Eminem- Stan🎶
Çalan telefonumun sesi odamda yankılanırken, sabaha kadar uyuyamamanın verdiği yorgunlukla elimi uzatarak komidin üzerindeki telefonu açıp kulağıma götürdüm.
"Alo?"
"Elisa."
Yattığım yerden hızla doğrulurken duyduğum Ömer’in sesiyle derin bir nefes verdim.
"Ömer!"
"Nasılsın?"
"Asıl benim sormam gerekiyor. Sen nasılsın?"
"İyiyim."
Dedi sadece düz bir ses tonuyla. Dün Kerem konuştuklarımızdan Ömer’e bahsetmemem konusunda beni sıkıca uyarmıştı.
Ömer, hastalığının gün geçtikçe daha da ilerlediğini şu sıralar daha kötü olduğunu benim bilmemi istemiyordu.
Bende mecbur bilmiyormuş gibi davranacaktım.
"Merak ettim seni. Dün öyle yarıda kaldı konuşmamız."
"İyiyim iyiyim merak etme sen. Biraz işim çıkmıştı o kadar."
"Sadece bu kadar mı gerçekten?"
"Evet bu kadar da senin sesin niye böyle yorgun geliyor?"
Boğazımı temizleyerek sesimi canlı tutmaya çalıştım.
"Yoo iyiyim. Yeni uyandım ya ondan şey olmuştur. İyiyim merak etme."
"Peki öyle olsun. Benim şimdi kapatmam lazım sonra görüşürüz tamam mı?"
"Tamam."
"Ha, Ömer."
"Efendim?"
"Kendine iyi bak. Seni seviyorum."
"Bende seni seviyorum Elisa."
Diyerek kapattı telefonu. Derin bir nefes aldım. Ömer’i ameliyat için ikna etmem gerekiyordu. Yada ikna etmelimiydim?
Kafam karmakarışıktı. İki ucu da sivri bir bıçaktı sanki.
Benim biriyle konuşup mantıklı düşünmem gerekiyordu ama konuşacağım bir çevrem yoktu maalesef.
Birden aklıma gelen kişiyle hızla yatağımdan kalkarak kendime gelmek için banyoya doğru ilerledim.
🫧🫧
"Yeliz abla. Evin çok güzel olmuş da."
Diyerek gözlerimi odanın içinde gezdirmeye devam ettim.
"Da?"
"Biraz fazla sade sanki. Yani sen çok renkli birisisin."
Gülümseyerek konuştu.
"Aslında burada ben oturmayacağım. Benim bir evim var zaten."
"Kim oturacak ki?"
"Oğlum var demiştim ya. O şu an Türkiye de değil. Geldiği zaman burda yaşıyacak."
Elimdeki kahveden bir yudum daha alırken istemsizce moralim bozulmuştu.
"Bende seni çok sevmiştim. Demek ki bir süre sonra daha görüşemeyeceğiz."
Yine her zamanki güler yüzüyle baktı bana.
"Merak etme. Daha çok görüşeceğiz."
Sesinde biraz ima gibi bir şey vardı ama çok üzerinde durmadım.
Benim onunla konuşmak istediğim şey başkaydı.
"Elisa sen bana bir şey mi söyleyeceksin?"
Daha ben bir şey demeden beni anladığı için minnetle yüzüne baktım.
"Evet Yeliz abla. İçimden çok büyük bir sıkıntı var ve benim konuşacak kimsem yok."
Lafımı yarıda keserek elini elimin üzerine koydu.
"Beni bir ablan olarak gör. İçindeki sıkıntıyı bana anlatabilirsin. Belki iyi gelirim."
"Teşekkür ederim Yeliz abla. Aslında nasıl anlatacağımı bilmiyorum."
"Başla bir yerden."
Gözlerimi kaçırarak odanın içinde gezdirdim.
Evet bir yerden başlamalıydım.
🫧🫧🫧🫧
"İşte benimde şimdi onu ikna etmem gerekiyor. Yada ikna etmeli miyim? Bilmiyorum."
Diyerek gözümden akan yaşı Yeliz ablanın bana uzattığı peçeteyi alarak sildim.
Beni büyük bir ilgiyle dinlemişti ve hatta Ömer’in hastalığından bahsederken benimle birlikte onun da gözlerinin dolduğuna şahit olmuştum.
Sanki benimle aynı acıyı paylaşıyor gibiydi ya da çok iyi bir dinleyiciydi.
Bana destek verircesine tekrar ellerimi tuttu.
"Senin onu ikna etmen gerekiyor Elisa."
"Peki ama ameliyatta çok tehlikeli. Aklıma bile getirmek istemiyorum ama ölebilir."
"Bu şekilde de tam olarak yaşadığı söylenemez ama."
Derin bir nefes alarak başımı önüme eğdim.
"Kerem de öyle söyledi zaten. Sık sık nefesi kesiliyormuş. İstediği şeyleri yiyemiyor, istediği şekilde gezemiyor."
Tekrar sustum. Neden sevdiklerimiz acı çekmek zorundaydı? Neden onlar için bir şey yapamıyorduk ki?
"Eğer iyileşeceğine kendisi inanırsa eminin ki iyileşecektir. Önce kendisinin inanması lazım. İşte senin yapman gereken tek şey, onun kendine inanmasını sağlamak."
🫧🫧🫧
Elisa: Nasılsın İzlandalı?
Öylesinebiri: İyiyim İzlandalının sevgilisi 😉
Elisa: Hayır benim sevgilim Türk
Öylesinebiri: O zaman sevgiline İzlandalı demekten vazgeç
Öylesinebiri: Öylesine biri iyiydi
Elisa: Sen Türkiyeye gelene kadar benim gözümde İzlandalısın
Elisa: Eğer bunu söylemem hoşuna gitmiyorsa hemen Türkiyeye gellll
Öylesinebiri: Birileri sabredemiyor galiba?
Elisa: Yooo
Elisa: Ne alakası var?
Elisa: Ben seni düşünüyorum. Memleket özlemi falan çekiyorsundur sen
Öylesinebiri: Yo iyi buralar
Öylesinebiri: Memleket gibisi yok tabi de. İzlanda'da güzel yer ama
Elisa: Nasıl ya?!!
Elisa: Hani gelecektin????
Öylesinebiri: Bilmiyorum belki gelirim...
Elisa: Ne demek belki!
Elisa: Çabuk buraya gel!
Öylesinebiri: Özledin mi?😉
Elisa: Soruyor musun birde? Ama yok
Elisa: Seni hiç görmedim ki hem. Nasıl önleyebilirim?
Öylesinebiri: Bende görmedim ama özledim. Özlüyorum yani
Elisa: Gel o zaman
Elisa: İlk karşılaşmamızla ilgili o kadar çok hayal kurdum kii
Elisa: Gel artık
Öylesinebiri: Geleceğim merak etme. Hemde hayallerinden bile daha güzel bir karşılaşmamız olacak
Elisa: İddalısın
Öylesinebiri: Her zaman😉
Elisa: Şu emojiden başka bir şey bilmiyorsun değil mi??
Öylesinebiri: Evet bilmiyorum
Öylesinebiri: Seviyorum bu emojiyi
Elisa: Sinir oluyorum ama
Öylesinebiri: Belkide bende bu yüzden seviyorumdur
Elisa: Beni sinir etmek hoşuna mı gidiyor yani?
Öylesinebiri: Hayır seninle uğraşmak hoşuma gidiyor
Elisa: İyi bir şey olarak mı dedin kötü bir şey olarak mı anlamadım. Ama neyse...
Öylesinebiri: Sana kötü bir şey demem ben. Sen iyi olarak algıla
Elisa: Peki öyle olsun
Öylesinebiri: Öyle olsun
Elisa: Öyle
Öylesinebiri: Öyle
Elisa: Öyle
Öylesinebiri: Bir şey mi söyleyeceksin Elisa?
Elisa: Evet
Elisa: Yani yoo nerden çıkardın?
Öylesinebiri: Evet mi hayır mı?🤔
Elisa: Hayır
Elisa: Şey
Öylesinebiri: Ney?
Elisa: Aslında evet sana bir şey söyleyeceğim
Öylesinebiri: Tahmin etmiştim. Söyle bakalım
Elisa: Buradan olmaz. Arayayım mı konuşmamız gerekiyor
Öylesinebiri: Ciddi bir şey söyleyeceksin orasını anladım. Önemli bir şey yok değil mi?
Elisa: Önmeli bir şey var. Hemde çok önemli...
Sizce devamında neler olacak??🦋


