İçeriğe geç

Kimsin Sen?

Bölüm 1 · 10 dk okuma

Kimsin Sen?

Bölüm 1

1. Bölüm; Gizli

Merhaba ben Hazel. Kendimi nasıl tanıtmam gerek bilmiyorum. Sıradan bir insanım. Ve şu anda sabahın dokuzunda okula gidiyorum.

Geldik yine akıl hastanesi gibi 4 duvar arasında kaldığımız yere. Kimseyi özlememişim. Kızlar hariç. Tabi ki okulun ilk gününden kavga edip müdüre gitmesek olmazdı. Gerçi biz azar yemeye alıştık.

Kavgadan sonra sınıfımıza yeni gelen biri var mı diye kontrol ettik. Çok garip bir şekilde kimseyi bizim sınıfa almamışlardı. Aslında bizim sınıfımıza ipini koparan geliyor diyebiliriz. Gene uslu durmayıp sınıfa gizlice telefon getirmiş aşağıdan mesajlaşıyorduk.

Telefonlarımızı kapatmıştık. Sınıfa baktığımda yarısının uyuduğunu gördüm. Sonra niye sınavlarımız düşük.

Sonunda kırk dakika bitmişti dışarıya çıkacaktık ki, sular seller gibi yağmur yağdığını gördük. Tabi ki sınıfta otuz kişi oturursak kavga çıkardı. Zaten çıktı da.

Bir kaç dakika içinde de koridorda şirinlerin kavgası vardı herhalde o kadar kısa insan mı olur? Gamze ile sıramıza oturmuş tam dedikodu yapacağız ki yanımıza Mert geldi ve "Siz de bu hotwheels'dan varmı yoktur ki." diyip yanımızdan gitti.

Gamze ile arkasından yan gözle bakarken bu sefer yanımıza Alisa ve Ekim gelmişti. Alisa "Lan bu okul yeni açılmadı mı niye hemen gezi yapılıyor?" demişti. Ona şaşkınca bakarken Gamze araya girdi. "Kanka geçen sene olacaktı ya hava şartları yüzünden yapılmamıştı bu yüzdendir.

"Gitsek mi lan geziye?" Gamze'nin konuşma hızı ışık hızı ile aynıydı. "Aslında güzel olabilir. Zaten ilk hafta ders çok işlenmiyor" dedi Ekim. Bi zahmet işlenmesin yazın sabahın köründe kursa getiriyorlardı. "Zaten çoğu konuyu biliyoruz. Bence gidelim." dediğimde Alisa kafasıyla beni onayladı.

"Ama şimdi bizim sınıftan tek biz falan gidersek ne yapacağız?" dedi Alisa. Keşke öyle olsa ama bu otuz kişi birlikte gitmezse olmuyor. "Kanka zaten biz gidiyoruz geziye desek 'tamam bizde geliyoruz' diyecekler." demiştim.

Tam cümlemi bitirdiğimde zil çaldı. Alisa ve Ekim sıralarına geçti bizde hocayı beklemeye başladık.

Hoca içeri girdiğinden bu yana tam on dakika geçmişti fakat o on dakika benim için bir saatti. Bizim sınıf bu hocayı pek sevmiyor zaten hocada bizi sevmiyor

.

Etrafıma baktığımda bizimkilerin kağıttan uçak yapıp attığını gördüm. Tabi tek uçak yapmakla biter mi? Kağıttan tüftük yapıp birbirlerine atıyorlardı.

Hocam bir göz doktoruna gitmenizi tavsiye ederim, çünkü karşınızda curcuna çıkıyor fakat siz hala bir şey yapmadınız.

Beş dakika sonra sınıfımızın kapısı tıklatıldı. Bizimkiler belki müdürdür diye süt görmüş kediye döndüler.

Kapı açıldığında gerçekten içeriye müdür girmişti. "Evet çocuklar bildiğiniz üzere geçen sene gezi olacaktı fakat bazı durumlar yüzünden ertelenmişti. Telafi olsun diye ilk hafta yapıyoruz geziyi gelmek isteyenler adını yazdırsın bana. Size de iyi dersler hocam." deyipp sınıftan çıkmıştı.

Sınıftakiler hemen telefonlarını açmış gruba yazıyorlardı. Geziye gitmeye karar vernişlerdi.

Ders bittiğinde otuz kişi aynı anda ayaklanıp müdürün odasına gitmiştik. Teker teker hepimiz adımızı yazdırdıktan sonra tekrar sınıfa girdik.

Sınıfa girdiğimiz anda bizimkiler kudurmaya başladı. Daha okulun bitmesine dört saat vardı. Nasıl dayanırım ben?

****************************************************************

Sonunda dört saat bitmişti ve okul bahçesinden çıkıp eve doğru yürüyordum. Kavgadan başka ekstra bir şey olmamıştı zaten. Olsa da artık alıştım.

Kulaklığımı takıp müzik açtım. Yağmurlu havada müzik dinleyerek yürümek en sevdiğim aktivitedir.

Eve ulaştığımda çantamdan anahtarımı çıkarıp kapıyı açtım. Hızlı bir şekilde odama geçip üstümü değiştirdim. Üstümü değiştirdikten sonra hemen bilgisayarımı açtım.

Kulaklığımı bilgisayara bağlayıp müzik açtım ve mutfağa doğru gittim. Buzdolabını açıp evde ne var ve yok diye bir göz attım. En sonunda makarna yemekte karar verdim.

Kısa bir sürede makarnamı hazırlayıp tabağa koydum ve odama gittim. Masaya oturdum ve bilgisayarda dolaşmaya başladım. Bir süre sonra gezi için müzik listesi yapmaya başladım.

Çoğunluk olarak benim çalma listemi dinleyecektik gibi görünüyordu. Nasıl herkesi depresyona girdiriyorum oynat bakalım. Dertli şarkı seviyorsam bu benim suçum değil.

Biraz fazla müzik ayarladım galiba çünkü usb belleğin hafızası doldu. Sıkıntı değil o şarkılar ya dinlenecek ya da dinlenecek. Telefonuma mesaj geldiğinde sınıf hocasının yazdığını gördüm. Gezi'nin tarihini atmıştı ve gezi yarındı. Bu haber 00.00'da mı verilir ya.

Hızlıca çantama kıyafetlerimi koydum. Müzikleri de yanıma almayı unutmadım. Kulaklığımı şarja taktım ve powerbankı çantama attım. Sabah kalkıp hemen çayları hazırlamak için çayları gözümün önüne koydum. Saate baktım ve ilaçlarımı içip yatağıma yattım.

****************************************************

Gözlerimi açtığım gibi saate baktım ve saat beşti. Yataktan kalktım ve kimseyi uyandırmadan mutfağa gittim. Çayları yapmak için termos çıkardım ve su ısıtmaya başladım.

Çok sesli olmasa da biraz ses çıkarmıştım. Yalnız yaşadığımı düşünmeyin çünkü ailemle yaşıyorum. Kim bu yaşta yalnız yaşar ki?

Isıttığım suyu termosa koyarken biraz ses çıkarmış olacaktım ki annemi uyandırmıştım. "Erken kalkmışsın." dedi uykulu bir sesle. "Gezi var." diye cevap verip çayı hazırlamaya devam etmiştim. Kısa sürede çayları hazırlayınca odama gittim. Dolabımdan rahat olan kıyafetleri şeçtim ve üstümü değiştirdim. Termosu da çantaya koyup evden çıkmak için kapının önüne geldim.

Ayakkabılarımı hızlı bir şekilde giydim ve merdivenleri inmeye başladım. Apartmandan çıktığımda adımlarımı biraz daha hızlandırdım ve kısa bir sürede okulun önüne geldim.

Sınıfın yarısından fazlası gelmişti. Bizimkiler hazırlanmaktan çıkmamıştır diye düşünerek, bizim sınıfın bineceği servise bindim.

Kısa bir süre sonra bizimkilerde teker teker gelmişti. Usb belleği servis sürücüsüne verdim. Şu an şarkı açacaklarını düşünmüyordum çünkü yarısının gözünden uyku akıyordu bende dahil.

Arkama yaslandım ve tam gözümü kapatacaktım ki Ege adlı hayvan bağırmaya başladı. "Aç abi ordan bir Ankara havası! Sizde kalkın lan halay çekeriz!" diye bağırdı. Sen bana sabır ver yarabbim. Ege zorla milleti yerinden kalkıp birde servis sürücüsüne Ankara havası açtırıp servisin ortasında Ankara havası oynamaya başladılar.

Şu an evde oturup Müslüm Gürses dinleyerek ağlasam daha iyi olurdu. "Abi daha oynak bir şey aç ya!" diye bağıran Ömer yüzünden farklı bir şarkı açmışlardı. Şu an serviste geziye gidiyormuş gibi değil düğündeymiş gibi hissediyorum.

Bir kaç dakika sonra bunlar hızlarını alamamış olacak ki telefonlarının ışıklarını da sağa sola doğru döndürüyorlardı. Sonra ne oldu diye sorarsanız hepsi teker teker yere kapaklandılar.

Saate baktığımda 08.00 olduğunu gördüm. Yok artık biz kaç saattir erik dalı oynuyoruz? Biraz telefonumla vakit geçirmeye karar verdim. Mesaj gelmiş mi diye bakmak için mesajlara girdim. Abimden mesaj gelmişti. 'Eksik bir şey var mı?' diye soruyordu. 'Ne almayı unuttum?' diye düşünürken ilaçları çantaya koymadığımı hatırladım. Mesaj olarak ilaçlarımı unuttuğumu söyledim.

Telefonumu sessize alıp kapattım. Bu sırada servis durmuştu. Tek bir sıkıntı vardı. Daha gideceğimiz yere gelmemiştik servis neden durmuştu? "Çocuklar daha gelmedik sadece servisin tekeri değişecek siz servisten inin." demişti rehber hocalarından biri.

Bizde hiç bozuntuya vermeden servisten inmiştik. Ormanlık bir yerde durmuştuk bunu da umursamadan bir yere oturmuş yanımızda getirdiğimiz atıştırmalıkları yiyor çayımızı içiyorduk.

"Aslında bir ekip olsak iyi anlaşırız." dedi Koray. Aynen ne ekip oluruz var ya. O yüzden bin kere ekip olmayı deneyip başarısız olduk. "Yeteri kadar denedik hiç bir zaman olamadık ki." dedi Alisa. Diyemediklerimi dediğin için teşekkürler Alisa.

"Biz sadece birbirimizi onaylıyoruz. Okul bitince kurtulduk diye şükür edeceğinize eminim." demişti Serkan. Bir zamanlar birbinizi onaylayacak insanlarda bulamıyordunuz.

"Demeyin lan öyle o kadar maceralarımız oldu." dedi Erdem. Haklı çok fazla anımız oldu ama iyi bir ekip miydik? İşte o tartışılır.

"Haklısın ama birimize bir şey olsa hiç kimse umruna etmeyecek. Bu yüzden ekip olamadık zaten." demişti Mert. Buna cevap veren kişi Ekim oldu "Herkes kendi arasında gruplaştı. Tamamen bir ekip olamadık." dedi. "Onu bahane etmeyin ekip olamamız ile onun alakası yok. Sorun tek bir kişide de değildi. Sorun hep yalan söylememizdi." dedi Gamze. Haklıydı hep yalan söylemiştik.

"Belki başka bir evrende de sınıf arkadaşıyızdır." dedi Alisa. Sen harikalar diyarındasındır kanka. Şaka bir yana başka bir evrende gerçekten bir ekip olduysak?

"Evrenin bize garezi var. Çünkü bu evrende iyi anlaşmıyoruz." dedi Naz. Kapı orada gitmek isteyenler için. "Çünkü birbirinizin yüzüne gülüp arkasından konuşuyorsunuz." diye cevap vermiştim. Gözlerini devirdiğini gördüm. Dua et şu anda zıkkımlanıyorum yoksa o gözlerini eline vermiştim.

Yaklaşık bir on dakika sonra servise tekrar bindik. Telefonumun saate bakmak için açtığımda ekranda; Venüs adlı kullanıcıdan mesaj yazısını gördüm ve mesajlara girdim.

Venüs: Dün iyi değil gibiydin rahatsız etmek istemedim şimdi nasılsın Satürn hanım?

Satürn: Sizi gördüm daha iyi oldum diyelim Venüs bey. Siz niye buradasınız?

Venüs: Okuldan buraya kaçtım. Nasıl iyi yapmış mıyım?

Satürn: Annenin haberi var mı bundan?

Venüs: Şimdi şöylekii...

Venüs çevrimdışı

Ekranda yazan yazıyı görünce gülmeden edemedim. Canım sıkıldığı için telefonuma indirdiğim bir kaç tane kitaptan birini seçip okumaya başladım...

****

Uzun bir yolculuğun ardından Malatyaya varmıştık. Otelin önüne geldiğimizde çantamı alıp hemen servisten indim. Bizimkilerde inince hep birlikte otele girdik.

Odalarımız belirlendiğinde hemen kalacağım odaya gittim. Her odada 4 kişi kalıyorduk. Ben, Gamze, Alisa ve Ekim kalıyorduk. Odaya çıkınca hem çantamı bir köşeye attım ve yatağın üstüne atladım.

"Ya kızım sen hep mi böyle olacaksın?" dedi Gamze. Evet, başka soru var mıydı? "Ama ne yapayım yorgunum." dediğimde Alisa ağzını açmış bana bakıyordu. "Lan en çok uyuyan sendin otobüste." Alisa'nın dediği ile ona yalandan kafa sallamıştım.

Az bir şey hava almak için balkona çıkacaktım. Kapıyı açmaya çalıştığımda kapının arkasında bir şey olduğunu anladım. Kapıyı zor bir şekilde açtığımda önümde bir defterin olduğunu gördüm. Elime aldım ve dış kapağını inceledim. İlk sayfasında yazanları okumaya başladım.

'16 6 27 1

Bugün aramızdan biri kaybedecek,

bu bende olabilirim, kaybetmemek için elimden geleni yapacağım ve zihnimdekilerden kurtulacağım.

Fakat biliyorum ki onlara veda edeceğim ve bu son yazım olacak,

Üzgünüm söz vermemeliydim.

Biliyorum,

vedalar zordur, fakat bunu yapmam gerek.

Eğer bir daha sizi göremezsem veya siz beni göremezseniz,

Günlüğü okuyacaksınız çok iyi biliyorum, Umarım beni özlemezsiniz.

Çünkü görünüşe göre uzun bir tatile çıkacağım, Sonsuza kadar süren bir tatil.

Kameralara dikkat edin, onlar sizin sonunuz olabilir. Fakat,

Ne yapsanız, olmayacak,

Ölüm sizi her türlü bulacak.

Şifreler bende değil sizin zihninizde,

Biliyorum kafanız karışacak,

Fakat yenen onlar değil siz olacaksınız.

Herkesten ve her şeyden uzak olun,

Sizi her zaman izliyor olacağım.

Kalbiniz taştan değil,

Fakat pamuktan da değil,

Sizi bitiren de bu olacak. '

Sayfayı okuduğumda anladığım tek şey bunu yazan kişinin bir şeylerden korktuğu oldu. İkinci sayfayı okumaya başlayacakken bunu durduran şey yağmurun yağmaya başlamasıydı. Islanmamak için içeriye girdim.

"Görünüşe göre bugün gezemeyeceğiz." dedi Gamze. Buna karşılık olarak Ekim "Tam da zamanı ya." diye söylenmeye başladı.

"Tamam söylenmeyi bırakın. Akşam yemeğine daha çok var oyun oynamaya ne dersiniz?" diye sordu Alisa. "Tamam ne oynayacağız?" dediğimde hepsi düşünmeye başladı. "Korku oyunu olur mu?" diye sorduğumda hepsi kafası ile onaylamaya başladı.

Hızlı bir şekilde bilgisayarı açıp rastgele bir korku oyununa girip oynamaya başladık.

...

"Hanginiz backrooms girelim dedi? Kesinlikle dövmeyeceğim ne alaka?"

"Arkada kaldım!"

"Lan çıksanıza önümden!"

"Öldüm ya!"

"Tekrar başlat şunu!

"Demiyim diyorum ama bu şey çok hızlı geliyor yardım!"

"Az kaldı ölmeyin iki dakika!"

"Bitti!" diye bağırdığımda oyunu bitirmiştik. Hepimizde derin bir nefes verdikten sonra gülmeye başladık. Fakat gülmemizi bitiren şey kapının çalınması oldu.

Oturduğum yerden kalkıp, yavaş adımlarla kapının önüne gittim ve kapıyı açtım. Karşımda sınıftakiler vardı. Bu ne ya sürü gibi geziyorlar.

"Lan hadi çıkın yemek yiyeceğiz! Açım ben, sizi bekleyemem!" diye bağıran Ege ile göz devirmem bir oldu. Kızların da gelmesi ile odadan çıktık ve yemek katına inmek için merdivenlerin yanına gittik. Bu kadar kişi asansöre binmemizi beklemiyordunuz herhalde.

Yemek katına indiğimizde hemen bir tane masaya oturduk ve yemeklerimizi beklemeye başladık. Yemekleri beklerken aklım hala defterdeydi. Acaba ne demek istiyordu? Veya ne anlatmak istiyordu?

Cümleleri aklıma getirmeye çalıştığımda sadece aklıma gelen cümle 'Çünkü görünüşe göre uzun bir tatile çıkacağım, Sonsuza kadar süren bir tatil.'. Ne olabilirdi anlamı? Aklıma gelen iki seçenek vardı. Normal olan tatile gitmek diğeri ise ölmek.

Aklımdaki kötü düşüncelerden kurtulmaya çalışırken aklıma bir başka cümle daha geliyordu. 'Şifreler bende değil sizin zihninizde.' Bu cümleden sonra o defterde bir gizem olduğunu anlamalıydım.

Kafamdaki karışık cümleleri bir kenara ayırıp en iyi yaptığım şeyi yapmaya devam ediyordum. Hiç bir şey olmamış gibi davranmak. Yemeklerimizi yemeye başladığımızda etrafta sıradan bir sohbet dönüyordu. Her zamanki gibi sessizliğimi koruyup etraftaki odaklanmaya çalıştım.

Sınıftakilerden daha çok tanımadığım insanların garip şeyler söylemelerini dinliyordum. Genel olarak bir kaç yabancı isim duyuyordum. Bunlar 'Coraline', 'Gorgin', 'Nef' ve hatırlayamadığım bir çok isim.

"Hazel? Sen iyi misin?" diyerek beni itekleyen Ekim'e

doğru baktım. "İyiyim." dediğimde bana öyle bir bakmıştı ki... "İnanmadım. Ama şu anlık seni rahat bırakıyorum." rahat bıraktığın için teşekkür ederim Ekim.

Herkes yemeğini yemiş olacak ki dağılmaya başlamışlardı. Ben ise hala diğer insanların konuşmalarını dinlemekle meşguldüm. Gamze'nin beni dürtmesiyle oturduğum yerden kalkıp bizimkilerin arkasından odaya doğru yürümeye başladım.

Odaya geldiğimizde kızlarla korku oyunumuza devam ettik. Saat biraz ilerleyince uyumaya karar verdik. Tek bir sorun vardı. Ben defteri nereye koymuştum?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.