1. Bölüm: Kahve Soğurken
Mira, Ahmet’in en sevdiği fincanda kahve yapıyordu. Üç şekerli. Nasıl bilmesin? 4 yıldır her sabah aynı ritüel.
“Bugün erken geleceğim,” demişti Ahmet dün gece. Sesi yorgundu. “Sana sürprizim var.”
Mira gülümsedi. Tektaş yüzüğüne baktı. 2 ay sonra düğünleri vardı. Düğün salonu tutulmuş, gelinlik seçilmişti. Eksik bir tek nikâh şekeri kalmıştı.
Kapı çaldı. Ama Ahmet değildi.
Zeynep’ti. Mira’nın liseden beri en yakın arkadaşı. Düğün şahidi olacak kız.
Zeynep’in gözleri kırmızıydı. Elinde telefon.
“Mira… konuşmamız lazım,” dedi. Sesi titriyordu.
Mira kahveyi masaya bıraktı. “Ne oldu? Ahmet’le mi ilgili?”
Zeynep telefonu uzattı. Ekranda bir fotoğraf vardı.
Ahmet. Bir otel odası. Yatağın kenarında oturuyor. Yanında Zeynep.
İkisinin üzerinde sadece havlular vardı. Ahmet’in boynunda Mira’nın aldığı gümüş kolye. Hediye ettiği kolye.
Mira’nın elindeki fincan yere düştü. Kahve, beyaz mermere yayıldı. Tıpkı 4 yıllık güven gibi… yavaş, sıcak, sonra soğuk.
Kahve soğurken, Mira’nın dünyası da soğudu.
Zeynep fısıldadı: “3 aydır. Düğün tarihini aldıktan 1 hafta sonra başladı.”
Mira konuşamadı. Tek duyduğu şey, mutfaktaki saatin tiktaklarıydı. Ve kırılan kalbin sesi.
Kapı tekrar çaldı. Bu sefer Ahmet’ti. Elinde çiçekle. Gülümsüyordu.
“Geldim sevgilim. Sürprizime hazır mısın?”
Mira, kırık fincana baktı. Sonra Zeynep’e. Sonra Ahmet’e.
Gülümsedi. Ama gözleri gülmüyordu.
“Evet hazırım,” dedi. “Sürprizini görmeye hazırım.”