UĞURSUZ SES
07.03.2017
Gözlerimi açtığımda gördüğüm ilk şey karşımdaki akmış duvarlar burnuma ilk gelen kokuysa genzimi yakan küf kokusuydu . Ellerimden ve ayaklarımda bağlandığım sandalyenin ayakları hafifçe eğri ve dengesizdi. odanın kasvetli havası burada bulunan herkesi keder ev hüzne boğmak için oldukça yeterliydi . Çok geçmeden sağ tarafımda kalan ve orada olduğunu farketmediğim kapı gıcırdayarak açıldı . Elinde benim oturduğuma benzer bir sandalye olan adam sarsak adımlarla içeri girdi ve dönüp arkasındaki kapıyı kapattı .Uzun boylu , yeni çıkmış sakalları hafiften kızıla çalan bir adamdı bu . gözünün etrafındaki minik kırısıklara bakarsak kırklarının ortasında olmalıydı . Yapılı olmasının verdiği avantaj ile birkaç adımda yanıma ulaşmıştı . Boyası soyulmuş sandalyeyi karşıma koyduktan sonra oturdu ve bir kaç saniye boyunca beni süzdü . Bir süre sonra hafifçe öne eğildi ve arka cebinden ufak bir kağıda sarılı ince bir jilet çıkardı .Yavaş hareketlerle acele etmeden hareket ediyordu . Vücudunu işleyişindeki sakinlik dahi insanı strese sokmak için yeterliydi . Zorlanmadan katlı kağıdı açıp içindeki jileti çıkarmıştı bile . Elindeki o ölümcül oyuncağa hiç yabancılık çekmiyordu . Derin bir nefes aldıktan sonra ayağa kalktı ve jileti boynuma değdirerek ufak bir tur attı etrafımda . Ellerim ve nefesim titriyordu , kalp atışlarımı kontrol edemiyor damarlarımda akan kanın sıcaklığını tenimde hissediyordum . Bana nefesini hissedeceğim kadar yaklaştıktan sonra konuşmak için bir soluk aldı . “ İsmini söyle “ . Korktum gerçeği saklama dürtüsünü bastıramadım , duru , “ İsmim mine “ dedim doğruyu söylemedim .
“ Peki , neden burada olduğunu biliyor musun mine ? ” başımı hayır anlamında iki yana salladım . Fakat biraz daha hızlı olsaydım boynumun kesileceğine şüphe yoktu .“ Bir süre daha öğrenemeyeceksin “ dedi . Yanaklarımdan yaşlar süzülüyordu . Anlaşılması güç bir durum değildi . Şu an içinde bulunduğum durumda aksine oldukça anlamszıdı . Kaçırılmıştım ve bunu gerektirecek hiçbir davranışta bulunmadığıma emindim . Bir sebep aramam saçma mıydı ? . Ben hayatım boyunca hep güçlü durmamış mıydım . Herşeye bir anlam yüklemeye çalışan olaylara hep güzel tarafından bakmayı deneyip bugüne kadarda amacına ulaşan ben şimdi tüm zayıf noktalarımı bu adama mı gösterecektim . Gözümden firar eden bir damla yaş daha yanaklarımdan çeneme süzüldüğü sırada bir kere daha açtı ağzını. “ Sana ne olacağını biliyor musun ? ” . Bilmiyordum ama tahmin edebiliyordum , Zor değildi . Kaderimi yavaş yavaş kabullenmeye başlamıştım . Beni kaçıran hatta bana yüzünü gösteren adam beni eninde sonunda öldürecekti . O haberlerde gördüğüm çaresiz insanların sonunu yaşayacaktım . Düşüncemin yanlış olmadığını kanıtlayan ise ense köküme yediğim darbeydi . Gözlerimiz önüne ikinci kez çekilen perde ise beni bir kabusa uyandıracakdı …
Yanımda boylu boyunca uzanan adam hayatımı karartan Kişiydi . Alt karnımdakı ince sızı ise gerçekleri bir kere daha yüzüme vurmak için çırpınıyordu adeta . Ayaklarım artık bağlı değildi . Buda bana hareket etme olanağı sağlıyordu . Yataktan yavaşça doğruldum ve ayaklarımı bazadan aşşağı sarkıttım . Çok yüksek olmayan baza kolayca sağa sola sallandığından içinin boş olduğu belliydi. Zaten kısa süre önce buraya emaneten getirildiği de her halınden belli oluyordu . Tam ayaklarım yere değecekken bileğimde hissettiğim el ise sadece dakikalar önce damarlarımda kaynayan kanı dondurmaya yetmişti . “ Kaçamazsın” dedi o hırıltılı ve boğuk erkek sesi kolumu kurtarmaya çalıştığımda ise daha sıkı kavradı bileğimi . “ Buradan çıkabileceğini mi düşünüyorsun ? “
Aslında düşünmüyordum akılam bunu tam şu anda o sokmuştu ve denemeye değer gibi gözüküyordu . Ufacık bir şansım varsa bunu değerlendirmek istiyordum . Ani bir hareketle kolumu kurtardım ve dirseğimi hızlıca adamın yüzüne tam burnuna geçirdim , fazlasıyla hak etmişti . Adamın sinirlendiğini belli eden ağır küfürler ağzından çıkmaya başladığında ben çoktan yataktan atlamış odanın çıkışı olduğunu düşündüğüm kapıya doğru koşmaya başlamıştım . Fakat saatlerdir oturmam ve sonrasında yaşadıklarım bacaklarımın hareketini kısıtlıyordu. Elimi kapı koluna uzattığım sırada arkamdan beni yakalayan el kaçışımı engelledi . Pişman değildim şansımı denemiştim , olmamıştı . Boynuma sarılan kol beni çekiştirerek kapıdan uzaklaştırıyordu .
“ Seni hızlı ve tek seferde öldürecektim küçük ama sen saatler süren acı dolu bir ölümü tercih ettin “ beni öldürecek miydi yapamazdı, değil mi . Elbette bunu yapabileceği aklıma gelmişti fakat ben bu fikri zihnim de hep geriye atmıştım . “ benim bir ailem var eminim şu an beni arıyorlardır o kadar vaktin yok ! “ diye bağırmaya başladım . Eliyle ağzımı kapattı ve tekrardan konuşmaya başladı “Öyle olmadığını sende biliyorsun hiç kimse seni merak etmiyor “ . Doğruydu hiçkimse beni aramıyordu …
Son konuşmasının üstünden saatler geçmişti işkenceler , yumruklar , acı dolu yakarışlar , dökülen yaşlar , ufak tefek yanıklar ve daha fazlası . Durmuyordu nefes almadan daha çok kahrolayım diye vuruyordu. Vücudumun tek bir noktası değil hissedebildiğim her bir santimi tarifsiz bir acı ile kavruluyordu artık . Kabullenmiştim , belli ki yaşamak için çok da vaktim yoktu . Fakat cevabını almak istediğim bir soru vardı . Bu kısacık zamanda istediğim bir yanıt olacaktı. “ Neden ? “ dedim güçlükle konuşarak . Takatim kalmamıştı . Titremez dediğim sesim resmen dalgalanıyordu .
“ Sesin ” dedi “ Çok güzeldi , sanki bir meleğin sesini dinliyordum . Duru ben seni nereden tanıyorum. “ Biliyordu kim olduğumu biliyordu. İnsanın yaşamak için aldığı nefes ciğerlerine batarmıydı hiç .
“ Nereden ? ” dedim bu sefer . Sorularım tek kelimeden oluşuyordu daha fazlasına gerek yoktu . “ Bir hafta önce arkadaşların ile çıktığın konseri hatırlıyor musun duru , huzurevi ziyaretini “ orada mıydı . Bu nasıl olurdu
“ Nasılsa bu gün öleceksin söylemekten zarar gelmez herhalde , ben oradaki hademelerden biriydim sizi dinledim . Hareketlerini gülüşünü izledim , harikaydın . “ Psikopattı bu adam. Normal bir insan bunları yapmazdı . Şimdi de karşıma geçmiş keyif sigarası içiyordu . Bir süre sessizce durdu öyle ağır ağır içti sigarasını ta ki uzaktan gelen siren sesini duyana kadar. Aceleyle kalktı ve elindeki yarım sigarayı bacağıma bastırarak söndürdü . Kısık bir inleme sesi döküldü dudaklarımdan . Artık canım yanmıyordu. Beni kolumdan tutup saatlerimin geçtiği odadan çıkarıp önce dar bir koridora sonrada uzun dik merdivenlerden bir üst kattaki genişçe alana götürdü. Burasının eski bir bina olduğunu anlamak zor değildi . Bacaklarım artık bedenimi taşıyamadığında dizlerimin üstüne çöktüm . Beni kaçıran o aşağılık adam ise elinde bir silahla gözlerimin içine bakıyordu. Yaklaşan sesler kurtuluşumun habercisi olsada bu saatten sonra neye yaradı ki . Artık çok geçti . Sırıttı , emniyet kilidini açtı , o cılız klik ses geldi , kalbimi hedef aldı ve tetiği çekti. Vücuduma dolan acı çok değil sadece birkaç saniye sürdü . Sonrasıysa gözlerimin önüne belkide son kez çekilen o karanlığın ardından duyduğum acı seslerdi …