İçeriğe geç

KİMLİKSİZ

Bölüm 1 · 2 dk okuma

KİMLİKSİZ

Bölüm 1

1. Bölüm 03:17

Bölüm 1 — Saat 03.17

Yağmurun sesinden nefret ediyorum.

İnsanların aksine bana huzur vermiyor.

Sadece düşüncelerimi daha gürültülü yapıyor.

Sorgu odasının aynasına birkaç saniye baktım. Solgun görünüyordum. Göz altlarım morarmıştı. Son üç gündür doğru düzgün uyumuyordum.

Masadaki dosyayı tekrar açtım.

Üçüncü ceset.

Aynı yöntem.

Aynı saat.

03.17

“Bu katil bizimle oyun oynuyor.”

Karşımdaki sandalyeye oturan Ayaz Arden ceketini çıkarıp masaya bıraktı. Bana kısa bir bakış attı.

“Belki de bulunmak istiyordur.

dedi sakin bir sesle.

“İz bırakmayan biri için saçma bir istek.”

Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.

“Sen bulursun.”

Başımı omzuna yasladım. Parmakları saçlarıma dokunduğunda istemsizce gözlerimi kapattım.

Ayaz’ın yanında kendimi bazen daha az yorgun hissediyordum.

Bazen.

“Uyumadın yine.”

Bu soru değildi.

“Yoğunduk.”
“Alisa.”

Ses tonu yumuşaktı ama uyarı gibiydi.

Gözlerimi kaçırdım.

Son zamanlarda bazı şeyler garipleşiyordu. Bazen saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyordum. Eve geldigim zamanı bile bazen net hatırlamıyorum. Büyük ihtimalle uykusuzluktan yaklaşık iki haftadır doğru düzgün uyumuyorum

Tam konuşacakken telsiz sesi

“Merkeze yakın bölgede yeni ihbar. Ekipler yönlendirildi.”

Ayaz anında doğruldu.

Ben çoktan ayağa kalkmıştım bile.

“Konum?”
“Eski liman sokağı.”

Ayaz’ın yüzü bir anlığına gerildi.

Çok kısa sürdü...

Neyin var? diye sordum.
“Bir şey yok.”

Yalandı.

Olay yerine vardığımızda yağmur daha da hızlanmıştı.

Polis şeritlerinin altından geçerken burnuma ağır demir kokusu geldi.

Kan.

Kalabalığın uğultusu birbirine karışıyordu ama ben sadece ilerlemeye devam ettim.

Cesedi gördüğüm anda mideme keskin bir ağrı girdi.

Genç bir adamdı.

Gözleri açıktı.

Sanki ölmeden hemen önce korkmuştu.

Çenem gerildi. Eldivenlerimi takıp cesedin yanına çömeldim. Ekip delil toplamaya başlamıştı bile.

“Ölüm saati?”
“Yaklaşık 03.17"

Yine.

Tam ayağa kalkacakken gözüm ilerideki ağaca takıldı.

Nefesim bir an durdu.

Ağacın gövdesine küçük bir sembol oyulmuştu.

Kırık bir ay.

Kaşlarım istemsizce çatıldı.

İçimde garip bir huzursuzluk dolaştı. Sebebini bilmiyordum ama o sembole bakmak bile midemi bulandırıyordu.

“Alisa?”

Ayaz’ın sesi arkamdan geldi.

Bakışlarımı ayırmadan ağacı gösterdim.

“Bunu daha önceki olay yerlerinde gördün mü?”

Ayaz birkaç saniye sustu.

Bu kadar kısa bir sessizlik bile bazen her şeyi anlatır.

“Hayır,” dedi sonunda.

İlk kez gözlerinin içine baktım.

Yine yalan söylüyordu.

Bölüm sonu

2 yorum