde, bir şeylerin ters gittiğini hissettim. İkisinin de odalarını kontrol ettiğimde, pelerinlerinin olmadığını fark ettim. Demek ki dışarı çıkmışlardı, fakat saat daha çok erkendi.

O anda kafamda bir şimşek çaktı. Koşarak Aria’nın odasına gittim. Onun çok sevdiği sepetinin yerinde olmadığını görünce, ormana mantar toplamaya gittiklerini anladım. Ancak, daha çok erkendi ve orman şu anda güvenli bir yer değildi. Hızla pelerinimi üstüme aldım, belime kemerimi ve hançerlerimi yerleştirdim.

Dışarıda puslu bir hava vardı. Evimizin bahçesinden çıkıp karanlık ve kasvetli ormana doğru ilerlemeye başladım. Ormanın içlerine doğru ilerlerken, etrafımdaki ağaçların gölgeleri ve rüzgarın garip sesleri içimdeki korkuyu daha da artırıyordu. Çamurlu zeminde yürürken, her adımımın ardından yankılanan sesler sanki ormanın derinliklerinden gelen uyarılar gibiydi. Bir elim belimde, diğer elim ise yolumu aydınlatmaya çalışıyordu.

İlerledikçe, ağaçların arasında garip bir ışık gördüm. Kalbim hızla çarpmaya başladı. Yavaşça o yöne doğru ilerledim. Karşılaştığım manzara, hayatım boyunca görmeyi isteyeceğim en son şeydi. Annemin ve Aria’nın cansız bedenleri yerde yatıyordu.

Hayat o anda benim için farklı bir kavram haline gelmişti. Hayat bitebiliyordu, hayat geçiciydi. Hayır... neden? Neden bunlar benim ailemin başına geliyordu? NEDEN!

Başlarında oturmuş haykırıyordum:

"Neden?" diye.

"Neden? Neden? Neden? Neden? Neden?"

Ne suçları vardı? Gözlerinden akan o kan kırmızı sıvı... Büyü yapılmıştı... Bir büyücü ailemi katletmişti... Kardeşimin sepeti içinde duran o şirin mantarlar...

Ben bunları düşünürken üstüme atılan ve beni yerlerde sürükleyen canlı ortaya çıktı.

"HAYIR! Bu şey bir İBLİS!"

Karşımda canlı bir iblis vardı! Sadece efsanelerden duymuştum onu ben! Ve şu anda karşımdaydı, üstüme çıkmıştı. Tam olarak o anda ölümün ne olduğunu merak etmeye başlamıştım. İblise baktım, o korkunç pençelerini bana saplamaya hazırlanıyordu.

Boyu en az 2 metre vardı, insanlara hiç benzemiyordu. Çok kuvvetliydi ve üstüme muazzam bir hızla atılmıştı. İğrenç dişleri, uzun saçları, kırmızı gözleri, iki boynuzu ve toynak şeklinde ayakları vardı. O korkunç ışıltıyla bana bakıyordu. Adeta öldürme isteği ile yanıp tutuşuyordu. Puslu ve karanlık havanın altında, ormanın açıklığında üstümde bir iblis ve çaresiz bir şekilde çırpınan ben vardık. Dehşete kapılmıştım; hayatımda gördüğüm en çirkin ve güçlü canlıydı bu! Üstümde boğazımı sıkmaya başladığında, artık tek yaptığım sakin gözlerle sonraki hayatın olup olmadığını sorgulamaktı.

Şeytanın kıvrımlı siyah boynuzlarının hareket ettiğini fark ettim. Yüzünde korku dolu bir ifade vardı. O şeytani sırıtış gitmiş, yerini korku dolu bir ifadeye bırakmıştı. Boynuzları birden yere düşmüş ve kendisi bir hışımla üstümden atlamıştı. O şey dökülüyordu! Tam anlamıyla dökülüyordu. Gözleri, kolları, suratı, kulakları... Tamamen yok oluyordu. Şeytan yaptıklarının cezasını çekiyordu. Kıvranıyor, acı çekiyordu. Artık ben de korkmuyordum. İkna olmuştum, artık bu olaylar bitecekti. Huzura erecektim, sakince yas tutacak ve hayatıma devam edecektim...

Rüzgarın sanatsal bir şekilde esmesinin ardından, karanlıkta uzun bir adam belirdi. Çizmeleri yumuşak çamuru eziyor, özgün bir ses çıkarıyordu. Elinde bulundurduğu uzun kılıç ile son derece dik ve sert bir duruşu vardı. Yaklaştığında, duruşunun aksine yüzünde hoş bir gülümseme olduğunu ve bana şefkatle baktığını fark ettim.

Neler oluyordu böyle? İblise ne olmuştu? Bu adam da kimdi böyle? Neden gülüyordu? İblisi o mu öldürmüştü yoksa? "Sen de kimsin?" diye sorabildim ürkekçe. Rahat gülümsemesi ile bana doğru yaklaşıp beni kaldırdı. "Ben Elion, bir ilaç uzmanı ve tahmin edebileceğin gibi iblis avcısıyım," dedi, iblise duygusuz bir ifadeyle bakarak. "Onu az önce zehirledim, şu anda tüm yaşamsal fonksiyonları durdu yani öldü."

Elion'un bu konuşması beni cesaretlendirdi. Ailemi işaret edip mahcup ve ciddi bir üzüntü taşıyan bir ifade ve titreyen bir sesle ekledim, "Onları kurtaramadım! Bay Elion, ben bir eziğim, uğursuz bir evlat, kardeşin tekiyim ben!"

Elion sakince ince uzun elini omzuma koydu. Pelerinin kapüşonunu indirmesiyle kahverengi, hafif uzun saçları ortaya çıktı; oldukça sert ve karizmatik bir mizacı vardı. Görünüşünün aksine çok yumuşak bir sesle devam etti, "Elinde değildi, Kaelan. Sen hayırsız bir evlat falan değilsin, sadece şans senden yana değildi o kadar. Ama bilmelisin ki her an seni dibe iten her olay, senin güçlenmen için bir fırsat olabilir."

Kaelan'ın gözlerinde hüzün ve öfke bir araya gelmişti. "Ailemi koruyamadım," diye mırıldandı. "Her anında babamın ailesine şiddet uygulamasını hatırlıyorum. Ona karşılık veremediğim her an için kendimi daha fazla çalışarak affedebilirim. Annem ve kız kardeşim için özür dilerim, artık onları korumak için her şeyi yapacağım."

Elion sessizce dinledi ve sonra, "Bu arada ismin nedir genç adam? Ha bir de sadece Elion diyebilirsin."

"İsmim Kaelan." Sonra bir an durdum, geçmişin anıları aklıma gelmeye başladı. Çocukluğumun mutlu günlerinden annemin gülümseyişi, kız kardeşimin neşesi, babamın kılıcının büyüleyici parıltısı... Ve sonra o günün korkunç sahnesi, ailemin cansız bedenleri... Gözlerim dolmuştu.

"Kaelan, güzel Kaelan," dedi Elion sessizce. "Benimle birlikte iblis avcıları birliğine gelir misin acaba? Orada rahat edebilir ve intikamını almak için karşılıksız eğitim görebilirsin."

Bu teklif kulağa mantıklı geliyordu. Neden olmasın dedim içimden. O anda gerçek bir yemin ettim. Babamız bizi bir başımıza bırakıp gitmişti ve hayatım olan annem ve kız kardeşim için artık tüm hayatımı buna adamaya hazırdım. Tüm öfkemi daha çok çalışarak çıkaracaktım.

Bölüm sonu

2 yorum

  • https :// discord.gg / SJtpHRWMFF Sizi 7/24 aktif, 4000+ üyeli sohbet, oyun,dil sohbet (Native Ingilizlerle), kitap, vote, AI resim/chat botları temelli "Yazarlar Ansiklopedisi" isimli sunucumuza davet ediyorum. Sunucumuz gelişen yazar ve okurlardan oluşuyor. Haftanın 4 günü "eleştiri ve destek" turlarında sırayla yazarların kitapları okunup yorumlanır. Eleştiri turunda yazarın eksik ve iyi yanlarını söylüyoruz. Destek turu ise sınav vs. için az vakti olan üyeler için ve okuma zorunlu değil, zaman almıyor. Serverde farklı yarışlar vardır. 🏆Ayın Yazarı🏆 yarışında kazanana yorum, vote vs. ödülleri verilir. Serverde her yaş aralığında (çoğu 13-45) üyeler bulunuyor. Sizlere kitap, sohbet, oyun (LoL, Valorant, Gartic, Among Us, Mafya, Köstebek, Role play, Cinayet Cözme,), AI resim & chat botlar ve dil sohbeti (native İngilizlerle) gibi etkinliklerle dolu bir ortam sunuyoruz. Eğlence için owo, satranç, kelime türet, düello, adam asmaca gibi oyunlar da var. Ünlü __Dizi TV__ projemizde senarist olabilirsiniz. Her gece üyeler seslide toplanarak müzik dinliyor, sesli sohbet ediyoruz. Sunucumuza girmek için üstteki linktedi boşlukları bırakmadan oluşturup kopyalayın. Sonra tarayıcıda ya insta, Discord'da atıp üzerine tıklayın. Anlamazsanız sorun. Linkin süresi hiç geçmiyor, hep tıklayabilirsiniz. Linke panomda da var.