İçeriğe geç

Kazanmak İçin Oyna

Bölüm 1 · 6 dk okuma

Kazanmak İçin Oyna

Bölüm 1

1. KASET

Kafamın içinde binlerce fikir ve düşünce...

Kim ve neden kardeşimi öldürdü? Nasıl öldürüldü?

İki ay önce başlamıştı herşey kız kardeşim Elvin erkek arkadaşı ile yurt dışına Amerika'ya gittikten sonra başlamıştı.

****

2 ay önce;

Elvin "Çişe! Bizi havaalanına bırakır mısın?"

Koltukta uzanır pozisyonda telefona bakarken Elvin üzerime çullanmıştı resmen. "Elvin erkek arkadaşın var ve araba kullanmasını biliyor? Zaten ikiniz gideceksiniz."

Bazen bu kızı hiç ama hiç anlamıyordum.

Aren "Hadi sevgilim çıkmamız lazım yoksa uçağı kaçıracağız." Dedi, kaşlarımı yukarı kaldırıp indirdiğimde üzerimde duran Elvin oflayarak kalktı. "İyi ki gel dedim Çise!" Arkasından poposuna terlik fırlattım ve "Önemli işim olmasaydı gelirdim, biliyorsun." Dedim,

'Bugün büyük bir şirketin hesabını hacklemem gerekiyor güzelim' diye içimden. Kapının açılıp kapanma sesini duyup bir süre gitmelerini bekledim.

Günümüz;

Telefonumun çalmasıyla yerimde irkildim, telefonuma baktığımda o arıyordu. Lord Of Shadows, oflayarak telefonumu aldım ve aramayı cevapladım.

"Yeni bir görev var." Sesi kullandığı uygulamayla cızırtılı geliyordu. Yatağımda oturur pozisyona geçip belimi yatağın başlığına verdim.

"Görev ne?" Dedim.

"Ölen kardeşinin katilini hala bulmak istiyor musun?" Bir an dona kaldım, Elvin'in öldüğünü nasıl biliyordu ki?

Kendimi tutamayarak "Kardeşimin öldüğünü nasıl biliyorsun?" Dedim. Telefonun öbür ucundan rahatsız edici bir gülme duyuldu.

"Benim elim kolum çok uzun bunu hala anlamadın mı Çişe?" Cevap veremedim, sustum. Benden bir ses gelmeyince konuşmaya devam etti "Kardeşinin katilini bulmak istiyor musun istemiyor musun?"

Hiç düşünmeden, içimdeki öfkeyi bastıramadan "İstiyorum." Dedim.

"Bu işin ucunda para almayacaksın ama," dedi. Bir an durdum, şaşırdım. "Nasıl para almayacağım yani?"

"İki seçeneğin var Çise ya birisiyle ilişkiyle gireceksin. Ki birisiyle ilişkiyle girersen kardeşinin katilini sadece ben bulabilirim, yada elini kana bulayacaksın ve kardeşinin katilini sen bulup cezasını sen vereceksin. Seçim senin, yarım saatin var iyice düşün taşın." Diyerek telefonu yüzüme kapattı.

"Siktir, siktir, siktir! Amına koyayım bu nasıl bir anlaşma?!"

****

Odamda volta atarken düşünüyordum sadece, eğer birisiyle ilişkiyle girersem ki girmicektim katili bulur ve işini hallederdi ama elimi kana bulayıp katili bulabilirdim.

Kesinlikle ikinci seçenek daha da iyiydi, kardeşim için herşeyi yapardım. Ölmüş kardeşim için...

Masada duran birayı alıp bir yudum aldığım sırada telefonum çaldı, hemen telefonu elime alıp gelen çağrıyı yanıtlacaktım ki durdum. Arayan Cansen halamdı, aramayı bıkkınlıkla açtım ve yapmacık bir şekilde "Cansen hala, nasılsın?" Dedim, "Valla kızım nasıl olalım iyiyiz işte, müsaitsen sana gelecektik çok özledik seni. Malum ne zamandır konuşamıyoruz," dedi. Aynen kesin özlemişsinizdir kesin!

"Cansen hala vallahi hiç müsait değilim bende şimdi dışarı çıkacaktım arkadaşlarla buluşmaya." O sırada bilgisayarımı açıp geliştirmiş olduğum programa baktım. Virüs Albora Aksoy'un şirketine sızmış ve bütün gerekli gereksiz, gizli dosyaları bilgisayarıma aktarıyordu ve bu şirketi batırmam için yüksek miktarda para vermişlerdi.

Cansen halam konuşmaya başladığında dikkatimi ona verdim "Tamam kızım iyi eğlenceler size," dedi. Hayret kadın ilk defa nereye gideceğimi sormadı, bu benim işime gelerek "Yarın sizi evime davet ediyorum beklerim." Dedim, olumlu cevap alığım gibi telefonu kapattım. Kapattığım gibi Lord Of Shadows aradı, aceleyle açtım ne kulağıma dayadım. Yine cızırtılı sesiyle konuştu "Kararını verdin mi Çise'ciğim?" Dedi, gözlerimi yumdum sinirler burnumdan soludum. Sakın kalmak zorundaydım, sakin kalmak zorundaydım... Aylar öncesinde kardeşim Elvin bana böyle derdi ve o öldüğünden beri kimse bana böyle bir hitapta bulunmamıştı.

"Evet kararımı verdim. Kimi öldürmem gerekecek?" Dedim kendimden emin bir şekilde. "Seni birisi arayacak benim gibi gizli numaradan değil. Talimatlar verecek ve sende yerine getireceksin," dedi ve yine bana söz hakkı tanımadan telefonu kapattı. İfşa olmak istemediği için başka birisini yönlendiriyordu, çok güzel!

****

Lord Of Shadows'un adamı beni arayıp buluşma yerine zamanında gelmemi ve gerekli malzemeleri verdiği an olay yerine gidecektim.

Kıyafetleri mi de verecekmiş. Her ne olursa olsun oraya gidecektim ve onu bulacaktım,

****

Minibüsün içine girip siyah kargo pantolon ve uzun kollu crop giydim, kıyafetlerimle aynı renkte botlarımı, elvenlerimi ve kar maskesini geçirdim. Minibüsten inip karşımda ki adama baktım, tabi ki yüzünü göremiyor ve gerçek sesini duyamıyordum. "Sana verdiğim adrese gideceksin, bir malikâne arkadan dolanıp bodrumdan gireceksin." Kafamı salladım elime iki tane çakı verdi ve "Bunları maskenin altına sakla," dedi. Dediği gibi yaptım ve iki tane silah ve şarjör verdi "Bunları pantolonuna sakla, şurda Mercedes bekliyor seni, onunla gideceksin." Dedi, tam gidecek iken "Ah! Söylemeyi unuttum," sabır dileyerek arkamı döndüm ve söylemesi için bekledim "Albora Aksoy'un şirketi hakkında bilgi almaya çalışacaksın. Ha eğer söylememeye devam ederse işkence edip öldüreceksin." Dedi ve ben onun dediği gibi Mercedes arabasına gidip şoför koltuğuna yerleştim ve bana verilen adrese doğru ilerlemeye başladım.

****

Karşımdaki adam ağlayıp zırlıyor ve ölmek için yalvarıyordu, bu beni inanılmaz derecede mutlu ediyordu. Elime bir balta aldım ve adamın sol ve sağ elindeki parmakların hepsini sertçe kestim, götünü yırtarak bağırıyor ve ölmeyi bekliyordu. Bayılmasa iyiydi çünkü daha itiraf gelecekti.

"Ya şimdi söylersin yada işkence edip öldürürüm seni. Ki ikinci seçeneği istemediğini farz ediyorum." Dedim, adam yarım saatin sonunda "Tamam! Tamam lanet olsun, ne istiyorsun?" Dedi nefes nefese, dudağımda hınzır bir gülümseme oldu ve masaya doğru gittiğimde ses kaydını açıp bana sorulan soruları sormaya başladım.

"Öncelikle, ismin neydi canım?" Dedim, göğsü hızla inip kalkarken "Uras Ulugeyik. Yirmi altı yaşındayım," dedi. Bir sandalye ve silah aldım ve ters oturarak ona baktım, "Peki... Albora Aksoy'un şirketine ait neler biliyorsun?" Dedim, gözleri fal taşı gibi açıldı ve bir süre düşünür gibi yaptı, en sonunda "Hiçbir şey bilmiyorum orda bile çalışmadım ben!" Diye inledi, yüzümde alaycı bir tını oluştu ve "Ebeni siktirtme şimdi bana!" Deyip tetiği çekip omzuna ateş aldım, acıyla inlerken "Tamam! Anlatıyorum," bu kadar acıya dayanıksız ise işimi kolaylaştıracaktı. Başımı devam et dercesine salladım, oda sessiz komutumu anlayıp devam etti; "Çocukları kaçırıp onlara işkence ediyor, aklına ne gelirse. Tecavüz, taciz, şiddet, cinsel saldırı gibi birçok şeyler." Nefesi kesilince bir süre durdu ve devam etti "Onları on iki yaşından beri seks kölesi olarak kullandırıyor ve elde ettiği bütün paraları karı kıza verip gönül eğlendiriyor. Yani anlayacağın şirketle alakası bile yok," dedi. Bu duyduklarımın ardından gözlerim fal taşı gibi açıldı ama hemen kendimi toplayıp "Neden sana inanayım? Belki yalan söylüyorsun," dedim

Kan ter içinde kalmıştı ve nefes nefese idi.

"Arka cebimde telefonum var," bunu duyar duymaz arkasına geçtim ve telefonu aldım. Yüz tanıma sistemi vardı, telefonu onun yüzüne tuttuğum an telefon açıldı ve "Gizli sekmem var onun içinde bütün yazışmalar ve ses kaydı var istersen al dinle, yeter ki beni serbest bırak." Sesi adeta yalvarır gibi çıkmıştı.

"Telefonun şifresi ne?" Dedim o da korkuyla hemencecik söyledi "1234" bir anda odanın içinde kahkaham duyuldu. Uras ne olduğunu anlamadı, "Seni ne kadar da zeki sanmıştım! Meğer aptalın tekisin," dedim ve o daha ne olduğu anlamadan kafasına sıktım. Ses kaydını bitirdikten sonra kar maskesini yüzüme geçirdim ve yüzümü daha da tanınmaz hale getirmek için bana üç dört beden bol gelen siyah kapüşonlu ceket giydim en son olarak ise iz bırakmamak için siyah deri eldiven giyip adamı sırtlamaya çalıştım. Adamın cüssesini ne kadarda çabuk unutmuştum ben, zaten şişko bir adamdı. Taşıyamadığıma kanaat getirerek kalın ip benzeri şey aramaya başladım.

Kapının kenarında ip görünce onu aldım ve adamın boynuna dolayarak apartmanın bodrum katından çıkmaya çalıştım. Uras zengin bir iş adamı olmasına rağmen normal, lüks olmayan bir apartmanda oturmayı tercih etmiş, yazık cimri galiba.

Bodrumdan çıkıp altıncı kata çıkan asansöre bindim. Altıncı kata geldiğimde asansörün kapısını tekmeleyerek açtım ve sağda duran eve gidip kapıyı açtım. Kapı neyse ki boğuşmamız sırasında açık kalmıştı ve susturucuyla hiçbir patırtı çıkmadan inmiştim aşağıya, salonun ortasına doğru sürükleyip eline bir bıçak yerleştirdim. Lord Of Shadows'un adamını aradım ve Uras'ı evine getirdiğimi ne yapmam gerektiği söyledim. O ise ya adamın vücuduna bir harf çizmemi yada bir iki cümlelik birşey yazmamı işim bittiğinde ise sesimi değiştirerek kendimi ihbar etmemi söyledi. Bende dediğine uydum ve Uras'ın kanıyla 'ç.e.a' yazdım. Sonraki işim ise sesimi değiştirerek polisi aramak oldu, işimi komple bitirdiğimde ise koşar adımla Mercedes'e gittim. Maskeyi yüzümden çıkardım ve rahat, derin bir nefes aldım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.