İçeriğe geç

Kazan dairesi

Bölüm 6 · 7 dk okuma

Kazan dairesi

Bölüm 6

Adalet

Karakolun önündeydim. Evet dün yaşanan olaydan sonra karakola gelmişdim Batıhanı şikayet etmek ve uzaklaşdırma emri çıkarmak için. İçeri girdiğimde içimde qarip bir his oluşdu karakollar bana hep korkutucu gelmişdir "Buyurun nasıl yardımca olabilirim" Polis yanıma gelib soruyu sorduğunda içimde bir tedirgin olduğumu hissetdim. "Şikayetçi olmak istiyorum" "Tabi kimliğinizi ala bilirmiyim?" Polise kimliğimi verdikden sonra sisteme adimı geçirdi "Hangi konuda şikayetçisiniz" İnsanlar bana bakıyormus gibi geldi ve burada söyleyemeyeceğimi farkettim. "Şey burada söylemesem olmurmu utanıyorumda" "Tabiki isterseniz sorqu odasına geçelim" "Olur" Polis ile birlikdə sorqu odasına geçdiğimizde polise kısaca olaydan, batıhanın ayağımı ararba ile ezmesinden, kapıma gelmesinden ve bana tecavüz etmeğe çalışdığından bahsettim. "Tamamdır pekiya mesaj, ses veya kamera kaydı varmı? Tanıkda olabilir" Duraksadım elimde mesaj veya bir kayıt yoldu. Amma dün Emre buna şahit olmuşdu onu bu işin içene sokmalımıydım orasını bilmiyordum. "Şey evime geldiği gece sesi duyan komşum gelmişdi" "Tamamdır" Polis söylediklerimi bilgisayara yazdikdan sonra bir tutanak hazırladi ve bana uzatıp imzalamamı söyledi. İmzamı attkdan sonra polis batıhan yakalanana kadar burada beklemenin daha güvenli olacağinı söyledi. Yaklasık 1 saatdir bu odada oturuyorum ellerim titriyor, gözüm dolmuş vaziyette ve gözümde geçmiste yaşadıklarım canlanıyor. "Minee" Batıhanın sesini duymağa başladığimda elerim daha çok titremeye başladı. Batıhan bağırmağa devam ederken aniden odanın kapısı açıldı ve içeri polis girdi. "Mine hanım şikayetçi olduğunuz adamı yakaladık gelib doğru kişi olub olmadığını doğrulamanız gerekiyor" Batıhanın yüzünü tekrar görmek beni heyecanlandırmışdı. Başımı aşağı yukarı salladım ve sesim titrerken "tamam" dedim. Polis ile hapishanenin içinde yürümeye başladığımızda gözlerim dolmaya başlamışdı.demir parmaklıkların olduğu yere geldiğimizde Batıhanın bağırışları daha yakımdan geliyordu. Tam karsısında durduğumuzda polis kafasını çevirerek bana baktı ve Batıhanı işaret etti. "Saldırqanınız bumu" "Evet" dolmuş gözlerimi sildim. "Tamamdır biz işleri halledeceğiz siz evinize geri dönebilirsiniz" Polise bakıb kafamı salladıkdan sonra dönüb batıhana baktım. Gozlerı kızarmış sinirli bir şekilde bana bakıyordu. Dolan gözlerime rağmen ona sinsice gülümseyib arkamı döndüm ve karakolun kolidorlarında yürümeye basladım. Herbir adımımda canım dahaçok yanıyordu. Karakoldan çıkdıkdan sonra koşarak arabama bindim. Artık gözyaşlarım akmaya başlamışdı. Kendimi toparlamak yerine daha çok ağlamaya başladım ve arabayı çalışdırdım. Radyoyu açdığımda Sezen Aksu simsiyah bir gece çalmaya basladı.Arabayla giderken kafam çok dağınıkdı karakola tekrar gitmek bana eskiden yaşadığım olayları hatırlatmışdı. Tam bunları düşünürken araba aniden havada dönmeğe başladı çok kısa sürdü amma bana bir ömür gibi geldi. İlk önce başımı cama çarptım sonra baş aşağı durdum kafam arabanın tavanın asertçe deydi en sonunda sağa doğru eyilmiş durumda kaldım emniyet kemeri beni tutuğu için sağ tarafa düşemiyordum amma böyle durmak başımın dönmesine neden oluyordu. Yaklaşın 10 dakika sonra ambulans siren sesleri duymaya başladım amma başım daha çok dönüyordu ve bilincinin kapanmaya basladığını hissetdim bulanık görmeye başlamışdım etrafdaki sesler gidip geliyordu. Ambulan sesini daha yakından duymaya başladığımda kendimi uyanık tutmaya çalıştım amma olmuyordu bilinç altım yavaş yavaş kapanıyordu. Etraf kararmaya başlamışdı ve en sonunda gözlerim kapandı. Gözümü açtığımda bir hastane odasındaydım nabız takip cihazının sesi geliyordu. Odada banden başka kimse yoktu. Koluma serum bağlanmışdı ve boyunluk takmışlardı. Odayı incelemeye devam ederken aniden kapı açıldı ve içeri bir hemşire girdi. "Mine hanım uyanmışsınız bende serumunuzu değişdirmeye gelmişdim" "Merhaba şey bana ne oldu yani neden buradayım?" "Mine hanım siz araba kazası geçirdiniz bir haftadır komadasınız" Başım dönmeye başladı hemşire birşeyler söyledi amma duymadım tekrar birşeyler söyleyib odadan çıkdı amma söylediklerini duymadım önümdeki boş duvara bakarak öylece kaldım. Biraz sonra içeri bir dokdor girdi bir şeyler söyledi amma onuda duymadım. Dokdor elindeki dosyaya bakdı sonra dosyayı masaya bırakdı ve tam o anda sesler geri geldi. "Evet Mine hanım dediğim gibi size bir kaç konturol yapmamız gerek hemşireler sizinle ilgilenecekdir gecmiş olsun" Dokdor kapıdan çıkdıkdan sonra erkek hemşire yanıma geldi ve beni kaldırarak tekerlekli sandalyeye oturttu kız hemşire beni odadan çıkardığında bu hastanenin ayağım ezildiğinde gelmiş olduğum ile aynı olduğunu gördüm. Hemşireler beni zibilyon tane kontrole soktukdan sonra odaya geri bırakdılar. Tam kafamı toparlayacak ken kapı aniden açıldı ve asistanım Bulut'un içeri daldığını gördüm. "Mine hanım şükürler olsun uyandınız hiç uyanmayacaksınız sanmıstım nasılsınız iyimisiniz birşeye ihtiyacınızvarmı?" "Evet bulut iyiyim bir şeyim yok ve sadece bir hafta komada kaldım abartma" "Evet amma o bir hafta bana 1 ömür gibi geldi" Bulut olayları abartmayı severdi bu konuda mahalle teyzelerine benziyor. "Bulut" "Efendim Mine hanım" "Ben kazada kime çarpdım?" "Mine hanım aslında o size çarpdı adamın ismini tam olarak bilmiyorum amma kendisi hayatını kaybetti" Gözlerim dolmaya başladı tekrardan birinin ölmasine neden olmak beni sarsmışdı. Bulut gözlerimin dolduğunu görünce bana peçete uzattı. Peçeteyi alıp göz yaşlarımı sildim. Sonra Bulut dokdor ile konuşmaya gitti ve odada tekrar yalnız kaldım. Odayı incelediğimde masanın üzerinde 2 Buket gül olduğunu gördüm. Birini Bulut buraya gelirken getirmisdi amma diğeri kime ayitti. Odayı incelemeye devam ederken anidan kapı açıldı ve Bulut içeri girdi. "Mine hanım dokdorla konuşdum. Komadan yeni çıkdığınız için bir hafta daha burada kalmanız gerekiyor. Ayrıca kas erimesi gibi birşey olmuş fizik tedaviye başlamanız gerekiyor. Kendisi birazdan gelicekmis o daha net söyler" "Tamam" Bulut sandalyeye oturdu ve dokdoru beklemeye başladık. Tam bu sırada aklıma odadaki buket geldi acaba kim getirmişdi. "Bulut" "Efendim Mine hanım" "Odadaki gülü kim getirdi?" Bulut başım ile işaret ettiğim yere baktığinda kaşları çatıldı. "Efendim sağdaki turuncu gülleri ben getirdim amma mor renkde olanları bilmiyorum" Bulut gül buketini alıp yanıma geldi. Buketi bana uzattığında aldım ve kokladım. Kokusu çok güzeldi. Bukette normalden daha fazla gül vardı. Sıkıntıdan gülleri saydığımda tam 24 adet gül olduğunu gördüm. "Merhaba Mine hanım" Dokdor aniden içeri girdiğinde korkarak dik atıldım. Overthinking saatim gelmişdi. "Merhaba" Dokdor elindeki dosyaya baktı ve başını kaldırib beni inceledi. "Efendim geçirdiğiniz kaza ve komada kaldığınız zaman nedeniyle kaslarınızda kas atrofisi yani kas erimesi oluşmuş. Amma başka bir sorununuz yok. Kas atrofisi nedeniyle bir hafta daha burada kalmanız gerekiyor. Ayrıca kas probleminiz için fiziki tedavi almanız gerekiyor." "Anladım pekiya bu tedaviyi nasıl alacağım yani dokdor tutmammı gerekiyor" "Evet isterseniz sizi hastanemizde çalışan fizyoterapistimiz Helin hanıma yönlendire bilirim" "Olur" "Tamamdır ben kendisi ile konuşurum ona uyqunsa sizin için bir proqram hazırlar" Dokdor odadan çıkdıkdan sonra Bulut'dan telefonumu istedim. Telefonumu elime aldığımda onu özlediğimi farkettim, evet telefonumla bir duyqusal bağım vardı. Telefonu açdığımda bir sürü bildirim geldiğini gördüm ve hepsine teker teker bakmaya başladım. Yaklaşık 15 dakika sonra odanın kapısı açıldı ve içeri 1.70 boylarında kumral ela gözlü bir kadın girdi. Saçları hafifden dalqalıydı ve saçının bazı tutamları daha açık renkdeydi ela gözleri ışık vurdukca dahada parlıyordu. Üzerindeki dokdor önlügünün içine beyaz bir tişört altında kafve rengi bir pantolon giyimişdi. Gülümseyerek yanıma geldiğinde yatağın yanındaki sandalyeyi çekip oturdu. "Merhaba Mine" "Merhaba" "Geçmiş olsun öncelikle" "Teşekkürler" "Ben senin fizyoterapistin Helin Sarca" "Menum oldum" "Evet, deyerlerive baktım ve çokda kötü değil seninle birlikde inanarak çalısırsak üc yada dört haftaya tekrar yürüyeceksin" "Umarım" "Evet Mineciğim komadan daha bugün uyandığın için seni yormak istemiyorum amma yarınden itibaren hergün 2 saat tedavimiz olucak ,amma çok yorulursan 1 saat olarak değişdire biliriz" "Tamam teşekkürler" "Tamam ozaman yarın sabah saat 10 da terapimiz var görüşmek üzere iyi dinlen" "Denleneceğim görüşmek üzere" Dokdor odadan çıkdıkdan sonra Bulutda yapamadığım işleri halletmeye gitti. Bense telefonda zaman geçirmeğe devam ettim. Arada hemşire odaya geliyor serum değişdiriyor birşey isteyip istemediğimi soruyor sonrada gidiyordu.Telefonda gezinmeye devam ederken kapının açılama sesini duydum amma yine hemşirenin geldiğini düşünüb başımı telefondan kaldırmadım . "Merhaba Mine" Dur bu onun sesiydi. Şaşkınlıkla kafamı kaldırdığımda Emre tam karşımda duruyordu.Üzerinde her an belinden düşecekmiş gibi görünen bir eşorfman ve bayaz örme bir kazak vardı elindeyse mavi renkde güller olan bir buket tutuyordu. Yavaş yavaş ilerleyerek yanıma geldi ve yatağın yanındaki sandalyeyi işaret etti. "Otura bilirmiyim?" "Şey tabiki" Sandelyeye oturduğunda buketi bana uzaatı. Yavaşca çiçeği aldım ve kokladım. Yasemin kokusu geliyordu en sevdiğim çiçeği nerden biliyordu? Saçmalama istersen tabikide bilmiyor şans eseri olmuş bir olay. "Teşekkür ederim gerek yokdu" "Birşey değil, iyimisin?" "Evet" "Birşeye ihteyacın varmı?" "Hayır teşekkürler" "Şey.. tamam eğerki istediğin bir şey olursa numaram kartın üzerinde araman yeter" "Tamam teşekkürler şey bende yazayım numaramı" Etrafa bakındım amma ne yazmak için bir kalem nede üzerine yazacağım bir kağıt vardı. "Şey kağıt ve kalem yok istersen telefondan yazayım" "Olur" Emre arka cebinden telefonunu çıkarıb bana uzattı. Telefonu alıb numaramı yazdım ve geri verdim.Emre telefonda birşeyler yaparken kendi telefonuma bildirim geldi. Talefonu açıdım ve bir mesaj geldiğini gördüm. Kimden: 053492855** "Artık uyu" Kafamı akldırıb gülerek ona bakdım. "Hava karardı artık uyu" Gülerek ona baktım ve birşeyler yazmak için kafamı telefona çevirdim amma ne yazacakdımki"HAYATIMA HOŞ GELDİN! KAPIYI KALAT DA İÇERİSİ SOĞUMASIN!" Hayır tabiki sil. Yazacak bir şey bulamayınca telefonu kapatıb başımı kaldırıb Emre'ye baktım. "Ozaman ben gideyim zaten nasıl olduğuva bakmak istemişdim apartmandakilerde merak etmişdi uyandığıvı duyunca bi bakmak istedim" Apartmandakiler? Apartmandan sadece yöneticiyi tanıyordum onunda ismini unutmusdum başka kimseyi tanımıyor onlarda beni tanımıyor nasıl merak ede bilirler. "Yaaa apartmandakilerde söyle ozaman iyiyim. Geldiğin,beni düşündügün ve buket için teşekkürler. "Birşey değil. Hoşcakal Mine" "Hoşcakal"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.