Efsun, büyü demekti. Keşke adımın özelliklerine sahip olsaydım. Babamı istediğim biri gibi yapardım. Annemin ise o güzel gülüşünü geri getirirdim. Diye düşünürken gözlerim yavaşça kapandı.
Okuma yazmayı yeni öğrenmiştim. Anneme ve babama okuma yazmayı öğrendiğimi söylememiştim. Çünkü onların mektup yazarak öğrenmesini istiyordum. Saat gece yarısıydı odamın kapısı kapalı yeni öğrendiğim harflerle kötü yazım ile annem ve babama ilk mektubumu yazıyordum. Mektubum bitmişti, anne ve babamın odasına ilerledim yataklarının baş ucuna bırakıcaktım. Küçük adımlarım ve küçük boyum ile anne ve babamın kapısının önünde durdum. Kapıyı açtım, babam gülüyordu ama çok korkunç gülüyordu. Yatağa doğru baktığımda annemin kahve gözlerini kahve saçları kapatıyordu. Gayet normaldi ama anormal olan birşey vardı kanlar içindeydi. İlk defa bu kadar kan görmüştüm babamın elindeki bıçağı farkettim. Yazdığım mektup elimden düştü. Babam gülüşünü kesmişti ve bana bakıyordu. Korkuyordum korkuyla geriye bir adım attım. Gözümden yaş aktığını hissettim babam bana doğru yürüyordu. Sesi çıkmıyordu "Baba" diye mırıldandım geriye doğru hızlıca adım atıp kaçmaya çalışırken babam tuttu beni ağzımı kapadı. "Eğer bu olay her hangi birine giderse, seninde sonun annen gibi olur" diye bir cümle çıktı ağzından. Çığlık atmak istiyordum ama yapamıyordum yavaş yavaş gözlerim kararıyordu ama göz kararması ne bilmiyordum. Başım dönüyordu, yere düşünce babam beni bıraktı ama hiç birşey diyemedim, çığlık atamadım. Annemin yanına gidemedim gözlerim kapandı.
Gözlerimi ağırlığından açamadım. Gözlerimi aralamaya çalıştım ama karşımda sadece boş bir duvar vardı. Ve güneş ışınları vuruyordu gözüme. Tıpkı annemin ki gibi olan kahve gözlerime. Babamınkisi gibi olan mavi gözlere değil, Kahve gözlere. Kulağımda sürekli ambulans ile polis sirenleri çalıyordu. Kahve gözlerimi geri kapattım. Geri kahve gözlerimi araladığımda ise bir doktor amca görmüştüm. Gözlerim yeniden kapandı. Ne olduğunu tam hatırlamıyorum ama arada ambulansın iç yüzeyini görüyordum. Her çocuk gibi merak ederdim ambulansın içini ama o ambulansa girmek istemezmişim. Kahve gözlerim yine kapandı.
Kahve gözlerimi yavaş yavaş açtığımda karşımda bir kaç doktor ve bir tane kadın vardı. Etrafı incelediğimde hastane odasında olduğumu farkettim. "Annemi istiyorum" diye mırıldandım. Doktorlardan birinin çaresizce gülümsediğini gördüm. Kadın yanıma oturdu. "Merhaba küçük kız, adın Efsun dimi? " dedi çaresizce başımı salladım. "Seni pek zorlamak istemiyorum, bir tanecik soru sorucam. Evde neler yaşandı hatırlıyor musun? " Tam söylecekken babamın acımasız sözü aklıma geldi. "Seninde sonun annen gibi olur" annemin kanlı hali aklıma geldi. Ben ona daha mektup vericektim oysa. Kadın sanırım polisti bilmiyorum ama kim olursa olsun aynı cevabı vericektim herkese. "Bilmiyorum" dedim çaresizce. Polis olduğunu düşündüğüm kadın "Tamam, peki" diye söyledi ve odadan çıktı. Doktorlara dönüp "Annem nerde? " diye soru yönelttim. Doktorlarım hepsinin gözleri doluydu üç tane doktor vardı. Bir tane doktor amca "Sana bunu söylemek istemezdim Efsun ama... Annen vefat etti" dedi gözümden yaşlar aktı doktorlar çıktıktan sonra bağırarak bağıra ağladım.
Artık ne annem ne de babam vardı. Yetim kalmıştım, yetimhaneden kaçmayı planladım buraya geldiğim ilk gün ve kaçtım. Şimdi herşeyin yaşandığı evimdeydim. Nasıl eve geldiğimi bilmiyordum. 7 yaşındaki bir kıza göre fazla zekiydim belkide annem hep öyle derdi. Yetimhaneden kaçınca hayatımın kolay olacağını sanıyordum. Ama öyle olmamıştı en sevdiğim oyuncaklarımı annemin giysileri falan satmaya başlamıştım. Ondan ardıma kalan tek şey saçlarım ve gözlerimdi. Anahtar ile kapı açmayı bile bilmiyordum evden çıkacağım zaman dışarda kalmayayım diye en sevdiğim tişörtümü koyuyordum arasına. Kıyafetlerimi yıkamayı bilmediğim için kıyafetlerimi musluğa tutup yıkıyorudum. Kurusun diye kalorifere koyuyordum. Her gece "Anne üşüyorum. " diye uyuyordum. Babam bir katildi, şuan nerde nasıl olduğu hakkında bir fikrim yoktu. Ya dört duvarın arasında sıkışmıştır. Ya da kollarını sallıya sallıya yürüyordur. İşte ben böyle büyüdüm. 13 yaşımda babam yaşında olduğunu düşündüğüm bir boks antrenörü ile tanışmıştım ondan dövüş öğrenmiştim. 15 yaşında ise annem ve babamın olmadığı tek başıma kaldığım yaştaki çocuklara ders vermeye başladım işte ben böyle büyüdüm içimdeki çoçuk ruhunu 7 yaşında yavaş yavaş kaybede kaybede...
~23 Nisan 2020~
____________________________________________________________________________________
12 Aralık 2030
Alarm sesi ile yataktan fırlayarak uyandım ter içinde kalmıştım. Yine her gün gördüğüm rüyanın aynısını görmüştüm. Geçmişimi... Okula gitmek için hazırlandım ve okula gitmeye koyuldum.