꧁ Bölüm Şarkısı: Lana Del Rey- Dark Paradise ꧂
✦05.07.2021✦
''Tamam anne, çıkıyorum evet şimdi evden.... Evet, evet; atıştırdım şimdi bir şeyler. Tamam, varınca haber vereceğim sana. 25 Temmuza alınmış mezuniyet töreni. Gelmek isterseniz artık, siz bilirsiniz. Ben de seni seviyorum kraliçem.'' dedim ayakkabılığa uzanırken. Spor ayakkabılarımı alıp, hızlıca giydim ve kapıyı kapatıp, kilitledim. Oflayarak yürümeye başladığımda telefonumdan müzik açtım. Ah, yine biri arıyordu! Bugün daha kaç kişiye bugün ne yapacağımdan bahsetmek zorundaydım?
Telefonumu aldım ve hemen tuşa basarak açmayı sağladım.
''Efendim Asya?'' dedim, sesim düşüncelerimin aksine cıvıl cıvıl çıkmıştı.
''Almira bebeğim bu gün neler yapıyormuş!'' dedi kıkırdayarak. Gözlerimi devirdim ve ''Her zaman ki gibi okula gidiyorum bebeğim. Sen de gelmeyi düşünüyor musun?'' dedim. Geleceğini biliyordum.
''Hı.. hı.'' dedi mırıldanarak. ''Bende aynı durumdayım. Tamam ya, geliyorum.'' Sanırım saçma bir soru sorduğunun farkına varmıştı.
''Peki.'' dedim gülerek ve vedalaştıktan sonra telefonu kapatıp cebime koydum. Biraz daha yavaş yürürsem geç kalacaktım, hızlı adımlarla okula 10 dakika sonra vardığımda artık ciğerlerim iflas etmiş olmalıydı, geç kalacağım diye koşmuştum resmen. Ve koşmalar, astım hastaları için işkence gibiydi. Bizim kızlar sınıfta olmalıydı ama oraya gidecek gücüm yoktu, hemen okul kapısının başındaki merdivenlere oturdum.
Nefeslerim düzene girerken, astım krizimin tutmaması için yalvarıyordum. Heyecanlandığımda, korktuğumda veya böyle çok koştuğumda olabiliyordu. İleri seviyedeydi.
''Aaa, ne oluyor ya! Almira!'' diye bağıran sesin geldiği yöne doğru baktım. Miray omzuna kadar düşen kumral saçlarını hafif dalgalandırmıştı. Uzun boyu, kahverengi gözleri ve esmer teni çok hoş duruyordu.
''İyiyim, iyiyim. Nefessiz kaldım, okula geç kalırım diye hızlandım da baya.'' dedim ayağa kalkarken. Kenara tutunup beraber çıkmaya başlarken korktuğunu hissetmiştim.
''Ah, iyi ya. Astım krizine girdin sandım yine!'' dedi oflarmış gibi. ''Neyse hadi gel tamam.'' derken elimden tuttu ve sakince sınıfa çıktık. Daha sabahın ilk saatlerinde şansızlığım tutmuştu ve günü nasıl bitireceğimden emin değildim.
Bizim dörtlü ben ve Miray ile tamamlanacakmış gibi duruyordu. Hemen sınıfın köşesine gittik ve Miray Ece'nin yanına otururken ben de Asya'nın yanına oturdum. Asya yanağımdan öperken iyi olup olmadığımı sorgulamaya başlamıştı bile.
Miray aşağı katta beni öyle gördüğünde korktuğundan bahsedince, haliyle diğerleri de telaşlanmıştı.
''Ay, iyiyim ya!'' dedim dalgayla. ''Sanki beni hiç nefessiz kaldığımda görmediniz. Hem şuan öyle bir şey de olmadı ki. Telaşlanmayın artık.'' dedim, çantamdan aldığım suyu içerken. Çoğu seferde hastaneye kaldırılmam onlar için sorun durumuna gelmişti.
Onlar da zorunda da kalsalar, kafalarını sallarken sınıfa hocanın girmesiyle sınıf sessizliğe büründü. 35 dakikaya yakın işime yarar mı bile bilmediğim notlar almıştım. Kalemi elimden bıraktım ve dersin bitmesini bekledim.
Teneffüsle beraber sıkıntıdan patlamış gibi ayağa fırladım ve herkesi topladım. Ardından kantine indik. Sabahta pek bir şey yemediğim için karnım açlıktan bulanmaya başlamıştı.Bir şeyler yiyip kendime gelmem lazımdı. Boş bir masa bulup otururken, hepimiz çay ve tost istemiştik.
Miray camdan dışarı bakarak Asya'ya bir şeyler gösterirken, Ece köşede oturmuş çayını yudumluyordu. Her zaman sessiz biri olmuştu zaten.
''İyi misin?'' dedim, omzuna yaslandığımda. Kafasını salladı ve içten bir gülümseme koydu, dudaklarına. Çok konuşamazdı ama gözlerinden hissedebilirdim onu.
Size biraz bizim kızlardan bahsetmem gerekiyor sanırım.
Beşinci sınıftan beri, her anımın beraber geçtiği üç özel kız. Diğerlerine göre değil ama benim için özel olduklarına eminim...
Miray. Miray Kırsal. Beşinci sınıfımın ilk günü, sessiz geçen çocukluğumu şenlendiren o kız. Yanıma gelip oturmuştu ve o andan sonra hiç ayrı geçmedi, zamanımız. Kahverengi saçları omzuna uzanıyordu, ona uyan kahvemsi gözleri ve uzun denilecek boyu ile güzel bir kızdı.
Asya. Asya Yeliz. Sapsarı, omuzlarından çok fazla aşağıda olan saçları ve okyanus gözleriyle bir Barbie bebeği anımsatıyor. Zaten benim gözümde minik bir kuş gibi, fazlasıyla alıngan ama bir o kadar da şirin. Bizim grubumuzun ikinci üyesi. İlk tanışmamız, o bir köşede ağlarken olmuştu. Miray ile birlikte yanına gidip kaldırmıştık, sohbet etmiştik. Hala neden ağladığını sormamıştım, o da söylememişti zaten.
Ece...Ece Zambak. Yanlış anlaşılma ile başlayan arkadaşlığımız şimdi her zamankinden daha iyi! Düşündükçe oradan buraya nasıl geldik hala anlamıyorum... Neyse, çok iyi bir geçmişimiz olmasa da şuan da içimdeki en değerli insanlardan biri. Benim sessiz, ama bir o kadar da açık olan kızım.
Ve ben. Almira. Almira Aykut. Eskiden çok sakin ve içine kapanık biri olsam da şuan daha açığım. Sözcüklerimi seçebiliyorum hiç değilse! Okula anlattığım üç kız için gelip gitmeye başlamıştım son zamanlarda. Ama üniversite sınavımıza az kaldı ve onun için çalışıyoruz. Kendimize göre büyük hedeflerimiz var.
Hepsiyle saçma sapan tanışma anılarımız olsa da hepsini seviyorum.
''Almira burada mısın?'' derken bana doğru elini sallayan Asya'yı gördüm. Dalıp gitmiştim ve hiçbir şeyi dinleyememiştim.
''Akşam annemler şehir dışına gidiyor bizim evde toplanıyoruz. Pijama partisi! Her zamanki gibi! Kendine geldiysen senden de cevap bekliyoruz.'' dediğinde, neşeli sesi; beni onun yanına göndermeye yetiyordu.
''Ha.. olur olur. Gelirim. Gelmez olur muyum?'' Sanırım bugün tam olarak uyunamamıştım.
Gülümseyerek beni onaylarken, bende tabağımda son kalan şeyleri bitirerek ayağa kalktım.
--------
Son derse girecek olduğunu haber veren teneffüs zili çaldığında 20 dakikalık ara olduğunu söylemişlerdi, Gülay Hoca'nın işi çıkmıştı. Bu bizim işimize gelmişti. Hepimiz köşede oturmaya, dersin başlamasını beklemiştik.
Asya, halsiz bir şekilde kafasını benim omzuma koyuyordu. Bünyesi zayıftı ve hemen hastalanıyordu. Çok uzun sürmeyen bir uykusundan uyandığında bize dönüp ateşi olup olmadığını sormuştu.
''Ben mi yanlış hissediyorum? Ateşi var bence.'' dedim, sakin kalmaya çalışmıştım. Miray da elini anlına değdirdiğinde hissettiği sıcaklıkla, 'Ne oldu sana birden?' diye sordu.
Hemen ayağa fırlayarak Asya'nın saçlarını önünden çektim. ''Asya, Asya? İyi misin?'' dedim.
''Almira...Üşüyorum, biraz.'' Büyük ihtimalle soğuk algınlığı geçiriyordu.
Yanımda kızlarla revire gelmiştik. Miray'la Ece pür dikkat bakarken ben de önünde uyanmasını beklerken bir oraya bir buraya yürüyerek zaman kaybediyordum.
''Almira... Başımı döndürdün kızım gel otur şuraya. İyi dedi ya doktor. Bizim Asya ya bu! Sürekli halsiz kalır, biliyoruz.'' diyen Miray'a başımı kaldırdım ve gülümsedim. O da bana rahatlatıcı bir gülümseme atarken yanlarına oturdum.
Asya 20 dakika da nasıl yanmaya başladı, bu kadar ateşi çıktı; pek çözemesem de Miray'ın da söylediği gibi alışmıştık.
''Kızlar...'' sesini duyduğumuz da, Asya'nın sesini duyduktan sonra bu sefer suspus oturan Ece de bizim gibi ayağa fırlamıştı. ''Uyanmışsın!''
''Evet, evet daha iyiyim de, sizi çok beklettim değil mi? Birden gerçekten ne olduğunu çözemedim. Baş ağrısından duramıyordum resmen!''
'Onu fark ettik, bebeğim. Ayrıca bu kadar senedir aramızda öyle bir lafın kaldığını sanmıyorum. Serumun bitsin, sizin eve geçelim direkt. Biraz orda dinlenirsin. Burası...' dedim yüzümü buruşturursak. 'Hiç hoş değil... Sevmiyorum.'
Onlar kıkırdarken annemden arayıp izin aldım ve serumun bitmesini beklemeye başladık.
On ya da on beş dakika sonra doktor odaya girip serumu çıkardıktan sonra otobüs durağında bekledik.
Dördümüz de içeriye adımımızı atarken, sürekli alışık olduğum bu büyük ev karşılamıştı bizi. Asya'nın annesi ile babası avukattı ve çoğunlukla yurt dışındaki davalara bakarlardı. Büsbüyük bir iki katlı bir evleri vardı. Asya da artık evde tek kalabildiğini söylüyordu ama annesi ve babasını saat başı bilgilendirerek haber vermesi de gerekiyordu. Buna güvenen anne ve babası da onu tek bırakmaya alışmışlardı.
Odaların yerlerini ezberlemiştim artık, kendi evim gibi tanıyordum içeriyi.
''Kızlar!! Herkes biraz dinlensin hadi... Odaları zaten biliyorsunuz zaten. Akşama kadar biraz uyumuş oluruz hem. Sabah Almira akşam ben yorduk sizi.' dedi kıkırdarken Asya. Somurtarak gülümsedim.Erken kalktığımız için gözümüzden uyku akıyordu, bu yüzden herkes kabul etti.
'Bana uyar. Uyku... Hayır diyeceğim son şey bile değil.' Ece'nin bu lafıyla herkes gülerken odalara dağıldık. Ece'nin uzun zaman sonra olaya girmesi, beni şaşırtmış ve mutlu etmişti. Onunla konuşmayı seviyordum.
Her zaman uyuduğum misafir odasına kendimi attıktan sonra, kızlar da konuşmayı kesmiş; odalara dağılmışlardı bile. İki ya da üç saat uyuduktan sonra kalkıp, yemek yiyip film izlemeyi düşünüyorduk. Zaten yorgunluğun verdiği etkiyle uykuma yenik düşmüştüm.
💎
Üstümde bir ağırlık hissettiğimde Miray kalkmam için ısrarla bağırıyordu. Elime telefonumu aldığımda saat akşam on bire geliyordu! Resmen 5 saat uyumuştuk. Yataktan kalkmamız yarım saati sürecekti kesin ama Ece bu sırada pizzaları söylemişti.
Hızlıca kalkıp toplandıktan sonra birşeyler yerken filmi izledik. Yarın sabah okulumuz vardı ama şuan tekrardan uyuyamazdık.
Filmimizi izleyip bir şeyler atıştırdıktan sonra saat gece ikiye geliyordu. Sanki hiç uyumamışız gibi yeniden uyumak zorundaydık çünkü yarın yine bizi bekleyen bir okulumuz vardı, dediğim gibi.
''Almira çıkacak mısın artık?'' Asya'nın sesini duymamla beraber hemen kapıya koştum. Hepsi benden erken kapıdaydı.
''Siz bu aralar hızlı mı hazırlanmaya başladınız?'' dedim. Gülerken kapıyı kapatıp çıktık.
'Mezuniyete 10 gün kaldı ve benim ne saç stilim ne de elbisem belli! Yandık yandık!' Asya'nın ince sesini duyduğumda gülmeye başladım, yine Barbie tarafı ortaya çıkmıştı. Yalnız ondan önce bizim üniversite sınavımız vardı! 5 gün sonra..
''Ya alırız ama biz üniversite sınavında ne yapacağız? Tamam iyi çalıştık ama... Bilmiyorum stresliyim. Ayrıca birbirimizi bırakmak yok bakın, ne yapar eder bulurum hepinizi!'' dedim, içimdeki stresi ortaya çıkararak.
''Hayır ya nereye kaybolacağız Allah aşkına? Yapamazsak da biz bu sene çalıştık. Bence verimliydi de. Merak etmeyin, hallolur.''
Okul kapısından içeri girerken, herkes aynı fikirde olduğunu belirtmişti. Okulun son günleri olduğu için dersler bitmişti, isteyen istediği saatte gelip testini çözüp gidiyordu. Hoca bugün kimse olmadığı için öğretmenler odasında oturacağını söyleyip giderken süre tutup soru çözmeye başladık.
2 saatin sonunda beynimde dumanların çıktığını ciddi ciddi hissetmeye başlıyordum. Kalemi masamın üzerine koyup başımı da kollarımın üstüne aldım. ''Kızlar beynim yandı; yemin ederim, kalkın bir şeyler yiyelim. Hava da halırız, hadi ya!''
Onlar da zaten bunu bekliyormuş gibi hemen ayaklandılar ve kantine doğru ilerledik. Masaya oturduğumuzda Enes de yanımıza gelip kuruldu. Ne alaka bilmiyordum.
Ne var dermiş gibi kafamı salladıktan sonra konuşmaya başladı.
'Ne haber?' dedi modu düşük gibiydi. Ne olduğunu anlayamamıştım ama Enes'in arkadaş ortamı çok genişti ve çok egolu biriydi. Okulda herkes tarafından sevilirdi, ya da sevilmek zorunda kalmış olabilir.
''Ya ne bakıyorsunuz öyle, canım sohbet etmek istemiş olamaz mı? Tamam, tamam bir şey soracağım. Siz de çalışmaları bırakmış olmalısınız diyeceğim ama bugün sabah baya bir test çözüyordunuz, her neyse.'' Kafa salladım.
''Bu akşam bizim evde parti var, nerdeyse bütün okul gelecek. Sizi de davet etmek istedim.'' dedi ve pek bir cevap beklemeden sahte gülümsesini takınarak uzaklaştı.
''Bu çocukta birşeyler var.'' diyen Miray gözlerini hala çekmemişti ki Ece elini gözünün önünde salladığında kendine geldi.
''Gidecek miyiz?'' diye sordum. Gitmesek iyiydi, oldum olası partiler benlik değildi. Zaten annem de izin vermezdi de, dün de evde yoktum ve artık 4 gün sonra olacak üniversite sınavına hazır olmam lazımdı. Yapabilecek kapasiteye dördümüz de sahiptik. Ama o anki heyecanla bir şeylerin ters gitmemesini umuyordum.
''Almira; bebeğim, bak gitmek istemiyorsun ama 4 gün kalmış şurada biraz kafamızı dağıtmış oluruz hem!'' Asya'nın yine cıvıldayan sesini duyduğumda onu kırmamak için kafamı salladım, eğer olumsuz bir tepki verseydim daha çok ısrar edeceklerdi.
'Evet, evet. Ben de istiyorum!' dedi Miray. Onun da heyecanla baktığını hissetmiştim.
'Ay, tamam. Geliriz. Ama bir saatten fazla durmam. Zaten okulun halini görüyorsunuz. Hiç kimseden haz almıyorum ben!' Birden sesimi yükseltmemin sebebi, gelmek istemememdi sanırım.
Herkesin gözü bana dönse de bizimkiler büyük bir mutlulukla bana bakıyorlardı.Yapacak bir şey yoktu, onlar mutlu olacaksa... yapardım.
Okul çıkışı hepimiz evlerimize dağılmıştık, kızlar elbiselerini alıp bizim eve geleceklerdi. Oradan da çıkacaktık. Onlar gittiğinde bende annemi ikna etme çabalarına girmiştim.
''Anne gerçekten bak, herkes var diyorum ya. Evet, hepsi. Sadece bizi niye çağırsın Allah aşkına?'' Sadece bizi çağırdığını düşünen annemi bu saçma düşünceden itmem zor olmuştu.
''İyi 11'de evde olacaksın yoksa bozuşuruz Almir!'' dedi, inatla.
''Tamam, anne valla 11'da evdeyim.''
Kapının sesine koşarken ev hanımı gibi olduğumu hissettim. Kan ter içinde hemen kapıya koştuğumda kızların mutlu yüzleri karşısında boş bakışlarımı buldular. Ne olduğunu anlamamışlardı ama annemden izin almak o kadar kolay değildi tabii ki.
Ben de gülümseyerek 'Hoş geldiniz hanımlar! Hadi kısırlar, poğaçalar hazır!' diye kahkaha atarak koşturmaya başladım odaya. Onlar da arkamdan gelmişlerdi. Ece yatağa kendini atıp gözlerini kapattıktan sonra bende hemen dolabımı açıp kıyafet seçmeye başladım. 2 saat kalmıştı ve birimiz bile hazır değildik. Hem de birimiz iki ya da üç dakika sonra uyuya kalacak gibiyken...
Ece yine kendi halinde yatakta dönerken, sessizce tavanı izliyordu. Yanına gidip kaldırdığımda ikiletmeden kalktı.
Bir saat sonra hepimiz nerdeyse hazırdık. Bana buz mavisi bir elbise giydirmişlerdi. Çok açık ve gereksiz süslü olduğunu düşündüğümü kaç kere söylemiştim ama dinleyen yoktu, itiraz bile edememiştim. Ece kıvırcık saçlarına şekil verirken, Asya da göz makyajımı halletmek üzereydi. Hemen kızlara bağırdım.
'Beni dinleyen var mı? Çıkıyorum evden, ne haliniz varsa görün! 'dedim ayakkabımı giyerken. Oflayarak geldiklerinde, birkaç dakika sonra hemen arkamda yerlerini almışlardı. Boş boş sırıtırken güzellikleri karşısında ağzım açık kalmıştı. Gerçekten yakışmıştı.
Miray taksi çağırırken biz de beklemeye başladık. Taksiye bindiğimizde Enes'in telefonuma gönderdiği konumu taksiciye gösterdim... Güzel geçmesini istiyordum, umarım pişman olmazdım.
Vardığımızda Asyaların evine benzeyen bir villa ile karşı karşıyaydım. Hemen parayı ödeyip taksiden indik.
Son ses müzikle yüzümü buruşturmam bir oldu...Burasının benlik olmadığına emindim ama bu kadar rahatsız edeceğini düşünmemiştim.
Enes bize selam verdikten sonra bir masaya yöneldik ve oturduk. Kızlar dans ederken bende limonatımı yudumladım.
4 saatin sonunda saat annemin söylediği saate geliyordu ve yorgunluktan öldüğümüz için Enes'e bile haber verecek gücümüz kalmadığını anladığımızda ayrıldık. Sorunsuz bir gün olsa da partileri sevmediğimi bir kez daha keşfetmiştim... Fazla ses, çok fazla insan olan ortamlar benim için çekilmez oluyordu.
Hepsinin yanağına küçük bir öpücük kondurup, ''İyi geceler güzellerim.'' diyip ayrıldım yanlarından. Eve vardığımda kızlar da çoktan eve varmıştı hatta whatsapp grubundan konuşuyorlardı bile...
''Ay... Çok güzeldi değil mi?'' diyen Asya'ydı. Eve daha ulaşmamıştı o.
Miray: ''Eh, güzel sayılırdı.Enes'in bir arkadaşı vardı bu arada. Sanırım ismi Ayaz'dı. Pek anlamadım ama. Çok yakışıklı değil miydi? Yarın okulda Ayaz arayaşına çıkıyorum. Ciddiyim.
Asya: ''Kızlar ben şimdi eve geldim de,kötüyüm.Çok geç oldu biliyorum ama, gelir misiniz? Lütfen.''
Ece:''Ne oluyor, telaşlandırma. Ay tamam geliyorum ben bekle.''
Bir şey yazmayı beklemeden üstüme hemen bir eşortman ve üstüne gri bir tişört giyip çıktım. Annemler misafirlikteydi, haber vermeme gerek olmadan evden anahtarı da kapıp çıktım. Bir dolmuşa binip gitmeyi düşündüm ama saat 11.30 olduğu için taksi kullanmayı tercih ederek hemen bir taksi çağırdım.
..
Zili çaldığımda kapıyı makyajı dağılmış, elbisesinin ütüsü bozulmuş bir Asya açtığında ağzım açık kaldım. Ne olduğunu çözememiştim bile.
Hemen düşünmeden içeri daldım ve etrafa baktım. Etraf birbirine girmişti.
''Ne oldu bebeğim? Dur su getiriyim.'' diyerek koşarak mutfağa gittim. Hırsız girmiş olmalıydı. Adım atılamayacak kadar karışmıştı ev. Sudan bir yudum aldığında açıklama yaptı.
''Hırsız girmiş, gelirken koşarak çıktıyorlardı. Annemlerin odasındaki özel şeyler gitmiş olabilir mi Almira?'' derken ağlıyordu. Arkasından Ece ve Miray da girdiğinde olayı anlamışlardı.
''Bak,bugün bizim eve gel uyu. Yarın söz, halledeceğiz. Gerekirse polise gideriz. Sakin ol biraz, annen ile babana haber verelim. Telaş yapma.'' dediğinde Miray'a baktım. Miray sözünü bitirdikten sonra bana döndü.
''Değil mi, gideriz?'' Onay almak isteyen yüzüne karşı tabii ki anlamında kafamı salladım.
''Annenle babana da ben haber veriyorum. Hadi sen de Miraylara. Hadi!'' derken biraz olsun korkusunu atmıştı. Biraz nefes aldıktan sonra onlarda evden çıkmak için hazırlandılar.
Anahtarı bana uzattı ve telefon numaralarını verdi. Ece ile de evi kilitledikten sonra çıktık. Eve doğru yürürken Asya'nın annesi ile babası eşyaları sormamıştı bile. Asya iyi mi sorusuna kaç kez iyi cevabını verdiğimi hatırlayamıyorum bile. Çok telaşlanmışlardı.
''Evet Melek Teyze, çok iyi şimdi. Zaten Miraylara kalmaya gitti. O ona yardımcı olur. Hayır, dönmenize gerek yok. Biz burdan yarın sabah polislere başvuracağız. Siz de oradan halledersiniz zaten.''
Dediklerimi onayladıktan sonra bu işi de hallettiğimi düşündüm. Asya korkmuştu gerçekten, üzülmüştüm. Kim olsa korkardı zaten.
Eve vardığımda yatağıma girdim, saat artık geç olmaya başlamıştı. Uykum da gelmişti.
''Asya daha iyi oldun mu? Annen ile babana haber verdim. Halledecekler.'' yazıp gönderdim.
Miray: ''Asya kuşunuz kanatlarım altında, iyi yani. Şuan Ayaz hangi sınıftadır onu tartışıyoruz... 12-C olabilir bu arada. Bunu düşünün.''
Asya: 'İyiyim şuan, yapan kişiler bulunursa daha da iyi olacağım. Merak etmeyin.''
Ece: ''Oh iyi bari ya. Miray bebeğim, buluruz sıkıntı etme sende.''
''Tamam, uyuyun da uykusuz kalmayın. Hadi !''
Miray:''Tamam annecim.''
'Miray!'''
Miray: ''Of tamam be sustum!''
Anneme de evde olduğumu belirten bir mesaj attıp kafamı yastığıma gömdüm.
#yazaşkı