İçeriğe geç

Kelebeğin laneti

Bölüm 2 · 16 dk okuma

Kelebeğin laneti

Bölüm 2

2

Sabah uyandığımda herkesin daha uyuduğunu görmem ile büyük bir şok oldum. Oha erken uyanmışım. E bu süper. Hemen Amy nin yatağının yanına gittim ve kulağının içine "uyan lan" diye bağırmam ile ödü bokuna karışmış bir şekilde uyandı ve bana korku içinde baktı.

"Allah belanı versin senin Nix." dediğinde kahkaha atmaya başladım. İntikam dediğin budur işte. O şerefsiz her zaman beni uyandırırken bağırıyordu ve bende aynısını ona karşı yaptım ve intikamımı aldım.

"Her zaman senin bu çenen yüzünden aynı şekilde uyanıyordum, intikamımı aldım." dediğimde sinirli bir şekilde bana baktı. "Sen uyanmıyorsun diye bağırıyordum ben bi kere." diye bağırınca güldüm.

"kahvaltıya geç kalacağız haydi hazırlan." dediğimde bende gidip hazırlanmaya başladım. Üzerime uzun bir sweet ve altıma kısa bir şort giyip Amy nin yanına gittim. İkimizde yatakhaneden çıkıp henüz kimsenin olmadığı yemekhaneye gittik. Görünürde bi kaç kişi haricinde kimsecikler yoktu. Yemeklerimizi alıp her zaman ki masamıza geçip yemeğe başladık. Bir kaç dakika sonra Ryan da yanımıza geldi.

"Okulu eksek mi acaba." dediğimde Amy "bugün yeni ders olarak güçlerimizi kontrol etme dersi gibi bir saçmalık olacaktı sanırım. "dediğinde aklıma daha yeni geldiği için merak etmiştim. Yine nasıl bir saçmalık olacaktı kim bilir.

Yemeklerimizi bitirdikten sonra çantaları hazırlayıp okula doğru ilerledik. "Acaba neden böyle bir saçmalık oldu çok merak ediyorum, bu büyüdükçe gelişen bir şey değil mi? " Amy 'nin dediklerini düşününce bunun böyle olmadığını aklıma kazıdım linki on altı yaşına kadar geldim ve bende hayla bir gelişme yok maalesef ki.

"Öyle olsaydı şuan uçuyor olurdum. " dediğimde Ryan benim haklı olduğumu düşündü.

"Aynen öyle ama neden böyle bir şey oldu anlamış değilim. " dedi Ryan.

Okula vardığımızda hepimiz sıralrda durmak zorunda kaldık çünkü müdür niye ve yine boş boş konuşacaktı.

"Sevgili öğrencilerim, bildiğiniz üzere bir ay sonra ülkemizde bir yarışma düzenlenecek ve bu yarışmaya herkesin katılması zorunlu. Bu yarışmanın kazananına büyük bir ödül verilecek. Sizlerin kazanmasını çok istediğimiz için artık okulda güçlerimizi kullanabilmeniz için bazı eğitimler verilecektir. Eğitimlerden eksik kalmamanızı öneririm. Şimdi sınıflarınıza dağılın. " dediğinde hemen sınıfa koştuk. Nasıl bir eğitim olacak acaba. Umarım yine yara bere içerisinde kalmam.

Dersler her zaman ki gibi sıkıcı bir şekilde ilerledi ve sonunda beklenen an. Son ders yani güç eğitim dersi. Bizi okulun çok amaçlı salonuna topladılar. Bütün hocalar buradaydı ve nedense sanki biraz endişeli görünüyorlardı. Evet şizofren oldum sanırım, takmayın bana.

"Şimdi hepinizi güçlerinize göre sınıflara ayıracağız ve sonra da eğitime başlarız. İlk olarak su gücüne sahip olanlar Jack hocanızın yanında sıraya geçin. " dediğinde aralarında Axsel'in de olduğu büyük bir grup Jack hocanın önünde sıraya geçtiler.

"Hayvanlarla konuşma gücüne sahip olanlar, Diana hocanın yanına. " dediğinde yeniden minik bir grup Diana hocanın önünde sıraya geçtiler. "Uçma gücüne sahip olanlar, Nora hocanın yanına. " dediğinde Nora hocanın önünde küçük bir grup halinde sıraya geçtik.

Ateş gücüne sahip olanlar, yani aralarında Ryan da olan grup Pera hocanın yanına, hava kontrol giücüne sahip olanlar, yani Amy de Cedric hocanın yanına gittiler. Hepimiz okulun büyük bahçesine çıktığımızda hocanın önünde yan bir sıra oluşturduk.

"İlk öncelikle hepiniz aranıza bir metre olacak şekilde aranıza mesafe köyün. " dediğinde hepimiz dediğini yaptık.

"Uçmak gücü, zor bir güçtür. Bunu hemen başarmanızı beklemiyoruz zaten. Onun için elimizden geleni ilk öncelikle yapmanızı istiyoruz. Ne kadar yapabilirsiniz oraya kadar yapın. " dediğinde kendime güldüm. Herkes elinden geleni yapmaya çalışıyordu ve bazıları resmen gerçekten uçuyordu. Ama ben enayi gibi kalmıştım burada. Ah hadi ama en azında biraz öğrenmiş olsaydım iyi olurdu.

"Nixie sen neden hiç bir şey yapmıyorsun? " hocanın dediği şeyle ona baktım ve "yapabildiğim hiç bir şey yok ki." dediğimde bana gülümsedi.

"İlk başta yapacaksın diye bir şey yok elbette güzelim ama yine de denemelisi. İnsan denemeden hiç bir şeyin üzerinden gelemez, sende deneyip öğreneceksin. Sana güveniyorum. " dediğinde ona gülümsedim. Bu hocayı seviyordum. Normalde tarih dersi verir ama bu ders için uçmayı öğretecekti.

"Nasıl yapacağım peki hocam, resmen hiç bir bilgim yok benim bu güç ile ilgili. " dediğimde yanıma yaklaştı ve elini omzuma koydu.

"Kendini rahat bırakmalısın. Hiç bir şey düşünme ve sadece uçmaya odaklan. Eğer yapamazsan pes etme. Yeniden ve yeniden dene. Vaz geçme. Hadi şimdi dediğimi yap. " dediğinde onaylayan bakışlar ile ona baktım. Elini omzumdan çekip yanımdan ayrıldı ve diğer öğrencilerin yanına gitti.

Gözlerimi kapattım ve hiç bir şey düşünmemeye çalıştım. Bu zor bir şeydi çünkü benim aklım çok doludur her zaman. Yine de deneyecektim. Aklımdan her şeyi uzaklaştırmaya çalıştım. Sanırım başarıyordum, aklımdakilerin hepsini silecektim. Kendimi rahat bıraktım ve derin bir nefes aldım. Sadece uçmaya odaklandım. İçime bir ürperme geldi ve ayaklarım sanki yerden kesilmiş gibi hissettim. Sanırım oluyordu. Gözlerim hâlâ kapalıyken rüzgar yüzüme sert bir şekilde çarpıyordu. Gülümsedim ve gözlerimi yavaşça açmaya başladığımda herkesin korkuyla adımı bağırdığını duydum. Kaşlarımı çalarak gözlerimi tamamen açtığımda yerden çok yüksekte olduğumu fark edince büyük bir çığlık attım ve o anın endişesi ile yere sert bir şekilde yapıştım. Gözlerimi kapatmadan önce herkesin başıma toplandığını ve endişeli bir şekilde bana baktıklarını gördüm ve gözlerim yavaşça kapandı.

Gözlerimi açtım ve kendimi hastanede buldum. Ayağa kalkıp odadan çıktım ve etrafa bakmaya başladım ama burada kimse yoktu. Resmen terk edilmiş bir hastane gibiydi. "Kimse var mı? " diye seslendiğimde çıt yoktu. İnce ve uzun koridorda ilerlerken çıkışı buldum. Çıkışa doğru ilerlediğim sırada arkamdan kısık bir sesle bir ses duydum. Ne dediğini anlamadım ve hemen arkamı döndüm.

"Kim var orada? " dediğimde endişeliydim. Hiç bir ses gelmediğinde önüme dönüp hemen hastaneden çıktım. Dışarısı çok karanlıktı ve hiç bir şey göremiyordum. Dümdüz ilerlediğim de gözlerim artık karanlığa alıştığı için biraz olsa da göre biliyordum. Her yer çöpler içindeydi ve bazı binalar yıkılmış durumdaydı. Buda neyin nesi?

Korkarak ilerlemeye devam ettiğimde arkamdan yine bir ses geldi. "O sensin. " kısık sesle söylemesine rağmen anlamıştım. 'O sensin' derken neyden bahsediyordu? Hemen arkamı döndüm ve onu görmeyi umut ettim. Ama nafile. Onu yine göremedim. Artık bu iş bir saçmalığa dönüşüyordu. Önüme döndüğünde karşımda yüzü kanlar içerisinde bir gözü dışarıda ve ağzı yırtılmış biri vardı. Korkuyla bir adım geri gittiğimde kulaklarımı sağır edebilecek bir güçte çığlık attı.

Ter içinde yataktan sıçradım. Nefes alıp vermeye çalışıyordum ama bu çok zordu. Kahretsin böyle bir kabus ilk defa görüyordum. Buda neyin nesiydi. Amy endişeli bir şekilde yanıma geldi ve "iyi misin güzelim? " dedi. Hâlâ olayın etkisinden çıkamamışken etrafıma baktım. Hastane odalarından birindeydim. Hemen yataktan kalkıp odadan çıktım ve hastanede çoğu kişinin var olduğunu gördüm. Gerçekten çok kötü bir rüya görmüş olmalıydım. Amy arkamdan gelip omzumu tuttuğunda korkup yerimden sıçramıştım.

"Hey, benim sakin ol. Sadece kötü bir kabustu. " dediğinde rahatlamıştım. Odaya girip yatağın üzerine oturdum.

"Bu çok korkutucuydu." dediğimde Amy bana sarılıp saçımı okşamaya başladı. "merak etme bunlar sadece bir rüya, gerçek değiller. " dedi ve benden ayrılıp gülümsedi.

"Ne oldu bana? " dedim. Nasıl hastanelik olduğunu hiç hatırlamıyordum ve yeni fark ettiğim ağrıların sebebi neydi bilmiyordum. "Sen uçtun Nix. Başardın ve uçabildin. Ama fark etmeden fazla yükselen uçmuştun. Bunu fark ettiğinde de sanırım korkup dengeni kaybedip yere düştün." dediğinde aklıma bazı sahneler geldiğinde gülümsedim. "Yani ben uçtum mu?" dedim kocaman gülerek.

"Evet, uçtun. Biraz kötü sonlanmış olsa da uçtun. " dediğinde ikimizde gülmeye başladık. "Ben ve Ryan senin için çok endişelendik aptal. Ryan yetimhaneye döndüğümüzde sana baya bir kızacak." dediğinde bu sefer gülen kişi o olmuştu. "Bu benim suçum değil! " diyip somurttum. O sırada kapı tıklandı ve içeriye bir doktor girdi.

"Kendinizi nasıl hissediyorsunuz bayan Nixie? " diyen doktora dönüp, "sadece biraz ağrılarım var, onun dışında mükemmelim. " dedim ve doktor "o zaman taburcu olabilirsiniz hanımefendi. " diyip odadan çıktı.

𓆩 𓆪

Taburcu olup sonunda yetimhaneye döndüğümüzde Ryan ile karşılaştık. İlk önce bana sarılıp iyi olup olmadığımı sordu ve sonra da azarlamaya başladı.

"Sana uçmayı yasaklıyorum küçük bayan." dedi ve bende kaşlarımı çatıp "uçmamı isteyen sendin yanlız. " dediğimde oda "o zaman yükseklere uçmanı yasaklıyorum. " dediğinde gülümsedim. Benim için endişelendiği mi belli etmese de benim için çok endişelenen birisidir o. Dediğim gibi, o bana benim abim gibi davranır. O her zaman yanımda olacak kişidir.

"Hadi yemek zamanı, ben çok açım. " diyen Amy'e baktık. "Sen ne zaman doydun ki? " dedim ve benle Ryan kahkaha atmaya başladık.

"Bakıyorum da sen iyileşmişsin de ablana laf atıyorsun. " diyen Amy'e bakınca daha da gülesim geldi. "Hadi oradan, ben senden üç ay büyüğüm bi kere. " dediğimde Amy sinirle yemekhaneye doğru ilerleyince gülümseyip onu takip ettik.

Yemeklerimizi alıp her zamanki masamızda oturunca Axsel yanımıza geldi. "Uçmana hayran kaldım, bir ara bana da öğretsene. " dedi. Aklı sıra benimle dalga geçtiğini sanıyor.

"Ulan sen niye her boka karışıyon sümük gibi, bir uza lan. " dediğimde Amy'nin yanına oturup kolunu Amy'nin omzuna attı. "Eğlenceli oluyor be güzelim. " dediğinde Ryan ayağa kalkacakken onu oturttum ve elime bıçağı aldım ve "geçen gün kafana şu şişesini yapıştırmıştım, şimdi de bunu sallamaktan hiç korkmam. " dedim.

"Ovv sakin." diyip iki elinide havaya kaldırdı. "Hadi ikile. " dedi Ryan ve Axsel'de "neyse sıkılmaya başlamıştım zaten" diyip ayağa kalktı ve yanımızdan uzaklaşıp arkadaşlarının yanına geçti.

"Bu çocuğa uyuz olduğumu daha önce söylemiş miydim? " dedim ve ikisi de gülüp "evet." diyip yemeklerini yemyeşil başladılar.

Okul saati yaklaştığı için hemen yatakhanelere gidip üzerinizi değiştirdik ve çantalarımızı da alıp okula doğru ilerledik.

Ders boyunca arkamda oturan Axsel hep kafama kağıt atıp duruyordu ve ben sakın kalmaya çalışıyordum. Bu sefer diğerlerine göre daha büyük bir kağıt atınca dersin ortasında bağırıp ayağa kalktım.

"Senin derdin ne? " diye bağırınca kahkaha atmaya başladı ve bu beni daha da çok sinirlendiriyordu. "Eğlenmek te suç olmuş anlaşılan. " diyince ona daha fazla yaklaştım ve "bir daha bana kağıt atarsan olacaklardan ben sorumlu değilim aptal. " dediğimde gülümseyip kafasını onaylar bir şekilde salladığında önüme döndüm ve hoca da dahil herkesin bana baktığını gördüm.

"Özür dilerim hocam, biraz sinirlendim. " dediğimde gözlerini devirip "otur yerine. " dedi. Bu kadını hiç sevmiyorum. Yanımda oturan Amy'e kafamı yasladım ve uyumaya çalıştım çünkü zaten dersten hiç bir şey anladığım yoktu.

Uyandığımda kafamı masaya yasladığımı gördüm. Kafamı kaldırdığımda kimsenin olmadığını görünce tenefüs olduğunu düşündüm. Genellikle tenefüste herkes dışarıda oluyor. Esneyip yerimden kalktım ve kapıdan çıkacakken tahtada kırmızı kalem ile yazılmış şey dikkatimi çekti.

"O sensin. "

Buda neyin nesiydi. Rüyamda duyduğum seste aynı şekilde bunu söylemişti. Tahtaya yaklaştım ve elim ile yazıyı silmeye çalıştığımda bunun bir kalem ile değil de kan ile yazılmış olduğunu anladım. Korkuyla arkaya doğru sendelediğimde elimi hızla üzerime sildim ve okuldan hemen çıktım ve kimsenin dışarıda olmadığını gördüm. Yine mi bir kabus görüyorum diye düşünürken okulun yanındaki ormanlıktan bir çığlık yükseldi. Hemen oraya doğru koşmaya başladım. Düzgün koşamıyordum bile. Düşüp duruyordum. Ormanın içine girdiğimde daha öğlen olmasına rağmen burası kapkaranlıktı. Yine bir çığlık sesi duyduğumda o tarafa doğru yöneldim. Koşmaya başladım ama sese bir türlü ulaşamıyordum. Ses çok uzaktaydı.

Sesin olduğu yere geldiğimde burada hiç bir şey yoktu. Karşımda sadece bir kulübe vardı. Hayaletli kulübeler gibi çok korkunçtu. Yeniden bir çığlık sesi geldiğinde o çığlığın evden geldiğini duydum. Eve doğru ilerlediğimde arkamda bazı fısıltılar duyuyordum.

O sensin.

Öleceksin.

Gücünü kullan.

Sesler gittiğinde camdan rüyamda gördüğüm o yaratığı gördüm ve olduğum yerde bayıldım.

Hemen uyandım ve etrafıma bakındım ve dersin devam ettiğini görmem ile derin bir nefes aldım. Amy bana endişeli bir şekilde baktı. "Yine mi kabus gördün?" dediğinde başımı salladım. Üzgün bir şekilde bana bakıyordu ama ben hemen gülümseyip "sorun yok, iyiyim" diyip onu teselli etmeye çalıştım. Üzülmesini istemiyordum. "Emin misin? " dediğinde kafamı salladım. Gülümseyip geri önüne döndü ve dersi dinlemeye devam etti.

Zil çalması ile herkes ayaklandı ve dışarıya çıkmaya başladı. Ben ve Amy de Ryan'ın sınıfının yanına gelip onu aldık ve dışarıya çıktık. Gözlerim okulun yanındaki ormana takıldı ve aklıma rüyam geldi ve içime bir ürperme geldi. Arkadaşlarıma dönüp o ormanı işaret ettim ve "orada ne var? " dedim. İkisi de bilmiyorum anlamında omuz silktiler.

"Çıkışta oraya gitmeye ne dersiniz? " dediğimde ikisi de ilk önce düşündüler ama sonra Ryan "Müdire Manuel geç kaldığımızı bilirse bizi mahfeder ama. " dedi. Haklıydı ama orda ne olduğunu bilmek istiyordum. Sanki rüyam beni oraya götürmek istiyormuş gibiydi.

"Lütfen gidelim, çok merak ediyorum. " dediğimde bana çaresizce baktılar ve Amy "Müdire Manuel bir seferlik bir iey demez bence. " dedi ve gülümsedi. "Tamam o zaman, çıkışta gideriz. " dedi Ryan.

"Son kaç dersimiz kaldı? " dediğimde Amy "sadece iki dersimiz kaldı. Bugün güçlerimizi kontrol edeceğimiz ders yok ama yarın var. " dediğinde rahatladım.

𓆩 𓆪

Dersler bitmişti, herkes gitmişti ve bizde çantalarımızı alıp hemen okulun yanındaki ormanın önüne gelmiştik. Evet üçümüz de korkuyorduk çünkü bu ormana resmen kimse geçmezdi ve çok karanlık bir yerdi burası.

"Emin miyiz? " diyen Amy'ye baktım omuzlarımı dikleştirip "eminiz." diyip önden yürümeye başladım. İkisi de arkamdan ilerliyorlardı. Evet tamda rüyamdaki gibi gündüz olmasına rağmen içerisi çok karanlıktı. Korkuyordum ama o kulübenin içinde ne olduğunu bilmek istiyordum.

"Buraya tam olarak ne aramaya geldik acaba? " dedi Ryan. Arkamı döndüm ve "küçük bir kulübe, hani olur ya hayaletli kulübeler falan. İşte onlardan. " dediğimde kaşlarını çattı be Amy de korkup Ryan'ın koluna sarıldı. "Hayaletli mi? " dedi korkarak. Gülmeye başladım ve kafamı hayır anlamında salladım. "Sadece hayaletli *gibi*." dedim.

"Hâlâ korkuyorum. " dediğinde içimden sabır diledim. Bu kız çok korkaktı ya. "Kızım ormanda en fazla ne olabilir ki? " dedim ve ilerlemeye devam ettim. İkisi de arkamdan yürüyordu. İleride bir kulübe gördüğümde rüyamın yalan olmadığını düşündüm. Gülümseyip arkamı döndüğümde kimseyi göremedim. Neredeydiler bunlar? Hızlıca etrafımda dönüp onları aramaya başladım. Yoklardı.

Arkamda bir dal kırılma sesi ile hemen arkamı döndüm ve bir adam gördüm. Masum birine benziyordu, belki ondan yardım alabilirdim. Adama yaklaştığımda kaşları çatıldı ve sonradan gözleri şok olmuşçasına açıldı ve elleri kalbine gitti. Merak edip daha da yaklaştığımda adam yere düştü. Hemen adamın yanına diz çöktüm.

"Bayım iyi misiniz? Lütfen kalkın. Neyiniz var? " diye sormama rağmen hâlâ yerle şok olmuş şekilde uzanıyordu. Bana baktığında hızla ayağa kalktı ve bir kaç adım geriye gitti ve "defol lanet insan! " diye bağırdı. Ne olduğunu anlamadan arkadaşlarımın sesini duydum ve oraya doğru koşup adamı arkamda bıraktım. Ryan'ı gördüğümde onun yanına gittim ve Amy'nin yanında oturduğunu gördüm.

"Kızım sen ne diye bizi duymazdan geliyorsun? Beş saattir sana sesleniyoruz. " dediğinde şaşırdım. Seslerini daha yeni duyuyordum ama ben.

"Cidden mi? Sizi duymadım kusura bakmayın. " dedim ve Amy'e baktım. Yerde oturmuş yaralanmış olan dizini tişörtünden yırttığı bez ile sarıyordu. "Ne oldu sana?" dedim şaşkınca.

"Peşinden koşarken yere düştüm ve sonuç bu. " dediğinde onun gibi yere oturdum ve yarasına baktığımda biraz derin kesilmiş olduğunu gördüm. "Bunun için revire gitmelisin. Artık geri dönelim. " dedim ve ayağa kalktım.

"Peki geri nasıl döneceğiz? " diyen Ryan'a baktım ve etrafıma baktım. Tanrım.. Ormanın ortasındayız.

~

Ryan Amy'yi kucağına aldı ve resmen yarım saat boyunca ormanda yürüyüp durduk ama yine de çıkışı bulamadık. Çok yorulmuştuk ve hepimiz bir ağaca yaslanıp oturduk.

"Ben açım. " diyen Amy'ye baktığımda benimde aç olduğumu fark ettim. Bir an önce burdan çıkmalıydık. Ama nasıl..

"Aklıma bir fikir geldi. " diyen Ryan'a baktım. "Söyle." dedim ve onun söyleyeceği şeyi dinlemeye başladım. "Senin uçma gücün var Nix. Uçup yukarıdan çıkışın nerede olduğunu öğrenebilirsin. " dediğinde bu çocuğun zekasına bir kez daha hayran kalmıştım. Çok zekiceydi.

"Ama ona yük şeye uçmayı sen yasakladın. " dedi Amy. Evet, bana yükseğe uçmayı yasaklamıştı. "Biliyorum ama bu sefer zorunluyuz. Ne halde olduğumuzun farkındasınız. " dedi.

"Ama ben yüksekte olduğunu fark edince dengemi kaybedip yere düşmüştüm. Yine aynısı olursa? " dediğimde ofladı ve geri ağaca yaslandı.

"Buldum! Ben rüzgarı kontrol edip Nix'in yere daha yavaş düşmesini sağlayabilirim. " dediğinde bu fikir aklıma yatmıştı. Ryan gülümseyip ayağa kalktı ve onunla birlikte ikimizde ayağa kalktık.

"Sana güveniyorum güzelim, yapabilirsin. Dikkatli ol. " diyen Ryan'a baktım ve gülümsedim. Gözlerimi kapattım ve aklımdan her şeyi silmeye çalıştım. Aklımda sadece uçmak olması gerekiyordu. Kendimi rahat bıraktım ve ayaklarımın yerden hafiften kesildiğini anlayınca tebessüm ettim rüzgarın daha sert estiği yerde durduğumda artık yeteri kadar yüksekte olduğumu anladım. Korkuyordum ama yine de yavaşça gözlerimi açtım. Çok yüksektedir ve Ryan ile Amy karınca gibi görünüyorlardı. Dikkatimi ormana verdiğimde çıkışın batıda olduğunu gördüm. Dengemi yavaş yavaş kaybettiğimi anlayınca hemen gözlerimi kapattım ve hızlı bir şekilde yere düştüğüm sırada rüzgarın sertliği beni daha da yavaş düşmemi sağlıyordu ama çok hızlı düşüyordum. Tam yere yapışacağım sırada bir su birikintisinin beni tuttuğunu ve yere bıraktığını gördüm. Korktuğum için derin nefesler alırken Amy ve Ryan'ın etrafa bakındığını gördüm. Gözlerimi açıp yerde oturduğumda karşımda Axsel'i görmeyi beklemiyordum.

"Burda ne işin var? " dediğimde eliyle saçlarını geriye doğru taradı. "Öcüler getirdi abisi. " diyip güldü. "Her neyse hadi yürüyün, çıkış batıda. " diyip ayağa kalktım.

"İnsan bi kurtardığım için teşekkür eder değil mi? " dediğinde gözlerimi devirip "kurtarmasaymışsın o zaman, bana ne. " diyip yürümeye başladım.

"Sinir kız ya. " diyip yürüdü. Bir an önce yetimhaneye dönmek ve yemek yemek istiyordum çünkü gerçekten çok acıkmıştım. Amy'nin çığlığı ile hemen arkamı dönüp onlara baktım. Onun baktığı yere bakınca yerde bir yılan olduğunu gördüm. Korkuyla Ryan'nın yanına yaklaştım.

"O bizi yiyecek! " diye bağırınca Axsel bana ters ters baktı. "Hadi ama minnacık hayvan senin gibi kocaman birini nasıl yesin? " dediğinde yine de korkuyordum. "Merak etmeyin bir şey yapmaz bu taraftan yürüyelim. " dedi Ryan. Yılanın tersi yönde yürümeye devam ettik ve sonunda ormandan kurtulduk. Yetimhaneye doğru ilerledik ve oraya vardığımızda akşam yemeği zamanı olduğunu öğrenmemiz ile hemen yemekhaneye gittik.

Yemeklerin hepsini bitirdikten sonra da Amy için revire gittik. Doktor hemen ayağındaki bezi çıkartıp ayağını temizledi ve yeni bir bez ile güzelce sardı.

"Daha dikkatli olun bayan Amy. Geçmiş olsun. " dedikten sonra Amy ile revirden çıkıp yatak haneye gittik. Uykum vardı ama daha erken olduğu için uyumadım. Aklıma ormandaki adam gelince yutkundum. Neden benden korkmuş gibiydi ve neden bana öyle demişti hiç anlamış değildim. Bir daha o ormana gideceğimi hiç sanmıyorum.

Saat artık geç olmaya başlıyordu o yüzden uyumayı deneyecektim. Yine kabuslar ile dolu bir rüya görmemek dileği ile gözlerimi kapatıyorum.

Gözlerimi açtım ve kendimi bir mezarlıkta gördüm. Bir mezarın yanında oturuyordum ve gözlerim doluydu. Ağlamak üzereydim. Gözlerimi kaldırıp baktığımda annemin adının mezar taşının üzerine yazıldığımı görmem ile gözyaşlarımı engelleyemedim.

Maya Akins

Kalbim sızlıyordu, çok acıyordu. Onu özlemiştim ve sesini duymak istiyordum. Bana ninni söyleyerek uyuttuğu gecelerin geri gelmesini istiyordum. Ben annemi istiyorum..

Arkadan bir ses geldiğinde arkamı döndüm ve onu gördüm. Babamı.. O lanet adam karşımda duruyordu. Annemi bıçaklayıp hiç üzülmeyen pislik adam karşımda duruyordu. Ne hakla annemin yanına gelmişti. Hangi yüzle? Gözlerimden yazılar akarken ayağa kalkıp onun yanına ilerledim.

"Defol git buradan! " diye bağırdım. Onu görmek bile istemiyordum. Korkuyordum. Ondan çok korkuyordum. Bana bakıp sırıttı ve eliyle annemin mezarını işaret etti. "Onu özlüyor musun?" diye sordu hiç utanmadan.

"Sana defol git buradan dedim adi herif. " dediğimde gülümsedi ve "acıyorum sana, ona güvenmekte tamamen bir hatanın içine düştün kızım. "diyen adama iğrenerek baktım. Anneme yaptıkları yetmezmiş gibi birde onu kötülüyor adi adam. Ondan hayatım boyuna nefret edeceğim kesindi. Onu umursamayıp annemin mezarının başına geçtim yeniden. Aklıma annem ile yaşadığım anlar geliyordu. Bir keresinde kaydıraktan kaydığım sırada yere düşmüştüm ve annem koşarak yanıma gelmişti. O kadar da kötü bir şey olmamasına rağmen annem ağlayarak beni kucağına aldı ve benim iyi olup olmadığımı soruyordu. Onun için çok değerli biriydim. Bana bir şey olacak diye ödü kopardı. canım annem, onu çok özlüyordum. Birinin elini omzumda hissettiğimde hemen gözyaşlarımı sildim ve arkama döndüm. Karşımda bir kız vardı ama yüzünü göremiyordum. Elini yanağıma koyup akan gözyaşımı sildi ve yüzüne buruk bir gülümseme yerleştirdi.

"Annen mi?" diyince kafamı olumlu anlamda salladım. Gözlerinin dolduğunu görünce şaşırdım. "Ne oldu" dedim merakla. gözyaşlarının akmasını engellemeden yeniden gülümsedi ve "baban hakkında bilmediğin şeyler var Nixie. "diyip yanımdan uzaklaştı. Buda neydi şimdi, o ne demek istedi.

Uyandığımda terden sırıl sıklam olmuştum. Etrafıma baktığımda etraf çok karanlıktı, sanırım hala herkes uyuyordu. Bu rüya çok garipti, babam hakkında bilmediğim bir şey mi vardı? Peki o neydi? Mezarlıkta gördüğüm kız kimdi peki? Bunların cevaplarını almalıydım, hemde hiç vakit kaybetmeden. Sen benden ne saklıyorsun baba?

𓆩 𓆪

Bölüm sonu

2 yorum