İçeriğe geç

Kayıp Varis

Bölüm 36 · 10 dk okuma

Kayıp Varis

Bölüm 36

34. Bölüm

Tahminen iki saattir yoldaydık ve atların yorulduğu çok net bir şekilde anlaşılıyordu, bir yerde durup dinlenmemiz lazımdı.

"Dinlenelim biraz." dedim diğerlerine.

"Haklısın." dedi Bronte derin bir nefes alarak.

Hepimizin kafasında milyon tane soru vardı, neler olacağını kestiremiyorduk.

Adrian atının üzerinden inmiş, Bronte'yi de belinden tutarak indirmişti. Leonard ise atından inerek, sallana sallana ağaca doğru ilerlemiş ve bir taşın üzerine oturmuştu.

Ne kadar da romantik değil mi?

Lucas'ın bana doğru geldiğini görünce attan kendimi atarcasına bir hızla indim ve hızla Leonard'ın yanına oturdum.

"Benimde bir sabrım var ama." diye mırıldandı Leonard.

"Boşver."

"Bir kere daha sana karşı bir hareket yaparsa boşvermemi bekleme." dedi Leonard kendinden emin bir şekilde.

"Ee haritaya bakmayı düşünüyor musunuz?" diye sordu Karina.

"Sen diyince bakasım kaçtı." diye mırıldandı Bronte.

Alvin derin bir nefes almış ve çantadan haritayı çıkarmıştı. Bir süre haritaya bakmış, daha sonra pes ederek haritayı yanında ki boşluğa fırlatmıştı.

"Benden bu kadar."

Zahmet oldu.

Sierra, Alvin'in fırlattığı haritaya yerden alarak bir süre bakıp konuşmaya başladı;

"İlk gideceğimiz yerde sadece Ayna resmi var, hangi beyin yoksunu yaptı bu haritayı." diye hayıflandı.

"Nicole'nin hazırlandığı şeyden ne bekliyordunuz." dedi Tina rahatlıkla.

"Haklı." diyerek Tina'ya katıldı Elvis.

"Tamam bu kadar dinlenmek yeter kaldırın kıçınızı." diyerek ayağa kalktı Bronte.

Daha yeni oturmuştuk ama.

"Sorun bizim değil, atların dinlenmesi zaten." dedi Lucas.

Utanmadan konuşmalara nasıl katılıyor aklım almıyor.

Gurursuz işte.

"Bak sen konuşunca bir şeylere daha çok inat edip yapasım geliyor kardeşim, sus o yüzden." diyerek Lucas'a atarlandı Bronte.

Lucas, Bronte'ye göz devirip Karina ile konuşmaya devam etti.

"Piç kurusu." diye mırıldandığını duydum Bronte'nin.

"Fazla vakit kaybediyoruz." diyerek ayaklandı Leonard.

Duruma biraz onun gözünden bakınca haklı olduğunu görebiliyordum, ama elimden bir şey gelmiyordu. Tüm Varislere ihtiyacımız vardı ve Lucas'a bir şey yapamazdım.

Senden önce Bronte, Lucas'ı gebertecek zaten.

Leonard'ın ayaklanması ile diğerleri de ayaklanmış atlara geri binmiştik.

Sierra elinde ki haritaya bakarak nereye gideceğimizi söylüyordu.

"Tamam haritaya göre buradan sağa döneceğiz."

"Durun hayır hayır sola döneceğiz." dedi Sierra hızlı bir şekilde.

"Karar verecek misin artık?" diye sordu Elvis bıkkınlıkla.

"Tamam eminim kesinlikle sola döneceğiz." dedi Sierra kesin bir sesle.

Leonard atını iyice bana doğru yaklaştırıp konuşmaya başladı.

"Gerçekten sana biraz daha bakmaya devam ederse Elfrad'da Lucas diye birisi kalmaz."

"Seni kışkırtmaya çalışıyor işte Leonard, ayrıca seni sevdiğimi biliyorsun. Onu da geçtim Ruh eşimsin."

"Ruh eşin olmam seni kıskanmayacağım anlamına gelmiyor."

"Durun!" diye bağırdı önümüze bir anda çıkan kadın.

Hadi ama sen kimsin şimdi.

"Beni, beni götürmeniz lazım buradan. Beni arıyorlar, beni götürün." diyerek hızlı bir şekilde konuşmaya başladı.

Dikkatli ol.

"Sakin ol, kim arıyor seni?" diye sordu Tina sakince.

"Boşverin şu kadını, gidelim." dedi Karina bıkkınlıkla.

"Sen kapasana çeneni." diyerek hızla arkasını dönüp Karina'ya baktı Sierra.

"Kapatmazsam ne olur? Sevgili anneciğin beni bulup öldürür mü yoksa. Ah, ne kadar korktum anlatamam." dedi Karina alayla.

"Kavganın sırası değil." dedim sakince.

"Bir şeyleri sana sorduğumu hatırlamıyorum, küçükken bile birinin altına yatmışsın. Kim bilir yanındakini nasıl kafaladın."

Yanımda ki Leonard oluyordu, Gökyüzü Tanrısı'nın Varisi.

Ben Güneş Tanrıçası'nın Varisi oluyordum, peki ya bu kimdi? Toprak Krallığı'nın mavi küreli Varisi.

"Karina sabrımı taşırma." dedim aynı sakinliğimi koruyarak.

"Söylesene Lenora? Sabrın ne zaman taşacak senin?" dedi alayla.

"Kavganızı sonra edin." dedi Alvin ve önümüzde ki kadına döndü.

"Para isteyen bir sürtük işte neden bekliyoruz ki!" dedi yine Karina.

"Kapa artık çeneni!" diyerek Karina'nın nefesini kesmeye başladı Bronte.

"Bronte bırak!" diye bağırdı Lucas.

"Aramızda sizin gibi iki tane şerefsiz olduğu için zaten zor duruyorum, ikinizden birisi bir daha o sikik çenesini açarsa bu sefer gerçekten acımam, gebertirim!" dedi ve Karina'yı bıraktı Bronte.

İdolüm bu kız.

"Geliyorlar, geliyorlar, geliyorlar." diyerek tekrar etmeye başladı önümüzde ki kadın.

"Kimsin sen söylesene." diye sordu Tina kadına.

"Geliyorlar, bana yardım edin." diyerek yere diz çöktü kadın.

Sierra atından inip kadının yanına gitti ve yere diz çökerek kadının omzuna dokundu.

Fakat kadın eğdiği kafasını bir anda kaldırarak Sierra'nın kolunu sıkıca tutmuş ve sesizce bir şeyler mırıldanmaya başlamıştı.

"İyi misiniz?" diye sordu Sierra.

Kadın cevap vermeden anlamadığım şeyleri mırıldanmaya devam ederken, Sierra'nın kolunu daha çok sıkıyordu.

"Ne diyorsunuz anlamıyorum." dedi Sierra.

"Bırak kolunu!" diye bağırdı Alvin.

Kadın bakışlarını Alvin'e yöneltmiş, kafasını saniyelik bir şekilde yana yatırıp kaldırmış, ve Alvin'in bedeni hızla atın üstünden yere düşmüştü.

Hızla kadına güçlü bir küre gönderdim ve geriye doğru uçmasını sağladım.

Sierra hızla yerden kalkarak Alvin'e doğru koştu ve yanına diz çöküp yüzünü elleri arasına aldı.

"Sen! Aşağılık sürtük!" diye mırıldanarak hızla üstüme atladı kadın.

Atın üstünden ikimizde yere düşerken, Leonard hızla kadının bedenini tutarak fırlatmıştı.

"Kan Vampiri." dedi Lucas.

"Alvin, gözlerini aç. Hadi lütfen." diyen Sierra'nın sesi geliyordu kulağıma.

"Kan Vampirleri ne zamandan beri büyü yapabiliyor." dedi sinirle Adrian.

Bronte ve Sierra, Alvin'in yanına çökmüş. Diğerleri ve ben de savaş pozisyonu almıştık.

Kadın bu sefer hızla Leonard'ın üstüne atlayacaktı ki Karina'nın önümüze topraktan bir kalkan oluşturması ile çarpıp geriye doğru sıçramıştı.

"Geliyorlar." dedi kadın gülümseyerek.

"Şu siktiğimin kadınını öldürün de bitsin artık!" diye bağırdı Bronte.

Kadına hızlı bir şekilde birden fazla Ateş küresi gönderdim, fakat o benden bile hızlı davranarak hepsinden kaçmıştı.

Ağaçların arasından iki kişi hızla Lucas'ın üstüne atlamış kollarından ve bacaklarından tutarak hareket etmesini engellemişlerdi.

Leonard'ın da üstüne atlayacaklardı ki Ateş küresi gönderip yakarak öldürdüm.

Lucas'da onu tutanları yakarak öldürüp tekrar ayağa kalkmıştı.

"Lenora!" diye bağıran Bronte'nin sesini duydum.

Vampirler onları yakalamış, önümüzde ki kadına doğru getiriyorlardı.

"Dikkat edin!" diyerek üstümüze doğru gelen bir kaç vampire su küreleri göndererek öldürmüştü.

Hiç beklemeden Bronte'leri tutan Vampirleri ateşte yakarak öldürdüm, ağaçların arasında saklanan diğer vampirlere de Ateş küreleri göndererek yaktım.

Yanan ağaçları Tina Su elementi ile söndürmüş tekrar önüne dönmüştü.

"Siz Element kullanıcılarını oyalamak konusunda üstüme yoktur, hep kazandığınızı sanarsınız. Sonra bir anda bayılırsınız."

Kadının konuşmasının ardından kafama sert bir şeyle vurulduğunu hissettim, gerisi baygınlıktı.

Hadi ama dostum! Ne ara gelmiştiniz.

°°°

Yazardan..

Hepsinin bayılması ile Kan Vampiri Edith üstündeki kıyafetlerden kurtulup, kendi kıyafetlerini giymişti.

Hepsini hızla Kraliçe'ye teslim etmeliydi.

Büyük bir portal açıp, diğer Vampirlere hepsini Kraliçe'ye teslim etmelerini söylemiş ve önden o olmak üzere portala girmişlerdi.

Lucas'ın eski sevgilisi Victoria'yı Lenora'nın öldürdüğünü düşünüyordu, o yüzden ona karşı ayrı bir kinleri vardı.

(Victoria, 16. Bölümde var. Elfrad'ın yıkıldığı bölümde ki Vampir.)

Hepsini yakarak öldürmeyi planlıyorlardı, tabii planları düşündükleri gibi ilerlerse.

Diğer vampirler, Varisleri taşıyarak portaldan geçirdiklerinde hepsini zindanda aynı odaya kelepçelediler.

Kelepçeler büyülü olduğu için uyandıkları zaman güçlerini kullanamayacaklardı, yani en azından öyle umuyorlardı. Çünkü Lenora ve Leonard'ın gücü engel tanımazdı. Yapmak isterse yaparlardı.

Öldürmek isterse öldürürlerdi.

Vahşet isterse, vahşet yaratırlardı.

Edith portaldan geçtiği gibi Kraliçe'nin odasına gelmiş her şeyin nasıl geliştiğini anlatıyordu.

"Edith çok büyük bir şey başardınız, karşımızdaki kişilerin güçlerini bilmiyoruz. Risk aldın fakat başardın. Fazlası ile ödüllendirileceksin. Şimdi çıkabilirsin." dedi Kraliçe, Edith'e.

Edith Kraliçe'nin çıkabilirsin demesi ile arkasını dönüp odadan çıkmış ve kendi kendine konuşmaya başlamıştı.

"Neredeyse ölüyordum ve sadece ödüllendirileceksin mi? Hadi ama lanet Kraliçe, baş muhafızın ben olmalıydım."

°°°

Leonard'dan..

Bilincim yavaş yavaş yerine gelirken aldığım kan kokusu ile yüzümü buruşturdum.

Hangi cehennemdeydik biz?

Lenora neredeydi?

Lenora iyi miydi?

Lenora'nın bir şeyi var mıydı?

O da bayılmış mıydı?

Ona da dokunmuşlar mıydı?

Gözlerini bir açarsan karşındaki Lenora'yı zaten göreceksin Leo.

Doğru, gözlerim kapalıydı hala.

Gözlerimi zorlukla açıp karşımdaki Lenora'ya baktım, baygındı. Ama iyi gözüküyordu.

Benim güzelim hep iyiydi.

Diğerlerine baktığımda kimsenin daha uyanmadığını gördüm, yanımda Elvis vardı.

Ayaklarım ile onu dürtünce bir şeyler mırıldanmaya başladı fakat anlamıyordum.

Hepimiz ayaktaydık ve kollarımız yukarıda kelepçeli olduğu için sadece ayaklarımı kullanabiliyordum.

Elvis'i dürtmeye devam ederken bir anda uyanıp konuşmaya başladı.

"Hangi beyin yoksunu dürtüp duruyor lan! Rüyamda Tina'yı görüyordum!"

"Bağırma lan mal." dedim sinirle.

Toplayacaktı şimdi milleti buraya.

"Ha sen miydin Leonard kuşum." dedi Elvis yumuşuyan yüz ifadesiyle.

Kalçana bende hastayım Leonard ama bu çocuğun bakışları hiç iyi değil.

Saçmalama Agatha.

"Diğerlerini de dürt uyandıralım hadi." dedim sessizce.

"Ha." dedi Elvis.

Bilinci yerinde miydi bu çocuğun.

"Dürt diyorum Elvis dürt."

Elvis bir anda ayağı ile beni dürtmeye başlayınca neye uğradığımı şaşırmıştım.

"Leonard ben seni neden dürtüyorum şimdi?" diye sordu Elvis.

Bende bir bilsem.

"Çek lan ayağını!" diyerek bedenimi Elvis'den biraz uzaklaştırdım.

"Diğerlerini dürt diyorum oğlum nerenden anlıyorsun sen beni!?"

"Ha öyleli diyorsun sen, istediğin o olsun." diyip yanında ki Alvin'in kıçına ayağı ile vurmaya başladı Elvis.

Gülme Leonard gülme.

Elvis ayağı ile bu sefer benim de kalçama vurunca dehşet saçan bir yüz ifadesi ile hızla ona döndüm.

"Hanginizin kıçı daha kaslı onu test ediyordum yanlış anlama canım." dedi Elvis çapkın bir bakış atarak.

Amına koyayım senin Elvis.

"Kurtulduğumuz an seni boğmayan ne olsun Elvis." dedim sinirle ve yanımda ki Adrian'ı dürtmeye başladım.

Adrian gözlerini açınca dürtmeyi kestim ama o hala gözleri açık bir şekilde karşısına öylece bakıyordu.

Karşısında olan Bronte'ye bakınca kafasından aşağıya kan aktığını fark ettim.

Adrian bir süre daha Bronte'ye öylece bakmış daha sonra ise tekrar bayılmıştı.

Tanrım sen bana sabır ver.

"Götüm çürüdü lan." diyerek bir anda yükselen Alvin'in sesini duydum.

"Bağırmasana amına koyayım." dedim sinirle.

"Bir uyanamadın canım sende dürtmekten ben yoruldum." dedi Elvis alayla.

"Götümü neden dürtüyorsun göt herif." dedi Alvin sinirle.

"Hadi hadi sende yanındakiyle dürtüş de uyansınlar." dedi Elvis, Alvin'e.

Alvin'in yanında olan Lucas'ı görünce yüzümü buruşturup Adrian'a geri döndüm.

Uyanması lazımdı.

Sert bir vurma sesi duyunca hızla Alvin'den tarafa döndüm.

Lucas'a tekme atmış çocuğun yerinde gözleri kocaman açık put gibi dikilmesine neden olmuştu.

"Ben senin ecdadını sikeyim Alvin." diye mırıldandı Lucas.

°°°

Lenora'dan..

Gelen vurma ve bir kaç bağırış seslerine gözlerimi açmak zorunda kalmıştım.

Leş gibi kokuyordu burası, neredeydik biz.

Leonard benim uyandığımı gördüğü gibi konuşmaya başladı.

"Lenora yanındakileri dürt hadi uyansınlar."

"Hadi Lenora sende dürtüş." dedi Elvis gülmemek için zor durduğu belli bir ifade ile.

Ama ben hala nerede olduğumuzu anlamaya çalışıyordum.

Hangi cehennemdeydik.

Vampirler sizi zindana kapattı Lenora, bileklerinizde ki kelepçeler yüzünden de güçlerinizi kullanamıyorsunuz. Sakin ve dikkatli hareket et lütfen.

Yanımda ki Bronte'yi ayağım ile dürtmeye başlayınca hemen uyanmıştı.

"Of başım." diye mırıldandı gözlerini açtığı anda.

"Uuu Bronte hadi sende dürtüşmeye katıl." dedi Elvis her zamanki alaylı sesiyle.

"Ne diyorsunuz ya?" dedi Bronte.

Daha sonra yanında olan Lucas'a bakmış ve konuşmaya devam etmişti Bronte.

"Bu ibne neden benim yanımda?"

"Sen kime ibne diyorsun be!" diyerek tüm çirkefliği ile konuşmaya Karina da dahil olmuştu.

"Metres hanım da uyanmış." dedi Bronte göz devirerek.

"Haddini bil Bronte." dedi Lucas.

"Bildirsene." dedi Alvin imayla.

Lucas'a tekme atarak uyandırdı da.

Adamım benim.

"Şu kelepçeler bir gitsin göstereceğim ben sana. Eskiden lafımdan çıkmıyordun lan!" dedi Lucas, Alvin'e.

"Lafımdan çıkmıyordun derken? Sen kimsin amına koyayım. Adam bile değilsin lan lolipop." dedi sonlara doğru alaylı çıkan sesiyle Alvin.

Diğerleri de seslere uyanmış baygın gözlerle etrafa bakmaya başlamıştı.

"Alvin adam akıllı konuş benimle." dedi Lucas sakin olmaya çalışarak.

Odanın kapısının hızla açılması ile içeriye o Vampir kadının girmesi bir oldu.

"Güzel! Misafirlerimiz uyanmış."

"Misafirlerinizi bu şekilde mi karşılıyorsunuz?" diye sordu Karina.

"Bizim için ne kadar değersiz olduğunuzu bilseniz bu şekilde konuşmazdınız." diyerek yanıt verdi kadın.

"Mantık şartlarına göre biz değil Karina konuştu zaten." dedi kadına gülümseyerek Sierra.

Kadın göz devirip geldiği kapıdan çıkarken hepimiz tekrar baş başa kalmıştık.

"İyi misin?" diye sordu Adrian, Bronte'ye bakarak.

"Kötü mü gözüküyorum?" diye sordu Bronte.

"Her zaman kötü gözüküyorsun." diyerek konuşmaya atladı Karina.

"İnsan önce aynaya bakıp konuşmalı." dedi Tina 'bu olmamış' der gibi kafasını iki yana sallayarak.

"İnan bana senin o yıkık dökük suratından kat kat daha iyiyim." dedi Karina, Sierra'ya.

"Gerçekten şu durumda senin boş beleş laflarını kimsenin çekeceğini sanmıyorum Karina. Adam akıllı kapat çeneni." dedim sakinlikle.

"Sevgilisi ne bok ki, kendisi adam olsun." dedi Elvis.

Ben ortalık az da olsa düzelsin diye uğraşıyordum bu daha da kızıştırıyordu.

Haklı adam.

"Konu neden dönüp dolaşıp bana geliyor lan." dedi Lucas.

Neden acaba?

"İbneleri çok konuşurlar." dedi Bronte.

"Hay ben senin ağzının yayı-" diyordu ki Adrian lafını böldü.

"Orada bir duracaksın kardeş, ben senin ağzının yayı-" diyordu ki bu sefer Bronte böldü.

"İkinizde durun, Lucas ben senin ağzının yayını sikeyim kardeşim." dedi Bronte.

Kapının tekrar açılması ile bu sefer bir sürü Vampir gelmiş, hepimizin bileklerini çözmeye başlamışlardı.

"Ne oldu lan tutamayacağınızı mı anladınız? Korkup geri mi salıyorsunuz köpekler." dedi Elvis gülerek.

"Kraliçeye gidiyorsunuz." dedi Vampir.

Ay götüme bak bir de Kraliçesine mı gideceğim, o benim ayağıma gelsin.

"Leonard, gel bir sarılayım ölürüz falan." dedim sahte bir üzüntüyle.

Leonard gelip bana sarılınca bende sıkıca ona sarıldım, sarılmamak için yapmayacağım, söylemeyeceğim yalan yoktu.

Şahsen beyefendi çok güzel kokuyordu da.

Leonard alnımı öpüp benden ayrılınca Vampirlerin çekiştirmesi ile odadan çıktık ve merdivenleri çıkmaya başladık.

İki kat merdiven çıktıktan sonra bir odanın önünde durduk ve Vampir kadın gelip kapıyı tıklattı.

İçeriden 'girin' sesini duyunca hepimizi çek

iştirerek odaya soktular.

Kraliçe'nin arkası bize dönüktü ve dışarıyı izliyordu.

"Sonunda uyanabildiniz." dedi Kraliçe.

Kraliçe bize döndüğü an başımın döndüğünü hissettim.

Beni tutan vampirden destek alırken Kraliçe de beklemiyor olacak ki bocalamıştı.

"Lenora."

"Hala."

"Lenora ne işin var burada?" diye sordu Kraliçe, ya da halam.

"Asıl senin ne işin var burda?" diye sordum istemsizce dolan gözlerimle.

Halam bir Vampir miydi?

Bölüm sonu

3 yorum