3. Bölüm
Otobüsten inlememe az kalmıştı. Heyecanlıydım, biraz da korkuyordum. Ne ne yapacağım, nerede kalacağım hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Tek bildiğim neden gittiğimdi.
Orada olmaya dayanamıyordum. Evime neredeyse hiç girmiyordum. Çünkü o evde tek olmaya, komşulardan gelen ses dışında hiçbir ses olmamasına, Akşam olduğunda kimsenin gelip "bir kalk etrafına bak" diyerek ışığı açmamasına dayanamıyordum. Ve uzun zamandır dışarıda kalıyordum. Geceleri dışarısı evin içinden daha az korkutucu geliyordu.
Daha birkaç saat önce evime son kez girmiştim. Aylar olmasına rağmen eve girdiğimde gözyaşlarımı tutamıyordum. İhtiyacım olacak şeyleri bir valize koymuştum. Olabildiğince az şey koymuştum, valizin yarısı boştu. Gitmeden önce kapının ağzında eve son kez bakmıştım. Son kez odadaki Sessizlik bana huzursuzluk vermişti. Son kez bakıp kimseyi göremediğim için gözümden yaş aktı. Ve son kez notu bıraktıkları yere bakıp o gün uyanamadığım için lanetler okumuştum. Kapıyı kapatmış ve uzaklaşmaya başlamıştım. Belki gittiğim yere içimdeki boşluk hissini ve bir türlü dindiremediğim Hüzün de götürüyordum. Unutamazdım ki zaten unutmakta istemiyordum. Sadece kaçıyordum beraber yürüdüğümüz sokaklarda sabahlamaktan, kardeşimin düşüp dizini kanattığı o çukurdan, onların bir zamanlar yaşadığına şahitlik eden her yerden ve her şeyden kaçıyordum. Herkes ayaklanmıştı otobüs durmuştu. Ben de kalktım, valizimi aldım ve dışarı çıktım. İlkbaharın senin rüzgarları yüzüme çarptı. Her tarafta sevdikleriyle Hasret gideren insanlar vardı. İçimdeki bir şey oradan uzaklaşmak istedi ve ben de uzaklaştım. Sanki şehir beni esen serin rüzgarlarla karşılıyor gibiydi. Her yer yaşarmış gelişimi kutluyordu. Ya da tüm bunlar kış bittiği içindi çiçekler rahat bir nefes almış. Ölen ağaçlar tekrardan canlanmış ve ben tam zamanında gelmiştim. Geldiğim bu yeni şehirde ilk yaptığım şeyi Tuvalete gitmek oldu. İçeri girdim, üstümdeki uykuya atmak için yüzümü yıkadım. Başımı kaldırıp aynaya baktığımda bir an rüyamdaki kadını gördüğümü sandım ve yüreğim ağzıma geldi. Sonra da kendi halime güldüm, gördüğüm saçma bir kabustan korkuyordum. Bir süre ne yapacağımı nereye gideceğimi düşündüm. Yanımda bir miktar para vardı ve onunla küçük bir ev tutabilirdim. Sonra da iş bulurdum. Herkes gibi ben de çalıştığım saatler boyunca eve gitmeyi beklerdim. Eve geldiğimde ise zaman öldürürdüm. Herkes gibi yaşayıp giderdim işte. Ev bulana kadar bir hastanede kalmaya karar verdim. En azından hiç tanımadığım bu sokaklarda, karanlıkta, tehlikede olmazdım. Insanlara sorarak yakın bir hastaneye gittim. Her ne kadar orada olmak hoşuma gitmese de acil bölümüne girdim. Burası diğer çoğu bölümün tersine geceleri açık oluyordu. Sonuçta kimse Gecenin bir vakti göz doktoruna gitmezdi. İçeri girdim boş bir koltuğa oturdum. Orada olmak gerçekten hiç hoşuma gitmiyordu. Bir sürü hasta insan vardı. Yaşlılar, gençler, çocuklar Hatta bebekler. Hepsinin Orada olması gerektiren farklı farklı nedenler vardı. Köşede kalmış bir koltuğa oturdum ve uyumaya çalıştım. Her ne kadar Uykum olsa da uyumakta zorlandım. En son hatırladığım şey yakınını kaybeden birinin hıçkırıkları oldu. Çok tanıdık gelen ve çok iyi anladığım hıçkırıklar. Uykuya dalmadan önce gözümden bir damla yaş aktı.