Ceren, Eymen’e Nazlı’nın sık sık takıldığı bir mekanda olduğunu haber verdi. Eymen, oraya gitmeye karar verdi ve Nazlı’yla yüzleşmeye hazırdı. Nazlı, Eymen’in kendisine geldiğini gördüğünde zafer kazanmış bir edayla ona gülümsedi.
“Sonunda aklın başına geldi, değil mi Eymen?” dedi kendinden emin bir sesle.
Eymen, onu dinlemektense doğrudan konuya girdi. “Nazlı, Elif’e attığın mesajların ve fotoğrafların farkındayım. Bizi ayırmak için bu kadar ileri gitmene gerek var mıydı?”
Nazlı, şaşkınlıkla donup kaldı ama kendini çabucak toparladı. “Seninle tekrar bir araya gelmek için yaptım. Çünkü sen hâlâ benim olmalısın, Eymen!”
Eymen, içindeki öfkeyi zor zapt ederek Nazlı’ya baktı. “Bu takıntının beni sana geri getireceğini mi sanıyorsun? Tam tersine, seni hayatımdan tamamen çıkarmam gerektiğini gösteriyorsun.”
Nazlı, Eymen’in kararlı sözlerinden sonra bir an için ne diyeceğini bilemedi. Ama kolay pes edecek biri değildi. “Eğer beni gerçekten hayatından çıkarabileceğini sanıyorsan yanılıyorsun, Eymen. Elif’ten uzak durmazsan daha kötü şeyler olacak!” diye tehdit etti.
Eymen, son bir kez gözlerine baktı. “Ne yaparsan yap, Elif’e gerçekleri göstereceğim. Seninle ne geçmişte bir gelecek vardı, ne de şimdi olacak.”