İçeriğe geç

Kerida

Bölüm 1 · 8 dk okuma

Kerida

Bölüm 1

1.bölüm

Seni çok seviyorum.

-ömür.

Son kelimelerimi yazıp kalemi bir kenara bıraktım, soğuk hava parmak uçlarımı adeta dondurmuştu hala daha alışmış olamamama çok şaşırıyordum ama genel olarak böyleydim ellerim ve ayaklarım her daim buzluktan yeni çıkmış gibi soğuk olurdu. Ama benim sorumluluğumda olan bir şey değildi böyle yaşamayı öğrenmem gerektiğini çok önce anlamıştım .

Oturduğum sandalyeyi geriye doğru iterek masadan kalktım kaç saattir burada oturuyordum bilmiyordum ama arka tarafımda bulunan belli yerleri hissedemememden uzun bir süre olduğunu anlayabiliyordum, midemden gelen garip sesler de bunu onaylar nitelikteydi.

Odamdan çıkar çıkmaz ilk durağım mutfak oldu çok yemek düşkünü biri değildim ama beslenme bozukluğumdan dolayı sağlık sorunları yaşamaya başlayınca yemek konusunda kendimi toparlayabilmeyi akıl edebilmiştim. Dolapta duran mercimek çorbasını ve sebze yemeğini ocağa alarak ısıttım yeteceğini düşündüğüm kadarını tabağa alarak yemek masasının üzerine koydum, dışarıda yağan yağmurun sesi kulağımı tırmalıyor içimi ürpertiyordu.

Yemeğimi yerken biraz hayat üstüne düşünmeye karar vermiştim üniversite sınavına girdiğim 3. Seneydi ve ben bu sene de kazanamamıştım, tüm arkadaşlarım üniversite okuyup bitirmek üzereydi ve ben hala daha evde ders çalışmakla meşguldüm.

Her ne kadar etrafıma mutlu olduğumu bunun benim tercihim olduğunu hissettirmeye çalışsamda iç dünyamda durumlar çok farklıydı, senelerdir istediğim bölüm için sınava girip duruyordum ama sonuç hep hüsrandı bu sene ki sınav sonucumu gördükten sonra saatlerce ağlamış kendimi tam olarak gerizekalı gibi hissetmiştim, kendime son bir şans daha verip bir sene daha hazırlanmayı kafama koyduktan sonra şehir hayatında bunu başaramayacağıma inanan ailem beni köyde ki evimize göndermeyi uygun gördüler.

Şuan tam olarak köydeyim her zaman kaçmak istediğim yerde! isyan etmeyi kısa süre önce bıraktım ve yeni hayatıma hızla adabte olmaya çalışıyorum. Ben bunları düşünürken yemeğim bitmişti hızla masayı toplayıp odama doğru ilerledim saatin hayli geç olduğunu yarın ders çalışmak için çok erken kalkmam gerektiğini size hatırlatmama gerek yoktur umarım. Yatağa uzandığımda soğuğu iliklerime kadar hissediyordum sıcak su koymadığım için kendime lanetler ederek yavaşça uykuya daldım.

Yeni bir gün! Yağmurlu, soğuk ve kasvetli koskaca bir güne gözlerimi açtım ağlayarak.

Genel olarak her sabah hele o sabahlar yağmurlu, soğuk ve kasvetliyse ağlayarak uyanmayı tercih ediyorum. Hava soğukluğundan zerre bir şey kaybetmemiş halde iken sıcacık yatağımdan kalkmak benim için adeta bir işkence gibi oluyor. Daha fazla acı çekmemek için içimden üç'e kadar sayarak yataktan banyoya doğru koştum, buz gibi suyu yüzüme çarparak adeta çarpılmışa döndüm ve banyodan da kaçarcasına uzaklaştım.

Saatler sonra sobanın yanında bulunan çalışma masamdan doğruldum kendimi ders çalışmaya öyle kaptırmıştım ki telefonuma gelen bildirimlerden bihaberdim hemen telefonu elime alıp bildirimlerimlere tıkladım bir çoğu takip isteği ve arkadaşlarımdan gelen mesajlardı ilgimi çeken bir şey görmediğim için telefonu kapatıp yerine koydum. Ders çalışmaya geri döneceğim sırada odamın karşısında harabeye dönmüş evin etrafında birilerinin dolaştığını gördüm.

İçimi merak ve azıcıkta olsa korku sarmıştı hemen masamdan kalkıp perdenin arkasına görünmeyeceğimi düşündüğüm bir halde saklandım ve izlemeye başladım, evin dörtbir yanını dolaşıyorlar ve hesaplama yapıyorlardı kimsenin yüzünü net olarak göremiyordum belki tanıdığım birileri bile olabilirlerdi ama yüzlerini bir kez olsun dönmedikleri için tanıyamıyordum. Bir süre daha olduğum yerde durup onları izledim ama gitmeye hiç niyetleri yok gibiydi tam izlemekten vazgeçip masama geri döneceğim sırada onunla göz göze geldim bir anda bütün vücudum zangır zangır titremeye midem bulanmaya, kalbim çıkacakmış gibi atmaya başladı deliler gibi ağlamak istiyordum.

Tek bir bakış sadece üç saniye süren tek bir bakış beni ne hale getirmişti, yıllardır bastırmak için uğraştığım unutmak için ne çok çabaladığım o yüz işte şimdi karşımda duruyordu. Tüm bunlar bir rüya olmalıydı çok asosyal olduğum ve ders çalıştığım için kesinlikle uyanıkken rüyalar görmeye başlamıştım, gelmiş olamazdı bunca yıl sonra benim burada yaşamaya başladığım zamanda geri dönmüş olmamalıydı bu çok saçmaydı.

Hemen odamın bütün güneşliklerini ve perdelerini kapattım yatağımın içine girerek hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım ne kadar ağladığımı bilmiyorum en son hatırladığım ağlamaktan gözlerimi açamadığımdı.

Uyandığımda akşam olmuştu kendimi çok yorgun ve halsiz hissediyordum daha da kötüsü karnım acıkmıştı tek başına yaşamanın en kötü yanlarından biri yemeği tek başına yapmak ve yemektir bence şuan biri önüme sıcak bir yemek getirse hayır demezdim. Zorla da olsa yataktan kalkıp mutfağa gittim yemek yapmakla uğraşacak halim olmadığı için iki paket noodle yapmanın iyi fikir olacağını düşündüm, suyun kaynamasını beklerken aklımdan binlerce düşünce geçiyordu. Acaba beni tanımış mıydı? Yok canım nerden tanıyacaktı, tipim o kadar kaymıştı ki ben bile bazen aynaya bakınca kendimi tanıyamıyordum. Hayır tanısa ne olacaktı sanki, varlığımdan haberi mi vardı, sevgim umurunda mıydı? Yanındakiler kimdi? O kız sevgilisi olabilir miydi? Hepsinden önemlisi perdenin arkasında onları izlediğim belli oluyor muydu? Suyun kaynamaya başlamasıyla birlikte kafamın içinde ki binlerce sorudan bir nebzede olsa sıyrıldım. Yemeğimi yiyordum ama aklım hep ondaydı hayatımın belki de en önemli senelerinin birinde gelmemeliydi sadece bir kere görmemle bütün aklım onda kalmıştı bugün doğru düzgün ders bile çalışamamıştım, tekrar ağlamak için can atan kalbim ve gözlerimi daha fazla zaptedemiyordum bulaşıkları bile yıkamadan hemen odama gittim ve kendimi uykunun kollarına teslim ettim.

Devasa boyutta ki inşaat sesleriyle gözlerimi yeni bir güne açtım. Bu nasıl bir sesti yarabbim sanki iş makineleri benim odamda çalışıyordu.uyumak için biraz daha direndikten sonra faydasız olduğunu anlayıp yataktan kalktım,banyoda yüzümü yıkarken biraz makyaj yapma fikri geldi aklıma hemen odama gidip makyaj çantasını aldım ve banyoya geri döndüm uzun zamandır hiç makyaj yapmamıştım hızlıca bir kapatıcı ,allık, pudra pembesi bir far,rimel ve ruj sürerek makyajımı yapmış oldum bugün kahvaltı yapmadan evden çıkmam gerekiyordu .çarşıya gidip hem biraz gezip hem de evin alışverişini yapacaktım.

Kapıyı kilitleyip anahtarı çantamın içine koydum ve bahçe kapısının önünde çağırdığım taksinin gelmesini beklemeye başladım. Beklerken telefonumla ilgileniyordum o yüzden karşı taraftan gelen sesle irkilerek kafamı kaldırdım.

"sen mehmetin kızı mısın? "bunu bana soran kuzeyin babasıydı .hemen heyecanlanmıştım ama bu heyecanlanmamın osman amcanın bana soru sormasıyla alakası yoktu ,genel olarak bana soru sorulunca heyecanlanıyordum zaten .yani umarım öyleydi

" evet mehmetin kızıyım"diyebildim sadece inşallah sesim kısık çıkmamıştı

" en son gördüğümüzde çok küçüktün ya sen ,bizi hatırlıyor musun? "

" hatırlıyorum tabi hatırlamaz mıyım "diyebilmiştim sadece çünkü tam o sırada kuzeyle annesi leyla yenge bize doğru geliyordu. onu çok severdim çok tatlı bir kadındı.

" bak leyla Mehmetle deryanın kızı ömür "diyerek beni leyla yengeyle tanıştırma gereği duymuştu osman amca. Leyla yenge beni görünce bayağı şaşırmıştı ,hızlanarak yanımıza gelip

" aaa inanmıyorum ömür ne kadar da büyümüşsün sen "diyip sarıldı bende hemen sarılışına karşılık verdim leyla yengenin

" bayağı uzun zaman oldu birbirimizi görmeyeli" dedim gülümseyerek. kuzeyde babasının yanında durmuş bizi izliyordu.

"maalesef canım ,annenler nasıllar burdalar mı onları göremedim hiç" yüzünde ki tatlı gülümsemesiyle sorularını sıralıyordu leyla yenge ,ben de bu sırada çaktırmadan kuzeye bakıyordum ama o arkasını dönmüş iş makinelerini seyrediyordu

"yok leyla yenge onlar ankaradalar ben bir süredir tek kalıyorum ,sakin kafayla sınava hazırlanıyorum" yüzüme sevimli olduğunu düşündüğüm bir gülümseme takınarak söylemiştim bunları. Sözlerimi bitirmemle taksinin gelmesi de eş zamanlı olmuştu.

"çağırdığım taksi de geldi bekletmeden gideyim" dedim leyla yengenin ve osman amcanın yüzüne bakarak. Osman hamca hemen

"kızım böyle bir yere gideceğin zaman taksiyle falan uğraşma kuzey abini ara o seni götürür" bu sözleri duyar duymaz tüm kan yanaklarıma hücum etti. Utangaç bir şekilde kuzeye doğru baktım ama o bunları duymamıştı bile.

"sağol osman amca ben zaten çok bir yere gitmiyorum sizin de işiniz başınızdan aşkın" dedim iş makinelerini göstererek o arada da kuzeyle göz göze gelmiştik hemen bakışlarımı kaçırarak

"acele etsem iyi olur" diyerek taksiye doğru yürüdüm ve arabaya bindim, allahım ya adam kuzey abin demişti ya bana, tabi düşünüce abi oluyordu aramızda 5 yaş vardı ama bir garip gelmişti bunu birinden duymak.

Araba yolda hızla ilerlerken ben kuzeyi düşünüyordum. koyu kahverengi saçları ,kahverengi gözleri,kirli sakalıyla gitgide daha da yakışıklı biri oluyordu. Boyu posu yüz hatları her şeyiyle kusursuz biriydi benim için .ben onu böyle çok sevdiğim için mi tamamen kusursuz biri olarak görüyordum acaba.

Yirmi yaşındaydım, sekiz yaşından beri kuzeyi seviyordum ne kendisine söyleyebiliyordum ne de bir başkasına. sadece saklanıyordum ,gizlersem biter diye düşünmüştüm hep ,görmezsem unuturdum nasıl olsa Ama öyle olmuyordu işte .bu sevgi gitgide büyüyordu 12 senedir bir an olsun azalmamıştı daha ne kadar sevebilirdim ki onu bunun bir sonu olması gerekmiyor muydu?

Araba durunca ücreti ödeyip indim.bügün hava çok güzeldi ne çok sıcaktı ne de çoğuk tam kıvamındaydı,ilk önce sahilde bulunan güzel bir kafeye gidip denizin karşısında ki masaya oturdum ve siparişimi verdim.

Deniz ne kadar güzeldi hep deniz manzaralı bir evde oturmak istemiştim, her uyandığımda denizi görmek ne kadar mükemmel bir duygu olurdu ama ne yazık ki önümüzde ki 4-5 sene bu istediğim mümkün olmayacak gibiydi.

Siparişlerim geldikten sonra hızla kahvaltımı yapmaya koyuldum, kış mevsiminde olduğumuz için günler kısaydı ve bir şey anlamadan akşam oluyordu o yüzden fazla oyalanmadan işlerimi halletmem lazımdı.

Kahvaltımı bitirdikten sonra mağazaların olduğu sokağa doğru yürüdüm, biraz gezmek bana çok iyi gelecekti bundan emindim.

Marketin kapısını ayağımla iterek açtım, gezeceğim yerleri gezmiş alışverişimi yapmıştım, hava da artık iyiden iyiye kararmıştı. Alt sokakta olan taksi durağına gidip bir taksiye bindim ve eve doğru yola çıktık.

Şimdiye kadar farketmemiştim ama gerçekten çok yorulmuştum ayaklarım sızlıyordu.

"abla burda iş makineleri var oraya giremem seni burda bıraksam olur mu?" diyen taksici amcaya çevirdim bakışlarımı. İçim kan ağlayarak da olsa

"olsun yürürüm ben" dedim. Ücreti ödeyerek arabadan indim.

İki elimde de ağır poşetler vardı, hava çok soğuktu daha da önemlisi ev de şimdi çok soğuktu. Şuan hayattan en nefret ettiğim anlardan birindeydik, içimden söylene söylene bahçe kapısının önüne gelmiştim.

Bahçe kapısını açtım ve içeri girmek için adım attım en son hatırladığım ağzımdan kaçan küçük bir çığlıktı.

Bölüm sonu

4 yorum