Yıllardır bir zaman makinesi yapmaya çalışan Emir, her seferinde başarısız oluyordu. Tekrar tekrar deniyor ama bir türlü sorunu bulamıyordu. Zamanla ilgili tüm makale,blog,ansiklopedi ve diğer kitapları inceledi, neredeyse hepsini ezbere biliyordu ancak sorunun ne elduğunu çözememek onu deli ediyordu.
Yine herzamanki gibi çalışmasını yaparken enerji reaktörlerinde bir gariplik farketti. Hiç olmadığı kadar fazla ve kuvvetli bir enerji saptanmıştı. Işıklar neredeyse patlayacak kadar parlak yanıp sönmeye başladı. Birden bire Emir "buldum" diye bağırdı, sanki onunda kafasında ampuller yanmış gibiydi. "Başından beri bana lazım olan şey bir enerji kaynağıydı, eğer onu bulursam makinamı çalıştırabilirim" diye söylendi ve heyecanla enerji kaynağını aramaya başladı.
Hemen reaktörleri inceledi ve enerji kaynağının yerini tespit etti. Ancak garip bir şekilde enerji kaynağı Emirin evinde hatta odasının bulundu konumdaydı. Bir anda Emirin içindeki heyecan duygusuna merak, endişe ve birazda korku eklendi. Emir kendisini çok garip hissediyordu çünkü hayatı boyunca ne bu kadar endişelenmişti nede bu kadar heyecanlanmıştı. Belkide hayatının dönüm noktasındaydı ama henüz bilmiyordu.
Odasını aramaya başladı. Dolabını kontrol ettiği sırada ayakkabı kutularının arasında çok farklı renkte ve boyutta bir kutu gördü. Orada daha önce öyle bir kutu olmadığından emindi. Kutuyu aldı ve masasına götürdü. Reaktörler tekrar çıldırmaya başlamıştı. Artık enerji kaynağını bulduğundan emindi, yıllarca uğraştığı şeyin çözümü belkide önündeki kutudaydı.
Yavaşça kutuyu açtı. Kutunun içinde, kırmızı bir kumaşın etrafında sarılmış, turuncu renkli ve oldukça parlak bir taş vardı. Emir hayret ve merakla taşı inceliyor ve kendi başına nasıl enerji saçabildiğini çözmeye çalışıyordu." Bu taşın dünyalı olmadığına eminim ama kanıtlayamam" diye söylendi. Taşı bir şekilde makinaya entegre etmesi gerekiyordu ve bunun için gece gündüz çalışmaya hazırdı. Son kez deniyor olsa bile....
