İçeriğe geç

Kayıp Varis

Bölüm 8 · 6 dk okuma

Kayıp Varis

Bölüm 8

7. Bölüm

Lucas Karina ile arasında bir şey olmadığını ve arkadaşlık dışında da bir şey olamayacağını söyleyince sevinmiştim.

Sahi niye sevinmiştim.

Beni ne kadar ilgilendiriyordu.

Ayrıca Amos sen niye Lucas'ı çağırdın?

Lanet olsun cevap ver bana.

Çünkü gelmeseydi kafayı yerdin. Ne halde olduğunun farkında mıydın sen?

Farkında değildim. Ama kızlardan birini de çağırabilirdin Amos. Niye Lucas?

Bunu daha sonra öğreneceksin. Şimdi değil.

Ah her neyse.

"Lucas gidelim mi?" dedim.

"İyi misin?" diye sordu.

Soruya soruyla karşılık vermek mi?

"İyiyim. Bir Karina baskınına daha gelemem gidelim." dedim ve kapıdan dışarıya çıktım. Lucas da arkamda gelip bana yetişmişti.

Onu bunu boş verin de neydi o yakınlık.

Belki de.

Belki de Lucas ile arama biraz mesafe koymalıydım. Ya da koymamalıydım.

Akışına mı bırakmalıydım? Yoksa kontrolü elimde mi tutmalıydım?

Gerçekten bilmiyordum. Ne yapmam gerekiyordu.

Aklım artık çok karışıktı. Hangi bir olayı düşünecektim.

Anahtarlar kırıldığı zaman bütün yük üstümde olacaktı.

Bir de Lucas?

Onu da geçtim Kraliçe Perla seni ben eğiteceğim demişti.

Tanrıça aşkına! Bu eğitim işini bir kaç dakikalığına unutmuştum. Keşke ömür boyu unutsaydım.

"Annem bizi sorguya çekecek." dedi Lucas bıkkın bir sesle.

Sorgu?

Cidden mi?

"Nasıl bir sorgu tam olarak?" diye sordum.

"Neredeydiniz? Ne yapıyordunuz? Yanınızda birisi var mıydı? Lavaboda ne işiniz vardı? Niye birlikteydiniz? Gibi." dedi Lucas.

Ne.

Şok olmuş bir şekilde suratına bakıyordum. Bu Dünya da başımıza gelen şey gibiydi.

Bu sefer gerçekten Lanet olsun!

Devasa kapının önüne geldiğimizde derin bir nefes aldım ve muhafızlar kapıyı açtı.

İçeriye ilk adımı atan Lucas oldu. Ve herkesin, ilk olarak da Kraliçe Perla'nın bakışları bize çevrildi.

Kadın bize öyle bir bakıyordu ki.

Bence bugün burada kalmak hiç mantıklı bir fikir değildi.

Dostum kadın bizi sanki evlendirecek gibi bakıyordu. Tarıça aşkına! Ne evliliği.

Ben Kraliçe Perla'da o potansiyeli görmüştüm. Uykumuzda bile evlendirebilirdi. Evet evet gerçekten yapardı bunu.

Kızlar ve erkekler bir araya gelmiş bir şeyler konuşuyordu. Yani ne diye oturduğunuz yerden kalkarsınız ki. Hayır erkek Varisleri tanımıyorum. Derdim o.

Sierra ve Bronte kayarak bana ortalarında bir yer açtılar. Açtıkları yere oturdum ve yeni fark ediyordum yine yine ve yine Karina buradaydı.

Ve bilin bakalım asıl sorun ne.

Evet doğru bildiniz. Lucas'ın yanında oturuyordu.

Yemin ederim Lucas'a açık açık yavşıyordu bu kız.

Şeytan diyor 'git elinin tersiyle suratına bir tane çak'. Ama Melek diyor 'Lenora kendinden güçsüzlerle uğraşma'.

"Lenora ağladın mı sen?" diye sordu Tina sessiz bir şekilde.

"Çok mu belli." diye sordum ona karşılık.

'Yani' der gibi kafa salladı Tina.

Bir kaç dakikaya ağlamamış gibi olurdum biliyordum.

"Eee ne yaptınız birlikte?" diye sordu Elvis sırıtarak.

Herkesin bakışları ona çevrilirken Lucas onun kafasına bir tane geçirdi. Ve konuşmaya başladı.

"Boş boş konuşma."

Amos lütfen Elvis'e iletir misin? 'Lenora diyor ki; bir daha böyle salak saçma bir imada bulunursan. Seni karanlıkta boğarmış.''

Bunu tabi ki yapmazdım ama biraz gözünü korkutsam ne olurdu ki.

Lenora cidden mi? Çocuk musunuz siz.

Hayır ama şuna bir baksana tehdit edilmezse susacak gibi mi duruyor.

İyi.

En sevdiğim Ruh hayvanım. Tabi başka yok ama.

Elvis'e bakınca bir müddet sonra bakışları değişmiş. Korku dolu bir hal almış ve bana bakarak ağzına fermuar çeker gibi bir hareket yapmıştı.

Bu Kayıp Varis olma işini sevmeye başlamıştım.

Onları korkutursan özellikle de halkı, Lenora senden hepsi nefret eder. Bunu yapma. Şu an şaka anlamında dediğini Elvis biliyor. Ama halk yanlış anlar.

Emin ol Amos halka böyle bir şey demem.

Sadece uyardım.

"Karina kimin kardeşi?" diye sordum Sierra'ya.

"Benim ama öz kardeşim değil." dedi Sierra.

Cidden mi?

"Tanrıçalar sana sabır versin." dedim ona.

Sierra gülümsedi ve "Sana da." dedi.

Hey! Ben ne alakaydım.

Krallar ve Kraliçeler kalkmış kapıya doğru yönelmişlerdi.

"Çocuklar biz çalışma odasında olacağız. Kafanıza göre takılın." dedi Kral Leroy.

İyi takılırız hadi gidin.

Kraliçe Perla bize son bir bakış atmış ve gitmişti.

Bu kadından çekeceğim vardı.

"Hadi doğruluk ve cesaret oynayalım." dedi Elvis.

Herkes kabul edince Elvis nerden bulduğu hakkında hiç bir fikrim olmadığı bira şişesini getirip önümüzdeki küçük masaya yan bir şekilde koymuştu

"Arka taraf cevaplar, ön taraf sorar." dedi Elvis ve şişeyi çevirdi.

Eğlenceli olacağa benziyordu.

Şişenin arka tarafı Karina'yı ön tarafı ise Tina'yı gösteriyordu.

Tina'nın sormasını beklemeden "doğruluk." dedi Karina.

"Lucas'ı hala seviyor musun?" diye sordu Tina.

Hala?

Gerçekten mi? Soracak başka soru yok muydu?

"Kesin bir cevap ver dersen. Evet derdim." dedi Karina ve sinir bozucu bir şekilde güldü. Ya da gülmesi sadece bana sinir bozucu gelmişti.

Karina'nın dediğine açık açık göz devirmiştim.

'Kisin bir civip vir dirsin. İvit dirdim.' hah çok komik.

Bu sefer Tina şişeyi çevirdi. Şişenin arka tarafı Lucas'ı ön tarafı ise Sierra'yı gösteriyordu.

"Doğruluk mu Cesaret mi?" diye sordu Sierra.

"Doğruluk." dedi Lucas.

Ne soracağını merak ediyordum.

"Doğruyu söyleyeceğine söz ver ama." dedi Sierra emin olmak istiyormuş gibi.

"Söz veriyorum. Sor hadi." dedi Lucas bıkkınca.

"Lenora'dan etkilendin mi?" dedi Sierra.

Ona şok içinde bakıyordum. Ne demişti o.

Tanrıça aşkına!

Sierra!

Lucas hayır de ya da evet de.

"Ne dememi istersin?" diye sordu Lucas Sierra'ya.

"Bence etkilendin. Sadece dile getirmenin istiyorum." dedi Sierra.

Amacı neydi bu kızın.

Şu oyun başlı başına bir saçmalıktı zaten.

"Belki, hayır diyemem. Ama evet de diyemem." dedi Lucas.

"Sen böyle diyorsan." dedi Adrian devamını ise getirmedi.

Kendimi bir oyunun içinde gibi hissetmem ne kadar normaldi. Ya da ne kadar anormaldi.

Bu sefer şişeyi Lucas çevirdi.

Arka tarafı bana ön tarafı ise Elvis'e gelmişti. Bu çocuk beni bitirirdi.

Mecazi değil, gerçekten bitirirdi.

"Doğruluk mu Cesaret mi?" dedi Elvis.

İkisi de benim açımdan kötüydü.

Cesaret desem en fazla ne olabilirdi ki.

"Cesaret." dedim kendimden emin bir şekilde.

Elvis'in gözleri açılmış. Ellerini sinsice birbirine sürtmüştü.

Tanrıça aşkına! Doğruluk deseydin ya Lenora. Cesaret nedir ki.

"O zaman Lucas'ın-" diyordu Elvis ama benim bakışlarım ya da Lucas'ın bakışları yüzünden susmuştu.

"O zaman Bronte'yi yanağından öp." dedi Elvis.

Tamam Lucas'dan daha iyiydi.

Bronte hiç tereddüt etmeden yanağını bana doğru çevirdi. Bende öptüm. Bence bir sorun yoktu. Ya da yanlış anlaşılacak bir şey.

Halamı nasıl yanağından öpüyorsam Bronte'yi de öpmüştüm.

Umarım kafamıza anında Lezbiyen damgası vurmazlardı.

Bu sefer şişeyi ben çevirdim.

Arka tarafı Alvin'i ön tarafı ise Karina'yı gösteriyordu.

"Doğruluk mu cesaret mi?" diye sordu Karina.

"Doğruluk." dedi Alvin.

Bu ortamda kimse cesaret diyemiyordu. Ve eminim ki herkes en çok Elvis'in aklından geçenlerden korkuyordu.

Ne garip bir tipti. Lucas'ın kafasına vurup durmasına şaşırmamak lazımdı.

Ama eğlenceliydi de.

"Sierra ile aranızda ne var?" diye sordu Karina.

Bütün Varisler arasında bir şey mi vardı cidden.

"Arkadaşlık dışında bir şey yok." dedi Alvin.

Sanki Alvin'in öyle demesi ile Sierra'nın morali bozulmuştu. Ama kendini çabuk toplamıştı.

Alvin'e baktığımda ise Sierra'ya bakıyordu. Sanki Karina o soruyu bir kere daha sorsa 'biz sevgiliyiz.' diyecek gibiydi.

Tabi aralarında sevgililik gibi bir durum var mıydı bilmiyordum ama. Sahi ben niye hiç bir şey bilmiyordum.

Neyse.

Bu sefer şişeyi Sierra çevirdi.

Arka tarafı bana. Ön tarafı Karina'ya gelmişti.

Başka birisi yok muydu?

"Doğruluk mu cesaret mi?" diye sordu Karina.

Bu kıza çıktıysam asla cesaret demezdim. Beni pencereden falan atlatırdı bu.

"Doğruluk." dedim kesin bir sesle.

"Lucas'ı çağırıp, onca zaman lavaboda ne yaptınız?" diye sordu Karina.

Senin soracağın sorunun yani.

"Aslında lavaboya Lucas'ı ben değil Amos çağırdı. Ve neden Lucas'ı çağırdı bende bilmiyorum. Kendin sormak ister misin? Ve emin ol Lucas'la aramda hiç bir şey geçmedi." dedim.

"Kalsın." dedi Karina ve şişeyi çevirdi.

Arka tarafı Bronte'ye ön tarafı ise Adrian'a gelmişti.

"Doğruluk mu cesaret mi?" diye sordu Adrian.

"Doğruluk." dedi Bronte.

Adrian derin bir nefes aldı ve herkesi şaşırtacak bir şey sordu.

Evet evet cidden şaşırtacak bir şey.

Tabi o bakışmadan sonra sorulabilecek en iyi şey buydu ama.

"Benimle çıkar mısın?"

Tamam hepimizden çok Bronte şaşırmıştı.

Tanrıça aşkına! Lütfen yine nefes almayı unutmasın.

"Evet" dedi Bronte, pardon bağırdı.

Alvin bir anda ayağa kalktı. Ve şaşkın bir şekilde Adrian'a bakmaya başladı.

"Ne yani şimdi sen benim kardeşimle sevgili mi oldun? Üstelik daha benim sevgilim yokken." dedi Alvin.

Ciddi miydi bu.

Dostum burada sevenleri kavuşturuyorduk.

Bölüm sonu

3 yorum