İçeriğe geç

Kelebek

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Kelebek

Bölüm 1

Kelebek

Yağmurlu bir gün, kütüphanenin kapısında bekleyen Eda, bir şeylerin değişeceğini hissetmişti. Üzerine sinmiş olan nefes kesici bir heyecanla kalbinin atışlarını dinlerken, gözleri dışarıda büzülen damlaları izliyordu. O an, ne kadar sıradan bir gündü, ne de olsa. Ama içindeki kıpırtı, sıradan bir arkadaşlığın çok daha fazlasına dönüşeceğini müjdeliyordu. Eray, liseye başladığından beri Eda’yı hep uzaktan izlemişti. Gözleri, onu her gördüğünde parlayan bir yıldız gibi parlıyor, kalbi ise yüreğini sıkan bir ağırlıkla doluyordu. Eda, onun için bir sır gibi değerliydi; ama işte, yüreğini açmaya cesaret edemiyordu. Eda’nın yanında, her zaman olduğu gibi, bir şeylerin yolunda gitmediğini hissediyordu. Ailesinin sorunları, yoksulluk, hayalleriyle olan savaşı, hepsi onu boğuyordu. O yüzden, onun yanında sadece bir arkadaş olarak kalmayı tercih ediyordu. Fakat her şey, o yaz tatilinde yaşananlarla alt üst oldu. Eda’ya, onun için çok özel bir anlam taşıyan kelebek kolyesini hediye ettiğinde, hayatının akışı değişti. Eda’nın gözlerindeki hayal kırıklığını gördüğünde, kalbinde bir şeylerin kırıldığını hissetti. “Ama biz sadece arkadaşız,” demişti Eda, ama sözlerinin ardında yatan gerçek, onun da bir şeyler hissettiği gerçeğiydi. O günden sonra aralarındaki mesafe açıldı. İkisi de birbirlerine olan hislerini susarak saklamaya çalışsalar da, içlerindeki boşluk büyüyordu. Hayat, Eray’a bir darbe daha indirdiğinde, Eda’nın aklında Eray’dan başka kimse yoktu. Eray, babasının iş yerinde yaşanan kazadan sonra büyük bir borca batmıştı ve bu borcu kapatmak için her şeyi göze almak zorundaydı. Birkan Bey’in kızı Lina ile zoraki bir ilişkiye girmesi, her iki gencin de ruhunda derin yaralar açıyordu. Lina, Eray’ın gizemli yapısına hayran kalıyor, ama içinde bulunduğu şartlardan ötürü ona yaklaşamıyordu. Aradan geçen zaman, Eray’ı olgunlaştırmış, onu güçlü bir adam haline getirmişti. Ama kalbinde taşıdığı Eda’ya olan sevgi, yıllar geçse de sönmemişti. Bir gün, Eda’yı akşam vakti gördüğünde, cesaretini toplamak için derin bir nefes aldı. Ama yine de adım atamadı. Birkan Bey’in işlerinde kendine yer edinmiş olsa da, Eda’yla olan geçmişi kalbinde hala tazeydi. Eda, üniversiteyi kazanarak hayatına yeni bir yön vermişti. Artık bir doktor olmuştu ve Eray’ın hayalleriyle dolu olan o eski günlere dönmeyi çok isterdi. Ama Eray, Lina ile olan ilişkisini sürdürüyordu ve Eda’ya karşı hissettiklerini bastırmaya çalışıyordu. Ancak kaderin bir başka planı vardı. Bir gün, bir toplantıda birbirlerine rastladıklarında, geçmişin yükü yine kapılarını çaldı. Eda, Eray’ın yanında Lina’yı görünce içi sızladı. Eray, Lina’nın yanında olmasına rağmen, gözleri Eda’yı arıyordu. Eda, içinde bir umut ışığı doğmuştu ama bu ışık, onu karanlık bir geleceğe götürecekti. Yusuf, eski dostu olan Eray’a karşı içten içe duyduğu kıskançlıkla hareket etmeye başladı. Eray’ın güçlü duruşu, Yusuf’un onu tehdit olarak görmesine neden oldu. Bir gün, karşı karşıya geldiklerinde, her ikisi de geçmişin acısını paylaşırken, bir çatışmanın ortasında buldular kendilerini. Yusuf’un bir anlık öfkesi, Eray’ı ağır yaraladı. Lina, Eray’ın yaralı halini gördüğünde, kalbi parçalandı. Hastane koridorunda beklerken, Eray’ın gözleriyle buluştuğunda, içindeki aşkı fark etti. Ama artık çok geçti. Eray, o kelebek kolyesiyle hastaneye getirilmişti ve doktor, o kolyeyi görünce geçmişin yükünü anlayacaktı. Ameliyat sonrası Eray, Eda’yı görünce gözleri parladı. Ama Eda, “Bunun yanında başka birisi var mı?” diye sorduğunda, Eray’ın kalbinde bir acı daha belirdi. “Hayır,” dedi Eray, ama bu yanıt kalbinde taşıdığı Eda’ya olan sevgisinin asla azalmayacağını gizleyemiyordu. Eda, onun yanına oturup kafasını omzuna koyduğunda, Eray’ın tüm yükleri hafiflemişti. “Beni bırakma, her şeyi geride bırakıp gidebilir miyiz?” dedi Eray, ama bu umut, bir kelebeğin ömrü kadar kısa sürecekti. Eray ve Eda, birbirlerine sarıldıkları o an, hayatın ne kadar acımasız olduğunu bilmiyorlardı. Ertesi sabah, Yusuf’un adamları yine peşlerindeydi. Eray, Eda ile yan yana yürürken, bir kurşunla hayattan koparıldı. Eda’nın elinde yalnızca bir kolye kaldı ve geride bıraktığı sadece acıydı. Hayatlarının kesiştiği o an, bir kelebek gibi hafif ve kısa sürdü. Aşkları, umutları ve hayalleri, bir damla yağmur gibi yere düştü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.