Ben Efsun, yıllar önce ajanlığı bıraktım ve hayatıma devam ettim, aslında bir bakıma iyi oldu şu anda kendi evimde yanlız yaşıyorum... yapa yanlız...:(
Saat:07.56
Dün gece kurduğum alarmın sesiyle gözlerimi açtım, yapacak bir işim olmadığı için yatakta bir süre uzanıp
Tavanı izledim ve en sonunda bütün gün yatakta duramayacağımı anladım ve yataktan kalktım, sol taraftaki komodine uzanıp telefonumu elime aldım, Saat 08.35 iç çekerek doğruldum ve yatağıma oturdum, sağ tarafımdaki pembe pamuklu terliklerimi giyip yatak odamdan çıkıp salona gittim ve televizyon izlemeye başaldım
Ne yani bu kadar mı efsun? Her günün böyle mi geçiyor?
Evet...
Yani sadece oturacak mısın?
Evet...
Evet dışında bir şey bilmiyor musun!?
Evet
Lan efsun transa mı geçtin!?
Evet...ha ne!?
"Of iyice kafayı yedim" televizyonun başından kalkarak
"Hava alsam iyi olacak yoksa kafayı yiyeceğim!"üstümü değiştirmek için odama doğru ilerledim, içeri girdiğimde gözüme çarpan ilk şey komodinin üzerindeki not oldu, o daha önce orada mıydı? Hızlı bir şekilde komodinin üzerindeki beyaz zarfı aldım ilk olarak üstünü inceledim
"ah harika! " mektubun arkasında eskiden çalıştığım istihbarat örgütünün damgası var! Mektubun üstünde arkasındaki damgadan başka bir şey yoktu.
Gözlerimi kısmış bir şekilde bir süre mektubu açıp açmamak konusunda kendimle savaştım ve merakıma yenik düşerek açma kararı aldım zarfın içinde katlanmış olan mektubu yavaş bir şekilde açtım
Not:
Sevgili efsun
Örgütün sana ihtiyacı var! Biliyorum yaşadığın şeylerden dolayı asla buraya gelmezsin ama yardımın lazım, lütfen hemen reddetmeden önce biraz düşün.
Kuzgun taş
Soyadın gibi taşsın! Kuzgun çalıştığım örgüt lideriydi
Kuzgun diye isim mi olur ya?
Efsun belkide kabul etmen senin için daha iyidir, kafan çok dolu.
Olmaz! Asla olmaz!
Mektubu yatağıma fırlattım ve üstümü değiştirmek için dolaba doğru ilerledim, kimse beni oraya yollayamaz oraya asla gitmem!! Dolaptan bir adet crop ve lacivert kargo pantolon alıp hızlı bir şekilde giydim saçımı da hızlı bir şekilde taradım ve uzun saçlarımı saldıktan sonra evden çıktım, o mektubu nasıl koydular? Sabah orada olmadığına eminim! Neden yardımıma gerek duyuyorlar ki? Doruk ve Ege varken neden beni istiyorlar? Yoksa onlara bir şey mi oldu!? Allah korusun! Tamam kabul bi aralar en iyi ajanları bendim ama bunca zaman sonra neden ben? Bu tür düşünceleri kafamdan silmeye çalıştığım sırada bir kafenin önüne geldiğimi fark etmemiştim, eh madem geldik oturalım kafeye doğru adım attığımda içeriden gelen bi sesle iliklerime kadar titredim
Efsun!?
Bu o!
Hayır imkansız bu olamaz! Hızlı bir şekilde geri adımlarla dışarı çıkıp onları dinlemek için kafenin kapısına sırt üstü yaslandım neyseki kapının sol tarafındaki 2. Masada oturuyorlardı beni görmemelerini umuyorum! Düşüncelerden çıktım ve içeriyi dinlemeye başladım
"Lan!" Siktir bu tepkiyi biliyorum!
"Ege! Efsun muydu o!?" Dedi doruk
"Saçmalama doruk, ilaçlarını içtin mi sen? Yine Efsunu görmeye başladın!"
Beni görmek mi? Ne ilacı be? Dorukun sesiyle tekrar dinlemeye başladım
"Ege ne ilacı ya, oydu! Efsun oradaydı!" Ege sesli bir şekilde iç çekti
"Doruk, canım arkadaşım Efsun artık yok kendine gel artık!"
"Ama..." Dorukun sesi üzülmüş gidiydi yüzünün düştüğüne ve somurttuğuna yemin edebilirim ama kanıtlayamam.
Doruk benim istihbarattaki eşimdi görevlere beraber gidiyorduk hatta görev arkadaşından biraz fazlasıydık ben giderken doruk da dahil kimseye haber vermemiş ve bir daha da aramamıştım ve hayatıma devam etmiştim! Belli ki o devam edememiş... İçimde bir suçluluk duygusu oluştu onları en azından bir kere araya bilirdim ama yapmadım, yapamadım yüzlerine bakıcak seslerini duyacak halim yoktu ama artık kaçamam, bu gün onlarla konuşacak her şeyi anlatacak ve hayatıma kaldığın yerden devam edeceğim! Kararımı verdikten sonra cesaretimi toplamak için derin nefes aldım ve verdim, yavaş yavaş içeriye girdim ve oldukları masaya doğru ilerledim başım eğikti bu yüzden tepkilerini göremezdim istediğim de bu zaten.
Hayal kırıklığıyla bakan yüzlerini görmek istemiyordum onların olduğu masaya geldiğimde durdum ve suçlu bir sesle
"Selam"dedim doruk beni hemen tanımış olacak ki oturduğu sandalye gıcırdadı ve yere düştü bana bağırmalarını bekliyordum ama doruğun yaptığı hareket gözlerimi yaşarttı çünkü düşürdüğü sandalyeyi umursamadan direkt bana sıkıca sarıldı göz yaşlarımı tutamadım ve bende ona sıkıca sarılarak ağlamaya başladım, egenin tepkisi neydi bilmiyorum ama ben şu anda salya sümük ağlıyorum, bir süre daha ağladıktan sonra dorukla beraber masaya oturduk ege sol tarafımda doruk ise sağ tarafımda oturuyordu ikisininde bir açıklama beklediğine yemin edebilirim en sonunda sessizliğe dayanamayan ege konuşmaya başladı
"Efsun... Seni çok özledik" hemen ardından doruk
"Neden bir anda gittin!?"diyince gözlerimi kaçırdım bahanem yoktu ve söyleyecek bir şeyim de yoktu, tek diyebileceğim
"Özür dilerim"oldu belli ki bu açıklama ikisine de yetmemişti çünkü yüzleri asıldı ve arkalarına yaslandılar
"En azından araya bilirdin!"dedi ege
"Özür dilerim"dedim yine
"Neden gittin?"dedi doruk
"Mecburdum"dedim
"Neden mecburdun!?" Dedi ege aynı sert ses tonuyla. sert bir şekilde yutkundum
"Ağır geldi"dedim
"Ne ağır geldi!?" Dedi ege
"Ö..."bunu söyleyemem! Ege beni tekrar etti
"Ö...?"
"Özür dilerim,hayatıma devam etmem gerekiyordu"dedim ve kafamı kaldırıp onlara baktım inanmadıkları belliydi
Kapıdan girmeden önce "her şeyi anlatacağım" diyen kıza ne oldu?
Sen bi sussana!
Dorukla göz göze geldik gözlerinde hüzün vardı ama bir yandan da mutlu gibiydi gerçekleri arıyormuş gibi gözümün en içine bakıyordu
"Ne zamandan beri bize yalan söylüyorsun?" Ege'nin dediği şeyle şoka girmiştim ben onlara hiç bir zaman yalan söylemedim
Dedi beş dakika önce yalan söyleyen kız!
Ah doğru o...
İç ses yüzünden hatırladığım şeyle gözlerimi yine masaya çevirdim
"Özür dilerim" dedim tekrar
"Çok fazla özür diliyorsun! Özür dile diye sormadı sana!"bu seferde Doruğa döndüm sonrada Ege'ye baktım ve en sonunda pes ettim
"En son gittiğim görev..."dikkatli bir şekilde beni dinlemeye başladılar
"Evet hatırlıyorum aslıyla eş olmuştun"diye ekledi doruk konuşmaya devam etmeden önce masada duran bir bardak suyu içtim
Ve devam ettim
"Evet,aslıyla eş olduk... Ve..." Cümleyi toparlayamıyordum "bize verilen görev şuydu banka soygunu yapan lise son sınıf öğrencisi aleynayı takip edecektik... Ve ettikde her şey çok iyiydi görev neredeyse tamamdı... Ama... Bir şey oldu... Yani...kızı yakaladık ama kız bunu önceden ön görmüş ve... Üstüne bomba yerleştirmiş kız kendini imha etti...ben kurtulmuştum ama aslı... " dediğimde gözüm doldu, bu çok ağırdı Doruk sorun yok der gidi masada duran elimi tuttu ona sahte bir gülümsemeyle karşılık verdim ve devam ettim
"Aslı... Yani aslı ölmüştü... Bu bana çok ağır geldi birini daha kaybetmek istemiyordum bende örgütten ayrıldım..."anlatmayı bitirdikten sonra egeyle doruka baktım onlar da bir birlerine bakıyordu bunu önceden de hep yapıyorlardı bu sahne bana çok komik gelmişti, ben aniden gülmeye başlayınca Egeyle Doruk anlamaya çalışır bir şekilde bana baktı ve neden güldüğümü anlayınca Egede kıkırdamaya başladı Ege gülünce Dorukta eksik kalmayıp gülmeye başladı, bu çocuk sadece gülmek için gülüyor! Gülmemiz bitince eskileri konuşmaya başladık, ben gittikten sonra Doruk Ege ile eşleşmiş ve buraya görev için gelmişler sözleşme olduğu için görevi söylemediler ama sorun değil.
İkiside hiç değişmemiş hala aynılar ben gittikten sonra örgüte yeni kişiler katılmış ve resmen bir birlerine düşman olmuşlar özellikle Elif denilen kişi tam bir pislikmiş eğitim sahasında bile birinci olmak için hile yapıyormuş, Doruk ve Ege kendi aralarında konuşurken masada duran telefonumun ekranını açıp saate baktım 22.45? Çok geç olmuş zaman çok hızlı geçti, keşke bu gün hiç bitmese derin düşüncelerle telefona bakmaya devam ettim "heyy heyy kızım neye daldın öyle"yine egenin sesiyle irkildim
"Ah şey..."
"Ney?"dorğun sesiyle ona doğru döndüm söyleyip söylememek arasında kararsızdım eğer örgütün beni geri çağırdığını söylersem beni asla bırakmazlardı
"Ah yok bişey sadece dalmışım" elimdeki telefonu ekranı görebilecekleri şekilde onlara doğru uzattım "saat çok geç olmuş!"dedi ege
"Zaman çok hızlı geçiyor " diye devam etti doruk, telefonu onlardan uzaklaştırıp masaya geri koydum ve dorukla göz göze geldik bir şey söylemek istediği belliydi.
"söyle"dedim nazik bir sesle
"Gidecek misin?" Kafamla onayladım ve devam ettim
"Mecburum"
"Hiç bir şeye mecbur değilsin!"acı dolu sahte bir gülüşle doruğa baktım
"Ölümünden neden kendini suçluyorsun? Senin suçun değildi!" Aslında bir bakıma benim suçumdu...
Kaşlarımı çatıp yine derindüşüncelere dalacakken egenin sesiyle kendime engel oldum "bir daha görüşe bilecek miyiz?" Bunu bende bilmiyordum ama onlarla konuşmak istiyorum onları bırakmak istemiyorum
"Buldum"dedim neşeli bir sesle ben onlara bakarken onlarda dikkatli bir şekilde bana bakıyordu
"Numaralarınızı verin" bu fikir onlara mantıklı geldiği için hemen telefonlarını çıkartıp bana uzattılar hızlıca telefonları alıp numaramı kayıt ettim ve kendimi çaldırdım ve numaralarını kendimden de kayıt ettin mesajlaşma uygulamasına girip grup kurdum
'ÇORAP' ADLI GRUP KURULDU!
işim bitince telefonları geri verdim ege ve doruk grup ismine bakınca bana döndü ve aynı anda
"Çorap ne ya?" Dediklerinde göz devirdim "düşmanlarımızın başına çorap örücez oyüzden çorap"
"Düşmanımız mı var?"dedi ege
"Benim yoka ama belli ki sizin Elif adında bir adet düşmanınız var!" İkiside hiç bir şey anlamadı
"off... Kısaca düşmanınız olan Elif bişey derse haber verin!" İkiside kıkırdadı ve bana döndüler
"yani örgüte dönmüyor musun?"
"Aslında örgüt bana mektup yazdı... Beni istiyorlar"ikiside afallamış ve şaşkın bir şekilde bana bakıyordu "cevap verdin mi?"dedi doruk, yine sert bir şekilde yutkundum
"Hayır... Oraya dönemem!" İkiside iç çekti ve doruk konuşmaya başladı
"Seni bulduk ya, şirkete dönüp dönmemen önemli değil"doruk masaya bakıyordu ve bende ona bakıyordum cümlesinde sonlara doğru hüzünlenmiş ve gözlerini kaçırmıştı Egeye döndüğümde ise o da aynı şekilde masaya bakıyordu "artık gitsem iyi olacak" diyip onlarla vedalaştık ve kafeden çıkıp evime doğru ilerledim
Efsun, gerçekten gitmeyecek misin?
Eğer gidersem yine her şeyi mahvedeceğim iç ses en iyi sen biliyorsun.
Biliyorum... Ama çok üzgün duruyorlardı!
Biliyorum iç ses...
🥺🥺
Aslıya köşeyi dönmesi için işaret verdim aslı benden daha hızlı olduğu için önümdeydi, hızlıca aslının arkasından aynı köşeye girdim "hey... Aslı ne dikiliyorsun!?" Aslı transa geçmiş gibiydi neye baktığını anlamak için daha çok yakınlaştım ve karanlığın içinde köşeye sıkışmış aleynayı gördüm "ah bu muydu yani? buna mı şaşırdın?" Aslı kafasını sağa sola salladı "Yere bak!"aslının dediği şeye anlam veremedim ve dediğini yaptım aleynanın ayak ucunda göğüsünden bıçaklanmış bir kadın vardı "Siktir, ne yaptı bu kız!?" Elimi alnıma götürdüm
"O yapmadı!"
"Kim yaptı o zaman?" Aslı cevap vermedi aklımdan bin türlü şey geçti
"Aslı?" Aslı Aleynaya doğru ilerledi
"Ne zamandır ondan kaçıyorsun?"Aslının sorduğu soruyla Aleyna irkildi ve bir adım geri gitti, aleyna birinden mi kaçıyor? Gözlerimi kısmış bir şekilde onları izliyordum,aslı Aleynaya yaklaştıkça Aleyna daha çok panik yapıp bağırıyordu
Aslı Aleynaya bir şeyler söylüyordu ama duyamıyordum onları duyabilmek için biraz yakınlaştım, ama gala duyamıyordum, Aleyna ona doğru gelen beni görünce panik oldu ve cebinden bir buton çıkarttı "uzak durun yoksa bombayı patlatırım!" Ne ne bombası? siktir! Aslı bana öfkeli bakış attı ve kızı sakinleştirmeye çalıştı "aleyna tatlım sakin ol, sana zarar vermeyeceğiz sana yardım etmeye geldik"
"O zaman neden daha önce yardım etmediniz! Yalancı! Hepiniz yalancısınız!" Aslı aleynayı ikna etmeye çalışırken daha fazla yaklaşmamam gerektiğini anladım ve olduğum yerde durdum bir süre sonra aleyna ikna olmuş olacak ki elindeki butonu yavaşça indirdi ve ekledi "Y-yardım mı edeceksiniz?"
"Evet, ben hep yanında olacağım!" Diye ekledi Aslı, Aleyna Aslıya sarıldı bense arkalarında durmuş onları izliyordum ki tam arkamızdan bir silah sesi geldi mermi tam olarak aleynaya isabet etti kızın elindeki buton yere düştü ve bomba aktifleşti "Siktir! Aslı! Oradan uzaklaş!" Aslı ne dediğimi duymadı çünkü tam olarak omuzlarında yatan cesede
odaklanmıştı
"Aslı o öldü! gitmemiz gerek!" Ne desem nafile
"Efsun... Sen git ona ne olursa olsun yanında olacağım dedim!" Dediğinde sinirden kıp kırmızı olmuştum
"Ne saçmalıyorsun bomba patlayacak!" Kızın üstündeki saatli bombadan geri sayım sesi geldi "son 10 saniye!"
"Aslı yalvarırım bırak onu gel hadi!" Aslıyı kolundan çekiştirerek oradan çıkartmaya çalıştım "son 5 saniye!"
Aslı Aleynaya o kadar sıkı sarılmıştı ki onları ayıramıyordum "siktir! Aslı hadi!" "Son 3 saniye!"Aslı kolumu sıktı ve şöyle dedi "Kardeşime iyi bak!" Son 2 saniye!" Zaman doldu artık çok geç söylediği şeyi kafamla onaylayıp hızlıca oradan ayrılmaya çalıştım tam oradan çıkacaktım ki patlama oldu, şanslıyım ki son anda kurtuldum ayrıca bomba çok etkili değildi Aslının hala yaşıyo olması umuduyla onlara gittim ama ne ceset ne de toz vardı sadece patlama izi vardı, gözlerim doldu yere çöküp ağlamaya başladım "Aleynaya yaklaşmasaydım butonu çıkartmayacaktı!"
Dolu gözlerim ve terli vicudumla sıçrayarak yataktan uyandım
"Yine mi aynı kabus!" Yataktan hızlıca kalkıp duşa girdim üstümdeki ağırlığı bir şekilde atmam gerekiyordu, çocuklarla mı buluşsam acaba, yok olmaz görevleri vardı neyse bende kafeye gidip soğuk bir şeyler içerim hem kahvaltı da yaparım bu harika fikir üzerine duştan çıktım ve üstüme dün eve gelirken aldığım siyah topuklu bot ile uyacağını düşündüğüm kısa bol siyah bir şort üzerime ise siyah sıfır kollu giydim, üzerime hırka alıp almama arasında kaldım "Aman neyse ne alt tarafı soğuk!" Deyip evden çıktım yol boyunca rüyam hakkında düşüncelere daldığım için kafeye geldiğimi fark etmemiştim,kafenin önünde durdum ve ilk defa kafenin dışını inceledim, kahverengi büyük harflerle yazılmış kafe yazısının sol tarafında bir fincan kahve şekli vardı
E efsun, bu çok klasik neden ilk defa görmüş gibi anlatıyorsun!?
Of iç ses, ilk defa canım birşey incelemek istedi hemen gel sıç içine!
Terbiyesiz tıch tıch
İncelememi bitirdikten sonra kafeye girdim ve geçen gün çocuklarla oturduğum masaya oturdum, ben oturduktan bir kaç saniye sonra garson geldi ve menüyü bırakıp gitti ve menüyü incelemeye başladım sipariş vermek için garsonu çağıracağım sırada yan tarafımdaki masa dikkatimi çekti, Ege? Kaşlarımı çatmış Egeye bakıyordum ve Ege de bana bakmaya başlayınca göz göze geldik, görevde mi lan bu? Onu umuramamaya karar verdim ve garsonu çağırmak için elimi kaldırdım garson yanıma geldiğinde siparişimi verdikten sonra garson gitti yemeğim gelene kadar sıkılmamak için telefonumu çıkarttım ve mesajlaşma uygulamasına girdim
"ÇORAP"adlı gruptan 11 mesajınız var!
Ege:hey efsun, neden beni görmezden geldin?
Doruk:seni görmezden mi geldi?
Ege: yok ebemi tövbe estağfurullah!
Doruk:sana da soru sorulmuyor!
Ege: kör sormaz bu soruyu!
Doruk: çok şükür kör değilim
Ege: DLDMEĞMXĞXÖDĞDÖD
Doruk:neredesin?
Ege:kafede görevdeyim yakışıklı gelmek ister misin;)
Doruk:evet geleceğim, ama Efsunun yanına 🖕🏻
Ege: terbiyesiz😠
Ben: Egeye yanıt verdin: hey efsun, neden beni görmezd...
Görevde olduğunu fark ettim rahatsız etmek istemedim
Anında cevap geldi
Ege: anladım
Doruk:kör bile anlar!
Ege:neyseki köre değilim
Ben:SŞLXĞSMDĞD
Ben:Ege arkadaşım sen görevde değil miydin?
Ege: hassiktir!
Ben:SÖPXMEĞDLFĞ
Doruk:ŞSMDĞDÖDÜD
Ben: Doruk geliyor musun?
Doruk:evet 5 dakikaya oradayım
Ben:tamam, bekliyorum
Telefonu bırakıp masaya koydum ve garsonun elinde tepsilerle bu tarafa geldiğini gördüm, çok şükür açlıktan ölüyorum!
💊💊
Ben yemeğimi yedikten hemen sonra Doruk geldi onunla da biraz sohbet ettik garip bir şekilde örgüte dönmem konusunda hiç ısrar etmedi, eskisi gibi sıcak kanlıydı bu hallerine alışık olduğum için hiç uzatmadım ve sohbete devam ettiğimiz sırada aklıma Aslının kardeşi geldi ve yutkundum Doruk bunu fark etmiş olacak ki elimi tutum bana baktı "Efsun, iyi misin? bir sorun mu var?" Ona bakıp güldüm
"H hayır sorun yok, sadece... Aslının kardeşi aklıma geldi"doruk biraz sorguları ama sorularını içinde tutmaya karar verdi "oh anlıyorum!" Sesi çok net çıkmıştı, dur ne kızdı mı? Yüz ifadesi de sertleşti demin Doruk Ulusoy küçük bir çocuğu mu kıskandı? Sesli bir şekilde kıkırdadığımı fark etmedim bile
"Ne gülüyorsun deminden beri?"dedi doruk dayanamayıp
"Sen demin Aslının kardeşini kıskandın Doruk!"dediğimde hala gülüyordum ve doruk kıp kırmızı olmuş ve kafası sağ tarafa çevirmişti. masada duran elini tuttum.
Efsun,canım bu çocuk utanınca çok yakışıklı oluyor!
İç ses, o benim arkadaşım. Uzak dur!
Aynı kişiyiz zaten mal, ikimizin!
Sus be!
"Doruk" nazik bir şekilde ona seslendiğimde Doruk hüzünlü bir şekilde bana doğru döndü.
"Efendim?" Sesi tripliydi
"Trip mi atıyosun lan sen!?" Kaşlarımı çatarak sırıtmaya başladım
"gözünden de hiç bir şey kaçmıyo"
"Doruk biz artık çocuk değiliz!"doruk bana hüzünlü bir bakış attıktan sonra
"Haklısın" dedi ve elimi bıraktı kırılmıştı
Efsun çocuk haklı, Sopayla dövsen daha az acıtırdı!
Sus ulan sus!!
"Peki madem, ben gidiyim artık" tam kalkacağım sırada Doruk elimi tuttu ve beni tekrar oturttu ve konuşmaya başladı.
"Aslının kardeşi seninle aynı yaşta, örgütün tesisinde kalıyor. Eğer onu istiyosan tesise gitmen gerek!" Dedi
Ha? bu ifade de ne? Yüzü anlamsız bir şekilde hüzünlü ve kırgındı. Aslı benden bir yaş büyüktü yani kardeşinin benimle aynı yaşta olmasını beklemiyordum ama bu çok normal, Doruk buna mı üzüldü peki neden? Neyse ne işte Tesise dönmeyeceğimi biliyor
"Oraya asla dönmem!"
Dedi deha, peki çocuğu nasıl alacaksın!?
Sus bi ya!
"Biliyorum, ama onu sana getiremem"
"Neden?" Hala elimi tutuyordu
"Yasak, kuzgun bey onu al ak için geleceğini biliyordu, bu yüzden senin gelmeni istiyor"dediğinde sinirden kıp kırmızı olmuştum. Bir süre düşündükten sonra karar verdim
"Peki o zaman, bu seferlik kuzgun beyin istediği olsu
n!" Doruğun şaşkın bakışlarını üzerimde hissediyordum ama onu umursamadan masadan kalktım.
"Tesisin yeri aynı mı?" Yüz ifadem donuktu sesim de soğuk ve sertti.
"Evet"dedi Doruk, Doruktan aldığım onayla kafeden çıktım ve taksi çağırıp tesisin yolunu tuttum.
💌💌