Bölüm 1: Yeni Bir Başlangıç
(23 Ağustos 2025)
Sabah annemin sesiyle uyanmıştım.
"Kızım Elina, uyan artık!" diye bağırıyordu. Bugün Türkiye, Ankara'ya gidecektik. Uçağımız saat 10.00'daydı. Başucumda duran telefonuma baktım, saat 06.00’dı. Daha 4 saat vardı. Klasik anneler işte...
Azerbaycan, Bakü’yü, o güzel ülkemizi ve şehrimizi terk ediyorduk.
“Arkadaşlarımı da…” Gerçi terk ediyorduk diyecektim ama maalesef ki arkadaşım olmadığı aklıma geldi. Arada sırada sınıftakilerle konuşurduk sadece.
Türkiye’yi gerçekten çok merak ediyordum.
Umarım orada arkadaşlarım olur... Ama pek sanmam, çünkü insanlarla konuşmaktan çok çekiniyordum.
Türkiye’ye niye taşınacağımızı sorarsanız eğer, annem ve babamın işi içindi. İkisi de ortak çalışıyor. Orada yeni bir şirket açacaklardı ve ben de hayatıma sıfırdan başlayacaktım. Yeni okulum ve yeni hayatım beni bekliyordu.
Annem hâlâ beni uyandırmaya çalışıyordu.
En sonunda terliği kafama yemiştim.
Annem, yani herkesin "Selin Hanım" diye seslendiği kişi, iş yerinde ne kadar iyi görünse de her gün o terliği kafama yiyordum.
En sonunda kalktım ve anneme:
"Daha saat sabahın altısı. Çok erken değil mi?" diye sordum.
Annem hiç beklemeden:
"Anca kalkıp hazırlanırsın." dedi.
Ve haklıydı. Yaptığım her işte oyalanıyordum resmen.
Annemden:
"Sen git, ben hazırlanıp geliyorum." diyerek kurtuldum.
O da:
"Ben kahvaltı hazırlıyorum." diyerek odamın kapısını kapatıp çıktı.
Yatağımda biraz TikTok izledikten sonra ayağa kalktım. Saat 06.47 olmuştu. Ve annem beni kahvaltıya çağırıyordu:
"Elina! Hadi, kahvaltı hazır!"
Cevap olarak:
"Beş dakika anne!" diye bağırdım.
Hemen elimi yüzümü yıkadım. Üstümü değiştirmeye gerek duymadım. Ne de olsa uçağa binecektik.
Makyaj yapmayı seven insanlardan değilim. Sadece elimi yüzümü yıkamam 10 dakikamı almıştı, çünkü uykulu uykulu yürüyordum. Saate baktığımda 07.00 olmuştu bile.
Hemen koşarak kahvaltıya indim.
Annem beyaz pantolon ve kırmızı crop giymişti. Fiziğini ortaya çıkarmaya çalışıyordu sanki. O kadar iyi bir fiziği vardı ki...
Tabii benim de öyle, anamın kızıyım. Ama ben fiziğimi hiç ortaya koyamıyordum.
Babam, Oğuz Bey; beyaz gömlek ve siyah alt giymişti. Sanki düğüne gidiyorlardı. Ama doğru ya, onlar bir şirket yönetiyorlar.
Annem bana öylece bakakaldı.
"Bu hâlinle mi gideceksin?"
"Ne varmış hâlimde?" diyerek kahvaltıya oturdum.
"Kızım, anlıyorum seni. İnsanlarla iletişim kuramıyorsun. Ama pijamayla uçağa binmeyi nasıl düşünüyorsun?"
"Rahat takılmak istiyorum. Alt tarafı uçağa bineceğim." diyerek omuz silktim.
Babam aramıza girerek:
"Elina nasıl giyinmek istiyorsa öyle giyinsin. Kendi kararı." dedi.
Babamı o an alkışlamak istedim ama yapamadım.
Annem tabii bir şey demedi, hepimizin çayını doldurdu. Güzelce kahvaltımızı ettik.
Hava o kadar soğuktu ki ev topuzu olan o dalgalı, koyu kahverengi saçlarımı açmak zorunda kaldım.
Saçımın bu kadar güzel olmasını tahmin etmiyordum.
Saçımı 18 yaşından beri ilk defa açıyordum.
Evden çıktığımızda saat tam yediydi. Hava alanına yetiştiğimizde saat sekizi çeyrek geçiyordu. Saat dokuz buçuk olana kadar telefonda vakit geçirmiştim.
Ankara'nın nasıl bir yer olduğunu aratmıştım ve çok güzeldi.
Gideceğim okulu, kalacağımız otelin, kalacağımız yerin sokağına kadar bakmıştım. Ama aralarında en çok istediğim şey Anıtkabir'e gitmekti.
Annem Türk, babam Azerbaycanlı olduğu için yarı Türk, yarı Azerili oluyordum. Buda beni daha çok güvende hissettirmişti.
Annemde zaten İzmir'de yaşıyordu. NOYİRA HOLDİNG'te daha stajyerdi. Babamla orada tanışıp birbirlerine aşık oldular. Babam işlerini büyütüp
Azerbaycan'da çalışmaya başladı. Annemde öyle. Tabii annem ve babam evlendikten bir yıl sonra ben doğmuştum. Annem bu sürede işine ara verdi.
Babam hem annem hem de kendi yerine çalışıyordu. Gece, gündüz demeden. Ne şirketi diye sorarsanız kısaca "Reklam Ve İşbirliği" hem film hem de reklam
yapıyolardı. Ben doğduğumdan beri yani on sekiz yıl önceden beri 7 film 42 tane reklam oluşturmuşlardı.
Şirket çok ünlüydü. Daha çok dizileriyle ünlü oldu. Anlayacağınız kadar ailemle fazla vakit geçiremiyorum. Hala da öyle.
Saat dokuz buçuk olduğunda hava alanında satılan yiyecekler aldım. Uçak saat gelene kadar küçük paket cipsi ve jelibonlarımı bitirmiştim.
Ve işte o an.... Hayatımın değiştiği o an... Saat on olmuştu bile. Zaman ne kadar hızlı geçiyor.
(İlk defa yazıyorum yanlışım varsa özür dilerim 🤧😭)
