Belgeyi duvarın altından alıp almamaya tereddüt etse de, içinden bir ses alması gerektiğini söylüyordu. Yukarıdan bakınca mühürden başka bir şey görünmüyordu. Bu da bilmesi gerekenler için yeterli sayılmazdı. Yavaşça eğilerek belgeyi eline aldı. Kâğıdın dokusu elinden kaybolup gidecekmişçesine yumuşaktı. Kendine yaklaştırdıkça yazılar da görünür hale geldi. Ne çok yüksek, ne de çok alçak olan bir ses tonuyla kâğıdı okumaya başladı. Kayıp Kent Direktifi Kod Adı : Omega Hazırlayan : Róis Callanwyn İmza Tarihi : [Belirtilmedi] Yer : Kimsesiz Kent, No: 76 / Pusula Evi Uyarı! (Gizli Belge): Yalnızca boyutlar arası yolcular tarafından açılabilir. – Giriş Bu belge, özgürce düşünen ve hayal eden insanların kenti olan Caeliora, şimdiki adıyla Kimsesiz Kent'in eski hâline getirilmesi için düzenlenmiştir. Kentin yönetim sistemini değiştirmek, halkı tekrar bir bütün yapabilmek, boyutlar arası yolcuların yükümlülüğündedir. – Görevler 1. Felsefenin yaygınlaştırılması. 2. Bilimin yaygınlaştırılması. 3. Sanatın yaygınlaştırılması. Görevler tamamlandıkça yeni görevler eklenecek, halk gerçeklere uyanacaktır. Tabii eğer vazgeçmezseniz... İrkilirler diye çekinmeyin, irkilerek uyanmak da uyanmaktır. Dipnot: Canım oğlum Darian, Sandığın gibi seni terk etmedim, Seni hazırladım. Kendini bambaşka yerlerde aradın. Ama sen, Kimsesiz Kent'e aitsin. İnsanlığa en büyük iyiliğin onu kurtarmak olacaktır. Seni çok seven annen, Róis Callanwyn. Darian olanları anlamlandıramıyor, kafası karıştıkça karışıyordu. Kafa karışıklığı onu öfkelendirse de, öfkesini kontrol altında tutmaya çalışıyordu. Belgeyi buruşturup yırtmaya yeltendi. Çünkü bunların ona göre bir gerçekliği yoktu. Ama belge yırtılmayıp, kopyalanmıştı. "Tüm bunlar çok saçma, gitmeliyim," dedi kendi kendine. Tam gitmek için arkasını dönecekken, adım seslerini duydu. Birisi gelip sertçe kapıyı kapattı. Gelen; siyah saçlı, kahverengi gözlü, buğday tenli, kirli sakallı, gözlüklü, gri kazaklı, lacivert ekose gömlekli, boynuna sardığı mavi atkısıyla, pusulalı saatiyle bütünleşmiş Jadon Stone’du. Sağ elinde de bir harita duruyordu. Darian başını hafif yana çevirip Jadon'ın gözlerinin içine baktı ve aklından geçen en yeni soruyu sordu: Darian Ronan Alistair: – Buraya kadar geldiğine göre, kendini tanıtmadan gitmeyeceksin, değil mi? Jadon, Darian'ı görür görmez ondan pek hazzetmemiş olsa da, belge yüzünden Darian’la konuşmak zorundaydı. İstemeye istemeye dudaklarını oynattı: Jadon Stone: – Birincil olarak adım Jadon Stone, ikincil olarak burası benim eski evim, üçüncül olarak buradan tek başıma gitmeyeceğim. Darian Ronan Alistair: – Dördüncül olarak ben gidiyorum o halde, değerli ev sahibi. Sizinle tanışmak benim için büyük bir şerefti. Darian elini göğsüne koyarak öne eğildi. Jadon'ın sinirden yüzü kızarmıştı. Jadon sinirlendikçe, Darian keyifleniyordu. Jadon, pusulalı kol saatini başının üstünde tuttu. Manyetik ibre oynamaya başladı. Yönler karıştı. Manyetik ibreyle beraber ev de dönüyordu. Sarsıntıdan birbirlerinin seslerini zar zor duyduklarından, bağırarak konuşuyorlardı. Jadon Stone: – Git bakalım, gidebiliyorsan Darian! Darian Ronan Alistair: – Önsezilerin kuvvetliymiş, tebrik ederim! İsmimi doğru söyledin! Jadon, Darian’a iyice sinirlenirken, Darian ıslık çalıyordu. Darian Ronan Alistair: – Bak, kolumu çok sıkı tutuyorsun, şarkıyı unuttum! Olmadı böyle! Jadon Stone: – Kolum için üzgünüm! Jadon Stone: – Pardon… Kolun için! Jadon Stone: – Birazdan neden bu kadar sıkı tuttuğumu anlayacaksındır! Darian Ronan Alistair: – Yoksa hâlâ gitmemden mi korkuyorsun? Jadon’ın yüzünde yavaşça bir gülümseme belirdi. Jadon Stone: – Ne korkması? Korkmuyorum, önlem alıyorum! Darian Ronan Alistair: – Daha nasıl önlem alabilirsin, merak ediyorum. Evini başımıza yıkmana az kaldı! Jadon Stone: – Eski evim demiştim! Ayrıca istesem rahatlıkla tekrardan inşa edebilirim! Jadon bu sözü söylerken Darian, Jadon’ın elindeki haritaya uzanmaya çalışıyordu. Sigaralarını saklamak için gözüne haritayı kestirmişti. Jadon Stone: – Ne yapıyorsun, Darian? Darian Ronan Alistair: – İrlanda hangi kıtadaydı? Jadon Stone: – Asya! Darian Ronan Alistair: – Asya mı? Asya değildi sanki ya! Jadon kaşlarını kaldırıp biraz çattı. Jadon Stone: – Doğduğun ülkenin hangi kıtada yer aldığını bildiğini düşünüyorum! Darian Ronan Alistair: – Bilgilerimizi tazelemek gerekmez mi? İnsan olduğumuzdan dolayı unutmaya yatkınız! Jadon Stone: – Evet, doğru söylüyorsun. Fakat bu bilgiyi sözlü olarak aktarmam daha iyi olacaktır! Jadon Stone: – İrlanda, Avrupa kıtasının kuzeybatısında, 51° - 56° kuzey enlemleri ile 11° - 5° batı boylamları arasında yer alıyor. Ve Atlas Okyanusu’nun doğusunda, Büyük Britanya’nın batısında bulunuyor. Sonra teşekkür edersin. Jadon, Darian’a vermeden haritayı açtı. Harita açılınca belgeler de birleşti. Evin tavanında, pusula sembolüyle iç içe geçmiş Omega (Ω) işaretli mor bir ışık yandı. Matematik ve fizik gibi alanlardaki anlamının dışında da, kaçınılmaz kaderi simgeliyordu. Evin sarsıntısı durdu. Jadon ve Darian çok yükselmeden (uçmakla düşmek arası), mor ışığın içinden geçerek boyut değiştirdiler. Darian, Jadon’a belli etmese de hem üzgündü hem de şoktaydı. Yıllardır haber alamadığı annesinden bu şekilde haber almıştı. Bir belgeyle... "Neden o zaman değil de bugün? Bu saatte?" diye soruyordu kendine. Onun sevgisine en çok ihtiyaç duyduğu zamanlar değil de, neden şimdi? "Benim yanımda olup hiçbir şey yapmadan, sadece varlığıyla da beni hazırlayabilirdi," diyordu. Neden uzakta olmak zorundaydı? Neden? Gözleri yavaş yavaş kapanıyordu. Boyut geçişi uykusunu getirmişti. İlk kez deneyimleyenlerin uykusu, uzun zamandır deneyimleyenlere nazaran daha çok geliyordu. Ve zihinleri, düşüncelerini tek bir noktada topluyordu. Darian’ın düşünceleriyse herkesten dağınıktı. Başından, ortasından kopuklardı; belli bir sonları da yoktu. En sonunda uykuya daldı. Hipnik seğirmeler yaşayıp, geçiş boyunca birçok kez sayıklamıştı. Dediklerinin çoğu anlaşılmıyordu. Jadon'ın anlayabildiği tek kelime "anne" kelimesiydi. Kulağa hece hece, kesik kesik geliyordu. Burada da katman katman, kiremit rengi duvarlar vardı. Darian ve Jadon duvarlara yakınlaştıkça detaylar artıyordu. Katmanlar, ağaç kütüğünün iç kısmındaki halkalara benziyordu. Üst kısımlarında kendi etrafında dönmekte olan geometrik şekiller vardı. Bilhassa üçgenler ve altıgenler fazlalıktaydı. Her biri eş zamanlı olarak dönüyordu. Bu katmanlar, aslında geçişin katman katman gerçekleştiğini gösteriyordu. Duvarların asıl işlevi de geçit kapıları olmalarıydı. Coğrafya ve tarihe ilgi duyanlar geçişlerden sorumluydu. Jadon da coğrafyaya ilgi duyuyordu. Belgeyi düzenlemesi için Róis’a yardım eden de oydu. Róis, Jadon’a İrlanda’dan onu alıp Kayıp Kent’e götürmesini ve bunu Darian’dan bir süre saklamasını rica etti. Róis’u kıramayıp, dediklerini yerine getirdi. Jadon, Kayıp Kent’te, bahçesinde beyaz dut ağaçları bulunan bir köşkte yaşıyordu. O da Darian’ı ilk olarak köşke götürmeyi planlıyordu.
Bölüm 5
5. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.