İçeriğe geç

Kerem-Ece

Bölüm 25 · 4 dk okuma

Kerem-Ece

Bölüm 25

17. Bölüm Keremin doğum günü 21 ekim

🪄İYİKİ DOĞDUN KERRY POTTER🪄

Eceden;

sabah erkenden kalktım keremin doğum günüydü pastayı dün halletmiştim hızlıca kalkıp kimseyi uyandırmadan mutfağa geçtim pastanın gelmesine az kalmıştı teslimattaydı önceden ayarladığımız süs eşyalarını çıkartıp masaya koydum ve gidip kerem dışında herkesi uyandırdım birlikte hazırlıklara başladık pastada gelmişti bende keremi uyandırmaya çıkacaktım arkamdan gelen ses ile irkildim

”hızlı gelin” abimdi gülerek “tamam”dedim hızla yukarı çıktım kerem hâlâ uyuyordu yavaşça seslendim “günaydın sevgilim” hafif gülümsedikten sonra gözlerini açtı

“günaydın birtanem”

“Hadi uykucu kalk bakalım aşağıda seni bekleyen çok güzel bir süprizimiz var”

”biraz daha beklesin olmazmı”

yanına oturmuştum kalkmaya niyeti yoktu yanağına bir öpücük kondurdum

”abimin talimatı var sevgilim hadi kalk bakalım”

”barış bey bu ilişkiye karışma işini fazla abarttı”

dedi gülerek

kalkıp dolaptan bir şeyler aldım yatağa koyup giyinmesini söyledim zorda olsa kalkıp giymeye başladı bend eaynadan kendime bakıyordum

”çok güzelsin birtanem”

“sende çok yakışıklısın gülüm”

yakasını düzeltirken söyledim (kerem yunusa gülüm demiştiya yayında skzkkdk)

keremde gülmüştü

hızlıca odadan çıkıp keremin gözlerini kapattım yavaşça merdivenlerden indikten sonra melislerin olduğu yere doğru yürüdük herkes keremin doğum gününü kutladı ve bende hediye zamanı gelmişti herkes hediyesini verdi en son ben vermek istedim

kereme saat almıştım hediye ettikten sonra sıkıca sarıldım kulağına

”iyiki varsın sevgilim” dedim

sıkıca sarıldık

daha sonra mumlar üflendi ve kahvaltıya başladık duru keremin kucağında ona bir şeyler anlatmaya çalışıyordu keremin duruya bakarken gözleri parlıyordu hiç bir zaman bir çocuğu geri çevirmemişti forma imzalarken fotoğraf çekinirken çocukları çok seviyordu…

kerem ve biz kahvaltımızı yaptıktan sonra doğa ve halil rahat etsin diye duruyu alıp uyutmak için odaya geçtik

duruyu ortamıza yatırmıştık kerem beni izliyo bende durunun saçlarıyla oynuyordum

sessizliği bozan kerem oldu

”acaba bizim çocuğumuz kime benzeyecek”

sohbet güzel gidiyordu

“Hiç isim düşündünmü”

dedim

“Erkek olursa yiğit,emre”

eliyle saçımı yüzümden çekti ve söyledim

”kız olursa gökçe yada gökçen,güneş ismini isterdim”

dedim biraz sohbet ettikten sonra üçümüzde uyumuştuk

öpücük ile uyandım duruydu yüzünde kocaman bir gülümseme vardı

”tünaydınn” dedim sessiz bir şekilde

Keremi işaret etmişti “hadi uyandıralım” dedim ve yavaşça doğruldum duruda önce keremi yanağından öpüp sonrada kafasını yanağına koydu ve uyanması için sealer çıkarttı

kerem gözlerini yazaşça açmıştı ve oda “tünaydın” dedi

kapının çalması ile kapıya döndük abimdi

“kerem iki dakika gelsene bi” dedi

hiç iyi bir çağırış değildi bu duruyu kucağıma alıp bende keremin arkasından gittim o dışarı çıkacaktı bende mutfağa

”kerem bana kesinlikle haber ver lütfen”

”korkma güzelim bir şey olmamıştır” dedi ve öpüp çıktı duruda şaşırmıştı

mutfağa girince duruyu doğaya verdim melis telaşlıydı

“ne oldu” dedim

”bora gelmiş” dedi doğa

”ne istiyormuş” dedim

”halil gitti barışda keremi alıp gitti gördün zaten” dedi melis

hızlıca dışarı çıktım bora ve babası vardı keremle abim onları dinliyordu halilde dinliyordu ama her an vurmak için eli silahındaydı hızlıca keremlere yaklaştım kerem beni görünce arkasını döndü ve beni arkasına aldı

Çok sinirliydi “bir şey yok birtanem şimdi gidiyolar zaten”

bora babasına dönüp onay verdi arabaya binip gittiler

bizde içeri geçmiştik babası özür dilemek için gelmiş

karşılıklı koltukların birinde ben ve kerem diğerinde abim ve melis oturuyordu doğada tekli koltuktaydı halilde kucağındaki duruyu sakinleştiriyordu

kafamı keremin göğüsüne yasladım oda saçlarımla oynuyodu

doğa duruyu uyutucaktı abimlerde maç yapıcaklardı bizde melisle sohbet ediyorduk

bağırma sesi geldiğnde gol atıldığını anlıyoduk

ve sürekli “çocuk uyuyo” diye uyarıyorduk

çok geçmeden doğa geldi akşam yemeği için mekan seviyorduk restorandı seçtik ve yola koyulduk

arabadan;

Mesai başladıı kereme saçma sorular sorma zamanı

”kerem”

”efendim balım”

”sana bir soru sorucam”

”dinliyorum birtanem”

”benle evlendikten sonra ben ölüyorum s-“

”ece senin öldüğün gün bende ölmüşümdür”

erimiştim bu sözüne ama devam etmem lazımdı

”sonra sen çocuğa bakması için başka birisiyle evleniyorsun”

”evlenmem”

”dinlermisin, oda yaşlanınca ölüyo sen ölünce kimin yanına gömülmek istersin”

”1.senin öldüğün gün bende ölürüm

2.kızıma yada oğluma ben bakabilirim

3.eğer bir cevap gerekiyorsa sensin tabiki balım”

yanağından öptüm ve yola devam ettik

geldiğimizde herkes keremin doğum gününü kutluyordu masada yunus ve tuğçede vardı (yunus akgün) birlikte önce yemek yedik sonra kutlamaya başladık

biz hediyelerimizi önceden vermiştik yunus ve tuğçe hediyelerini verdiler üstünde 7 Aktürkoğlu yazan 3 forma vardı biri çocuk formasıydı ikiside yetişkin

”biri senin biri ecenin diğeride yavru aslanınızın”

dedi yunus teşekkür ettikten sonra kerem kulağıma

”bence bu çocuk işini çok bekletmeyelim”

hafifçe güldüm

kutlama bittikten sonra evlere dağıldık

eceler;

herkes odalarına dağılmıştı bizde uyumak için hazırlandık

(burayı gene yazmıyorum şjhşdjşdfjüf gene yapıyolar bişiler)

Bölüm sonuuu

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.