Hemen telefonumu almak için arkamı döndüğümde ayakkabılarımın yanında çantamın olmadığını fark ettim. Kapıya sertçe vurmaya başladım. O kadar sert vuruyordum ki ellerimin kanadığını hissedebiliyordum. O sırada Ziya'nın söylediği şey geldi aklıma ilgimi çekeceğini söylemişti burda kilitli kalacağımı biliyor muydu yoksa o mu beni buraya kilitlemişti.
Başım dönmeye başlamıştı. Kapıya yaslandım ve beklemeye başladım. Annem veya babam mutlaka benim yokluğum hissedecekti. Odanın içinde ki kelebeklere baktım bu beni biraz rahatlatmıştı. Gözlerimin yavaş yavaş kapandığını hissediyordum.
Tam o sırada kilidin açıldığını duydum ve rahatladım. Fakat bu ne annem ne de babamdı. Parfümünden ve azda olsa gördüğüm takımından anladığım kadarıyla erkekti. Giydiği takımda dikatimi çeken kelebek figürüne baktım bir kelebek ortadan ikiye ayrılmış iki figürdü birleşince bir tam kelebek oluyordu.
Beni kucağına aldı ve gözlerimin kapandığını hissettim. Gözlerimi açtığımda kelebeklerle dolu odanın önünde yattığımı fark ettim. Ellerimin kanayan yerlerinde bant vardı ve topuklu ayakkabılarım ayağımdaydı. Etrafıma baktım fakat hiç kimseyi göremedim. Hızlıca kalktım ve koşarak salona girdim. Çantamı alıp annemi ve babama söyleyip şoförü çağırdım. Arabaya bindim ve telefonumu almak için çantamı açtım. Elime adamın takımında gördüğüm kelebek figürünün yarısı geldi.
Figürü elime alıp dikkatlice inceledim çok değerli taşlardan oluşuyordu ve çok ince desenler vardı. Çok pahalı bir parçaydı. Benim çantamda ne işi vardı. Bir kanadı bende olduğuna göre diğer kanadı ondaydı. Bu onu bulmamı kolaylaştırabilirdi. Emin olabilmek için yaklaşıp kokladım bu kesinlikle onun figürüydü aynı onun gibi kokuyordu. Çantama dedemin tılsımının yanına koydum ve geldiğimizi fark ettim arabadan indim ve arabanın gidişini izledim. Eve doğru yürüyüp içeri girdim. Yukarı çıkıp üstümü değiştirdim. Anneannemin kucağına yatıp uyudum.



