Hiç düşündünüz mü, neden hayatımızdaki peklik çok şey sarsılmaz birer zorunluluk gibi karşımıza dikilir? Yaşamak, nefes almak, aile baskıları, okul sıraları ve bitmek bilmeyen toplumsal beklentiler... Bence insanlığın bu dünyadaki en büyük ve en trajik imtihanlarından biridir bu. Çoğu insan neden evlendiğini bilmez, neden akademik bir kariyer peşinde koştuğunu, hatta daha da kötüsü, bu hayatta tam olarak ne için yaşadığını sorgulamaz. İnsanlığın büyük bir kısmı, kendi varoluş amacını keşfetmek yerine, hayatını sadece "zorunluluk" adı verilen o görünmez prangaların gölgesinde idame ettirir.
Benim bu hayatta en nefret ettiğim şeydir zorunluluk; bir şeyi sırf yapılması gerektiği için, iradem dışında yapmak zorunda kalmak. Of, ne kadar da ruhu daraltan, tiksindirici bir his! Mesela lise sınavlarına hazırlandığım o stresli dönemi hatırlıyorum; hayatımda matematik dışında hiçbir derse isteyerek, içimden gelerek çalıştığımı hatırlamıyorum. Çünkü matematik bana hiçbir zaman dayatılan bir zorunluluk gibi gelmemişti; aksine, içinde kaybolabildiğim bir oyun alanı gibiydi. Bu yüzden yolumu matematikle çizmeyi seçtim. Belki de bu satırları okuyanların iç sesi şu an, "Ne anlatıyor bu deli?" diyerek beni anlamakta güçlük çekiyordur.
Aslında tam olarak anlatmak istediğim mesele de bu: Olabildiğince özgür olabilmek. Lütfen buradaki özgürlük kavramını sonsuz bir başıboşluk olarak algılamayın. Bence insan, ancak kendi kararlarını bilinçli bir şekilde verdiği zaman gerçekten özgürdür. Yoksa etrafınızda ya da çevrenizde elbet görmüşsünüzdür: "Ben özgürüm kanka; istediğim gibi alkol alıp barlarda takılıyorum, hayatıma hiçbir şey katmıyorum çünkü özgürüm, anladın mı?" tarzında konuşan tipleri. Bu benzeri karakterler, kendi dar pencerelerinden bakınca kendilerini dünyanın en radikal, en özgür insanları sanırlar; oysa sadece derin bir amaçsızlığın kölesidirler.
İşte işin asıl özü ve hayatın sırrı da burada yatıyor: Geleceğinize dair yapacağınız herhangi bir hamleyi, atacağınız herhangi bir adımı sırf başkaları bekliyor diye ya da sahte bir özgürlük illüzyonuna kapılarak değil; isteyerek, severek ve olabildiğince dışsal etkilerden arınmış bir şekilde, tamamen kendi özgür iradenizle seçin. Ancak o zaman gerçekten yaşadığınızı hissedebilirsiniz.

