Bir insan en çok yaşaması gerektiği yaşta ölmek ister mi? Ben istedim ama siz istemeyin. Ben öldüm ama siz ölmeyin. Şimdi diyorsunuz ki eğer öldüysen nasıl bu mesajı yazabiliyorsun. Ben bedenen değil ruhen öldüm. Ben yetişkinliğimi değil çocukluğumu öldürdüm. Bu mesajı buraya bana üzülün diye değil bana kötü gözlerle bakın diye yazıyorum. Ben buraya bu mesajı sizde kendinizi öldürmeyin diye yazıyorum. Ben kendimi öldürdüm ama yine de yaşıyorum. Size bir şey sormak istiyorum. Bir insanın kalbinin sağ tarafı yanarken sol tarafı donar mı?
Bloğumdaki yazıyı tamamlayıp gönder butonuna tıkladım. Ekrana düşen bir kaç damla göz yaşına baktım. Her gün her seferinde bu bloğa mesaj yazıyor ama yine de kendimi iyi hissetmiyorum. Her gün mesajımın başında saatlerce ağlıyorum ama göz yaşlarım bitmiyor. Geçmişim silinmiyor. Unutmuyorum hiç bir anıyı. Ölmeyi istiyorum ama ölmüyorum ilaç içiriyorlar bana bir serum dahi vermiyorlar. Ölüyorum ağrıdan ama görmezden geliyorlar.
Ben babamın kurbanıyım ben henüz 5 yaşındayken babam tarafından zorlanarak uyuşturucuya başlayan o kızım. Ben annesinin dahi onu görmek istemeyeceği kadar çirkin bir kızım. Şuan çocukluğumun geçtiği o soğuk ve karanlık depodayım. Karanlığa rağmen görüyorum yerde yatan çocukluğumu. Görüyorum usul usul kayan gözlerini. Ben burda bir daha ölüyorum. Elimden kayan telefonun yerde çıkardığı sesden başka ses dahi yok. Ben burada son kez ölüyorum.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Oturduğum mekanda çalan hareketli şarkıya kıyasla çökmüş omuzlarımla masada oturuyordum. Herkes çılgınlar gibi dans ederken ben sadece içiyorum. Kadehimde kalan son bir şarabı da içtikten sonra eşyalarımı toparlamaya başladım. Barın üzerine bu gecenin fiyatını bıraktım. Hızlı adımlarla çıkışa doğru yürüyüp dışarıya çıktım.
Dışarı çıkar çıkmaz karşıdaki cafenin camına yansıyan görüntüme baktım. Üzerimde siyah uzun kollu bir crop onun üzerinde önü açık bir ceket altımda dar paça pantolonum ve son olarak siyah çanta ve botlarım. Kafama taktığım şapkayı düzelttim yüzümün yarısını gizeleyerek sokağın çıkışına doğru yürüdüm.
Hızlı adımlarla caddeye çıktım az ilerideki metroya seri adımlarla giriş yaptım. Sonunda metro geldiğinde kendimi boşluklardan içeri attım. Bulduğum ilk boş koltuğa kendimiz adeta fırlattım çantamı kucağıma koydum. Çantamı açıp içinden telefonumu ve kulkalığımı çıkardım. Kulağıma dolan ses kaybedişi anlatan bir ses Sezen Aksu-Git .
Kafamı cama yasladım 6 durak sonra inmek için ayaklandığımda herkes benim yerime göz dikmişti. Üstüme atlayabilirmiş gibi bakıyorlar yüzüme insanlar gerçekten de ne kadar manyak. Metro durdu ve ben kendimi onca insanın içinden dışarı fırlattım. Evet kelimenin tek anlamıyla ben kendimi fırlattım. Neredeyse boş olan metronun merdivenlerine yöneldim. Koşar adımlarla merdivenleri çıkıp beni bekleyen Range Rover marka arabaya doğru yürümeye başladım. Ben arabaya yaklaşınca şöför koltuğunun olduğu taraftaki kapı açıldı ve içeriden benim güzeller güzeli arkadaşım çıktı.
"Naber. Bugün de beni ekersin sanıyordum. "
"Aşk olsun Fatma sadece dün işim çıktı biliyorsun ben yoğun bir insanım"
"Ah. Bilemem mi Almina senin gibi önemli bir savcı kendine vakit yaratmakta zorluk çekiyor olmalı. "
Hızla onun boynuna atlayıp sıkı sıkı sarıldım. Aynı boyda olduğumuz için eğilmeme veya uzanmama gerek kalmıyor. Seviyorum ya bu kızı.
"Hey Almina sen içtin mi? "
"Bir kadeh"
"Almina sana ayık ol demiştim. "
"Yeterince ayığım ama araba süremem. "
"Seninle gerçekten ne yapacağımı bilmiyorum. Bir çocuk gibi yapma denileni yapıyorsun. "
"Hadi ama Fatma beni süpriz bir yere götüreceğini söylemiştin hadi gidelim. Üşüdüm biraz. "
"Özür dilerim hadi gel "
Arabaya geçip yerleştik ben sırt çantamı arka koltuğa fırlatırken o kemerini taktı. Bende kemerini takarken o arabayı çalıştırdı. Böylece yola çıkmış olduk.
"Fatma"
"Hmmm"
"Başım ağrıyor sesli bir yere gitmiyoruz dimi? "
"İstersen deniz kenarına gidebiliriz? "
"Gerçekten mi? Çok güzel olur giderken kahve makaron da alır mıyız? "
"Şurda bir kafe var gir sor istersen bana sıcak çikolata al olur mu dur sana para vereyim. "
"Önemli değil ben hallederim. "
Kemerini çıkarıp kapıyı açtım. Yüzüme vuran soğukla neredeyse uyumak üzere olduğumu anladım. Seri adımlarla kafeden içeri girdim. Kasadaki güzel bir genç kız bana kafasıyla selam verdi.
"Merhaba. Hoş geldiniz. Ne alırsınız? "
"Merhaba. Ben bir tane sıcak çikolata bir tane sütlü filtre kahve alabilir miyim? "
"Başka bir şey olacak mıydı? "
"Makaron var mı? "
"Hayır üzgünüm burada yok ama karşıya geçip sağdaki sokaktan girince ileride var isterseniz oradaki pastaneden bulabilirsiniz."
"Teşekkür ederim. "
"Buyrun siparişiniz. Toplam 150 TL"
"Şunu veriyim."
"Afiyet olsun. Tekrar gelin. "
Kafeden çıkıp karşıdan karşıya geçtim. Arabanın şöför koltuğunun olduğu tarafa yürüdüm. Camı tıklattım Fatma camı açtığında elimdeki içecekleri ona uzattım.
"Makaron yokmuş orda. Hemen şurda pastane var gidip sorucam bekle beni. "
"Dikkatli ol. "
Seri adımlarla pastaneye doğru yürüdüm. Kapıyı açtığımda kısık bir çan sesi geldi kulağıma istemsizce duduklarım yukarı kıvrıldı. Tezgaha doğru ilerleyip karşımda gülümseyen kadına bende gülümsedim.
"Hoş geldiniz. Ne alırsınız? "
"Makaron var mı? "
"Tabi ki."
"2 tane vanilyalı, 3 tane frambuazlı, 4 tane karamelli ve son olarak da 3 tane çilekli makaron alayım. "
"Tabi hemen hazırlıyorum. "
Hızla pastaneden de çıktıktan sonra koşar adımlarla arabaya bindim.
"Aaaa dondum lan. "
"Lan mı? Almina biraz kibar ol artık ya. "
"Ağzımdan kaçtı. Sus donuyorum. "
Elimdeki makaron kutusunu arka koltuğa bıraktım. Önüme dönüp kemerini taktım. Fatma arabayı çalıştırıp sürmeye başladı.
"Eee nereye gitmek ister benim ayyaş arkadaşım. "
"Ayyaş mı aşk olsun Fatma arada sırada içiyorum sadece biliyorsun. "
"Şaka olsun diye dedim zaten alınma hemen. Ee nereye? "
"Bizim ilk tanıştığımız yere gidelim mi? "
"Orası şimdi çok soğuktur. "
"Arabada otururuz. "
"Tamam hadi gidelim. "
Araba yavaştan hareketliğinde yarım saat sonra kayalık olan deniz kenarına gelmiştik. Buranın sessizliğini ve ıssızlığını gerçekten çok seviyorum. Koltuğumu geriye doğru yatırdım. Elime sütlü filtre kahvemi aldım. Makaron kutusunu açıp kucağıma bıraktım.
"Dinliyorum."
"Ne? "
"Dinliyorum."
"Neyi? "
"Derdin ne Almina"
"Yani bir derdim yok. "
"Bana yalan söyleme. Biz ne zaman buraya gelsek senin derdin sıkıntın olur o yüzden kafa dinlemeye geliriz. "
"Offf."
"Hadi rahat ol."
"Annem benimle görüşmek istiyormuş. "
"Gidecek misin? "
"Onu her gördüğümde aklıma babam geliyor. Aklıma geçmişim geliyor. Aklıma kaybettiklerim geliyor. O yüzden gitmiycem. "
"Ne yapmayı planlıyorsun? "
"İzmir. İzmir'e taşınmayı planlıyorum. Hem güzel bir şehir. Orada kendime yeni bir hayat kurarım."
"Mutlu olucak mısın? "
"Evet. Hemde fazlasıyla. "
"Hadi yapalım o zaman. "
"Sende mi geliyorsun? "
"Beni istemiyor musun sen. "
"Yok canım da sen de burada kendine yeni bir hayat kurdun yani ne biliyim yeni bir şehir yeni bir hayat yormasın seni. "
"Yorulmam sen istediğin takdirde hep yanında olurum."
" o halde evini hemen satılığa çıkar ben çıkardım. Yarın birileri gelip eve bakacak. Sattığım gibi eşyaları alıp İzmir'e gidicem. "
"Ev işi onu ne yaptın."
"Ben evi tuttum bile. "
"Nasıl kiralık mı? "
"Hayır satın aldım. "
"Ama sen nerden buldun parayı. "
"Birikmişim vardı. "
"Okey"
Saat tam olarak 12.37 biz iki arkadaş arabada oturmuş bir şeyler içiyor ve makaron yiyoruz. Biz iki arkadaş İstanbul'a veda ediyoruz. Zaman geçip gidicek ama ben bu günü unutmayacağım. Ben bugün yıkıldım ben bugün toplandım. Ben bugün yeniden yaşamayı öğrendim. Artık her şey için çok geç ben yeni hayatımın ilk rolünü oynadım. Ve bu planda aileme yer yok. Bu hayatta özgür bir Almina var. Ben Almina Yıldırım. Ben yeniden doğdum. Ben 26 yaşında hayata tekrar gözlerimi açtım. Ve artık ölmekten çok yaşamayı arzuluyorum. Hayatımda artık bir ışık ve heyecan var. İnanıyorum başaracağım.