Akşam güneşi boğazda günün bitiş selamını vermeye hazırlanırken eskiden kalma lacivert ceketini alelaceli üzerine çekmiş 50 yaşlarında bir adam Beşiktaş Üsküdar vapuruna nefes nefese yetişti beyaz Gömleğinin üzerinde taktığı lacivert kravatını düzeltti vaporta oturabileceği bir yer aradı
adımları meçhul bir adrese gidermişçesine vapurun sessiz sakin bir köşesine buldu üşüyen ellerini nefesiyle ısıttı yerine oturdu ceketinin cebine eline soktu bilmem ne zamandan kalma Yarın bir sigara eline geldi.....
Ceketi giymeyeli çok olmuştu en son Gözü gibi sakındığı karısının ve kızı Öykü'nün cenazesinde giymişti.
Sigarayı bırakalı yıllar olmasına rağmen gençliğinin yoksulluk vahzelinde yarım kalan bir sigara hala cebinde duruyordu izmariti boğazın sularına bırakırken gülümsedi "seni bir daha içmeyeceğim Bana boşuna kendini hatırlatma" dedi...
Kendisi gibi akşam serininde üşüyen 12-13 yaşlarında bir kız geldi 1 metre kadar gerisinde oturdu.
Eski ama temiz Entarisi ile dizlerini örttü elindeki simidi yemeye başladı
Küçük kızın asık suratı ağlamaklı hali Dikkatini Çekti Kız bir yandan simidini yiyor Diğer yandan dikkatli elindeki bir demet fotoğraftan en üstte durana bakıyordu..
Karşısında üzgün Duran sevimli kız elleriyle toprağa verdiği ciğerparesi ile aynı yaştaydı içinden gelen engelleyemediği bir duyguyla küçük kızla ilgilenmek istedi vapur arkada bıraktığı köpükler ile Üsküdar'a doğru rotasını çizerken adam uzaktan küçük kıza Seslendi
Fotoğraf annenin mi diye sordu
Küçük kız Sesin geldiği tarafa baktı sanki vapurda olduğunu yeni fark etmiş gibi etrafına baktı Sonra gözlerini adama çevirdi soruyu soran adamın güvenilir olup olmadığını anlamak için yüzüne dikkatlice baktı giyimi dış görünüşü bir öğretmene benziyordu Yüzündeki tebessüm küçük kızın ruhuna Güven verdi
Evet demekle yetindi
Annen yaşıyor mu yoksa vefat mı etti deyince küçük kız adamı daha da bir Güven duydu çünkü hemen hemen herkes için öldü mü diye sorusu sorulurdu o yüzden ölüm kelimesinden nefret ediyordu
"Evet vefat etti"
"Ne zaman?"
"Tam bir yıl oldu"
Bugün Anneler Günü senin için zor bir gün olmalı dedi adam ve aralarındaki konuşma sıcak bir dostluğa Doğru yol almaya başladı
Olsun ben alıştım dedi küçük kız yüreğindeki acıyı sımsıkzarıp saklamaya çalıştı
adam Baban var mı dedi
küçük kız var evde
Adam nerede oturuyorsun
küçük kız Üsküdar Itır sokakta
adam Beşiktaş'ta ne işin var akrabalarına mı geldin
küçük kız hayır Annemi bir arkadaşı vardı onu ziyaret ettim annemden kalan birkaç hatıra vardı eşya fotoğraflar Onları aldım
Adam desene Aynı mahallede yaşıyoruz ben de kütüphane müdürüyüm sahilde belki biliyorsundur kardeşim Beşiktaş'ta oturuyor onu ziyaret etmeye gelmiştim dedi...
Adam küçük kızın Birkaç soru sormasını bekledi Ama küçük kız sormadı simidini yerken fotoğraflara bakmaya devam etti küçük kızı daha fazla rahatsız etmek istemedi yine boğaza döndü seyrine devam etti vapur Üsküdar iskelesine yaklaşıyordu küçük kız Boğazı seyreden adama yaklaştı
kütüphaneye gelsem eve götürmek için kitap verir misiniz dedi
Kızın konuşacağına dahil umudunu kaybetmek üzere olan adam Geriye döndü küçük kıza sevgi dolu bakışlarla cevap verdi
Benim işim kitap vermek eve götürmek için kütüphaneye üye olman gerek ama senin gibi tatlı bir kıza torpil yapabilirim Okula gidiyor musun?
Evet dedi küçük kız
Ne olmak istiyorsun dedi adam
küçük kız moda tasarımcısı
Adam kitap okuyor musun dedi
küçük kız pek değil kitap bulamıyorum öğretmenim ara sıra veriyor onları okuyorum
adam okuduğun kitapların içinde en beğendiğin hangisi
küçük kız süper İyi günler
adam Ben de o kitabı çok beğeniyorum iki kez okudum dedi...
Yolcular inmeye başladı adam küçük kıza son talimatı verdi
gelirsen kütüphanedeyim ha Babanla da tanışmak isterim dedi
sonra kalabalığın arasına karıştı gitti...
Küçük kız kalabalığı azalmasını bekledi son birkaç yolcuyla birlikte Vapurdan indi indikten sonra gözleri adamı aradı bulamadı Biraz ileride bir elin onu çağırdığını fark etti koşarak adamın yanına gitti adam kütüphaneye gösterdi
Bak Şemsi Paşa Camisi'nin bahçesindeyim orası yalnız Cami bahçesi değil içinde aynı zamanda büyük bir kütüphane var
küçük kız kafasını salladı orayı biliyorum kitap almaya geleceğim dedi
Ve elimde kalan son lokmalık simidi ağzına attı
sen çok zayıfsın dedi adam tıpkı bir kelebek gibi
Olsun Ben kelebeklere benzemekten memnunum Çünkü kelebekleri severim dedi
adamın yüzüne baktı adınız ne
diyerek tatlı bir Bakışlı gülümsedi Tarık Tarık amca diyebilirsin bana
küçük kız Adamın adını beğenmemiş gibi yüzüne işitti küçük kız gittikçe ona daha sevimli gelmeye başlamıştı ayrılmak üzereyken kütüphaneye gelmesinin için bir şey söylemek istedi Senin adın ne dedi
Çağla dedi Küçük Kız
ne güzel bir resim kim vermiş sana bu ismi dedi adam
Babam dedi küçük kız Madem kelebekleri çok seviyorsun kelebeklerin 3 sırrı vardır mutlaka biliyorsundur dedi
küçük kız boş boş adamın yüzüne baktı Hayır bilmiyorum dedi
Adam demek bilmiyorsun Öğrenmek istersen kütüphaneye Gel sana anlatayım dedi
gülümseyerek evine doğru yürümeye başladı küçük kız kafasına takılan kelebeğin üç sırrı sorusuyla yokuş yukarı tırmanarak gitti sokak lambalarının dışında bir gölge gibi kayboldu o gün eve giderken vaporta tanıştığı adama bir isim arada durdu tam eve girerken aklına bir isim geldi meçhul dost işte buldum dedi kendi kendine
garip bir sevinçle apartmanın kapısından içeri girdi kelebeğin 3 sırrı aklından çıkmıyordu kelebeklerin Sırrı olur mu Neden beni kelebeğe benzetti acaba
kütüphaneye ilk kez gideceği güne kadar aklı sorulara takılıp durmuştu...
İKİNCİ BÖLÜMDE GÖRÜŞMEK ÜZERE...👋🏻👋🏻


