🎧 Rodrigo Concierto De Aranjuez For Quitar and Orchestra - 2. Adagio
Yağmur tüm zarafetiyle yeryüzüne yağar.
Bazen yeni hayatların filizlenmesi bazense yitip giden bir ömrün taziyesi için..
Ama zarafetinden hiçbir şey kaybetmez.
Hırçın ve şiddetliyken bile kendine göredir
Buluttan kovulduğunu hesaba katmayız yağmurun altında ıslanırken
Nedendir bu şiddet anlamayız tam da bu sebepten
Kovulur ve kimi zaman toprağa kimi zaman denize düşer damla damla
Her bir parçası başka bir aleme dağılır
Ve tabii ki bu paramparça haliyle bile alabildiğine güzeldir
Ama yalnızdır da
Belkide bu yüzden yağmurlu havalarda kasvetli hissederiz
Sanki onu anlıyormuşuz gibi
Vedasına eşlik ediyormuşçasına
Evinden kopup düşer toprağın bağrına
Toprakla buluşunca bir koku yayılır etrafa
Kimine göre elveda kimi göre merhabadır bu koku
Amansız bir sevdanın ruhumuza işlemesi gibi
Yabancı ama bir o kadar da tanıdık
Yağmuru çepeçevre sarar bu sevdaKök salmaya başlar toprağa
Toprak onu koparıp atana kadar fark etmez
Doğru zamanda yanlış kalpte olduğunu
Tekrar evine döner ama oraya ait değildir artık
Yapa yalnızlığının yanına sevdayı da ekler
Daha da şiddetlidir artık İçinde bitmek bilmez bir öfke vardırVe bunu bizden çıkarır
Sonra hiç beklemediği anda
Güneş göz kırpar küçük bir aralıktan
Bulutların hemen ardından
Yağmura dokunur ve “buradayım” der
Bir minik gökkuşağı oluşur
Tüm bedellerin tesellisi, yeni umutların gözbebeği
Yüreğimizi ısıtır usul usulİşte o zaman anlarız
Her son bir başlangıçtır
Onca yol gidersin
Yine de dönüp dolaşıp yolun başında bulursun kendini
Bir hiç uğruna dersin
Bir hiç uğruna tükettim ömrümü
Belki hırpalanırsın, pişmanlık duyarsın
Ama bilirsin artık
O yol boşuna yürünmedi
O yol seni sana getirdi
Belki yağmur hak etmemişti buluttan kovulmayı. Kimsesizce nehirlerde, okyanuslarda dolanmayı. Hak ettiği tek şey bir parça sevgiydi.Onu da toprakta bulacağını sandı. Gün geldi toprakta kovdu onu yanından. Filizlenemedi sevdanın tohumları ve yağmur evine döndü. Ama artık oraya ait hissetmiyordu. çok görmüş geçirmişti dolayısıyla büyüyüp gelişmişti de.
Yağmura düşen boyun eğmekti zamana. Zamanın iplerine takılı kalıp damla damla yitirmekti benliğini…Ta ki ufuktaki güneş ışığını fark edene kadar. Güneş ışığı onu sarıp sarmaladı. Yağmur hem kendine hem yeryüzüne hayat vermeye başladı yeniden.
Hak ettiği sevgi içini ısıttı. Uzun sağanaklar sonunda gerçek benliğine kavuştu. Evini ardından aşkını yitirdi sandı. Oysa evde, aşkta tek bir bedende ve onu bekliyordu sabırla.
Kadını da sabırla bekleyen bir şeyler vardı ama o bunu bilmiyordu henüz. O bir yağmurdu ve döngüsünü tamamladığında güneşine kavuşacaktı. Yaraları sarılacak, şifasını da kendini de bulacaktı. Sokağın ortasına çökmüş ve yenilgiyi kabul etmiş haldeyken ona bunu anlatamazdınız. Sayısız saatlerce kalkmadı çöktüğü yerden. Aklında dönüp duran onlarca düşünce, giderek artan yorgunluk ve dünyanın yükleri ona ağır geliyordu artık. Hayat durmayacaktı ayağa kalkmalıydı ama kimse gelip onu yerden kaldıramazdı. Bunlar bildiği şeylerdi zaten. Böyle bir beklentisi de yoktu. Hayatı boyunca ne yaptıysa kendine yaslanarak yaptı. O yüzden yokladı kendini bir kez daha. “Bu sefer gücüm var mı? Tekrar ayağa kalkabilir miyim? ”
Gün aydınlanırken ve havadaki kasvet geri plana çekilirken cevabını yüreğinin taa derinlerinde hissetti. Küçükte olsa bir umut kırıntısı vardı ve ona tutunarak yavaşça ayağa kalktı. Bu son çöküşü olur muydu emin değildi ama afilli bir ayağa kalkıştı.
Gün doğumuna doğru yürürken aklında tek bir soru vardı.
“Hiç bilmediğim bir şehrin alelade bir sokağına gitsem orada kendime rastlar mıyım? ”