Milattan önce büyük büyük atalarımızın krallıklarına gönderilen kristalle 4 büyük krallık güçlenmişti ateş krallığı,su krallığı,toprak krallığı ve rüzgar krallığı.
Kristaller varislerini çoktan doğdukları an seçerler ve 1000 yıl boyunca varislere güç katıp yaşarlar 1000 yılda bir kraliyet ailesinin çocukları veya torunları varis olarak seçilir ve kristal onun kalbine saplanır.
Elbette kristali daha önce kendine saplamaya çalışan insanlar olmuştu ama sonları ölümle bitmişti.
Her kristalin kendine haz özellikleri ve güçleri vardı.
Ateş elementi kurnazdı ve güçlüydü kurnazlığıyla her şeye hükmedebilirdi.
Su elementi bağımsız zeki ve güçlüydü insanı gücü zekası ve asilliğiyle hayran bırakabilirdi.
Rüzgar elementi sakin hızlı zeki olayları saniyede çözümlüyebilirdi ve sanatıyla bilinirdi.
Toprak elementi asillikleri ve gücüyle bilinirdi.
Ateş krallığının ataları daha önce su krallığına pusu kurmuştu ve bu iki krallık arasında büyük bir savaş başlatmışlardı.
Büyük kral dani su kralı marcoyu kandırıp ölümüyle sonuçlanmıştı...
Kaşlarımı havalandırmış annem matrinin anlattıklarını can kulağıyla dinliyordum.
Size biraz kendimden bahsedeyim ben diana ateş krallığının prensesi 2. Varisi yani pekte varis denilemez 18 yaşında bir genç kızdım.
Kenardaki kristale bakmıştım ve anneme dönüp konuştum "abim kristali kullanmak için çok heyecanlı" demiştim. Annem ise gülümseyip başını sallamıştı "10 gündür kristalin peşinden ayrılmıyor" demişti abim danielle 5 yaşından beri zorlu eğitimlere sokuluyordu ben ise nadiren ona eşlik edip katılıyordum.
Annem bana dönüp "halk bizi bekliyor olmalı ana salona insek çok iyi olur" demişti. Kafamı sallayıp sallanarak salona inip etrafa bakıp krallığı selamladım ve kenara geçtim.
Abimde o sıra kristalle içeri geçmişti tam ona bakıcaktım ki yanımda bir kelebek gördüm ve çığlığı basıp uzaklaşmaya çalıştım.
----
Prens danielle eline kristali alıp, konuşmaya başladı "bu gün benimle burada olduğunuz için" sözü yarıda kesilmişti.
Yarıda kesen ses prenses diananın çığlığıydı. Prens kafasını çevirip baktığında prensesin kelebekten kaçtığını görmüştü,istemsizce kaşlarını çatıp ona dönmüştü.
O sıra prenses prense çarpıp elindeki kristalle beraber yere doğru düştü ve o an kristal prensesin kalbine saplandı...
Prensesin o an iki şansı vardı ya seçilmiş kişi olması yada ölmesi...
Prens danielle şok içinde kardeşini dürttü ve "DİANA!" diye bağırdı kraliçe ve kral prensesin başına gelip eğilmişlerdi. Yerde kanlar içinde yatan kıza baktılar...
Kraliçe ağlamaya başlamıştı,kral ise kızının saçlarını okşayarak uyanmasını umuyordu,prens ise içinde iki korku vardı ya kardeşi ölücekti yada kristal onu sahiplenicekti prens bunları istemiyordu...
Yerdeki kanlar yavaşça prensesin bedenine doğru çekilmişti kızıl olan saçları daha parlak ateş kırmızısı olmuştu ve göz rengi saçıyla uyumlu olmuştu kristalin saplandığı yara kapanmış bedenine uyum sağlamıştı.
Prensin ağzından şu kelimeler çıkmıştı "olamaz" kınskaçlık mı ediyordu galiba..
Kral ve kraliçe şok içinde kızlarına sonrada oğullarına bakıp konuştular "varis dianaymış..."
Danielle sinirli bir şekilde yerdeki prensese baktı ve üzerini düzeltip hızla oradan uzaklaştı.
----
Gözlerime dolan yoğun ışıkla yüzümü buruşturup gözlerimi açmıştım. Annem ve babam endişeyle bana bakıyordu ağzımı aralayıp konuştum "ne oldu"
*Annem iç çekip konuştu
* "kristal seni varisi olarak seçti."
_______________