~Şimâl Çuğaşvili
E'nin eski aşklarını çok dinledim, mesela lise 1'e giderken bir kız varmış kız E'yi aldatmış ama E yine de kızın peşinden koşmuş hatta söylediğine göre kızın karşısına çıkıp ağlamayı bile denemiş, sürekli aklımda şu düşünce var “Onu aldatan kıza karşı bile bu kadar aşk doluyken beni sırf ayrılmamıza neden olan bir kıskançlık, güvensizlik mevzusuna nasıl bu kadar çabuk silip atabildi, ben neden o kız olamadım? Neyim eksikti o kızdan? ”
Kıza şunları yazmıştım:
Keşke ne kadar şanslı olduğunu bilsen. E en çok seni sevdi, seni sevdiği gibi kimseyi de sevemedi. Üzerinizden yıllar geçmesine rağmen fotoğrafınızı sakladı benimleyse o kadar anısı olan fotoğraflar için "Sildim tabi napacaktım çevizime mi saklayacaktım." dedi. Sen onun bu sevgisini hiçbir çaba saf etmeden elde ettin bense aylarca peşinden koştum. Senin yüzüne bile bakmadığın o sevgi için aylarca çabaladım. En çok seni sevdi keşke değerini bilseydin. Sen onu aldatmana rağmen senin peşinden koştu beni ise birkaç hata yaptım diye sildi. Sen tam benim sevilmek istediğim gibi sevildin. ”
E'nin yarım yüz şekilde bir kolyesi vardı “Bu kolyenin anlamı ruh eşin nasılsa sen de öyle olursun, bir parçasınızdır, bunu simgeliyor ve kolyenin diğer parçasını da sana alıcam beraber takıcaz. ” demişti
Ayrıldıktan sonra o kolyeyi de eski sevgilisiyle aldığını söyledi.
Başka bir kız daha vardı onun içinde “Çok kırdım,beni gerçekten çok seven biriydi hâlâ gönlünü almaya çalışıyorum." demişti. Benim her kalbimi kırdığında aklımda bu söz yankılanır. Benim ne eksiğim vardı o kızdan? Ben de onu çok sevmemiş miydim?
Benim neden gönlümü almaya çalışmıyordu?
Barışmayı da geçtim ben, bu sözü söylediği günden beri aylardır belki beni ne kadar kırdığını, benim onu ne kadar sevdiğimi anlar da o kıza gösterdiği muammeleyi bana da gösterir belki benim de gönlümü almak için çabalar diye bekliyorum.