İçeriğe geç

KAYIP SUİKAS

Bölüm 1 · 6 dk okuma

KAYIP SUİKAS

Bölüm 1

1.BÖLÜM

Yattığım yerden doğruldum.Yüzümde ki saç tutamlarını üfleyerek geriye attım.Tahtanın üzerinde uyudukça her geçen gün belim kopacak seviyeye geliyor idi.Eskiden öğün öğün yemek yerken şimdi anca iki tane ya da bir tane öğün yemek yiyebiliyorum.Zorlu yaşam insana bunu yaşatsa gerek.Aslında o suikastçı kayıp oldu olalı bu haldeyiz.Onun yerine birisi geçmesi gerekmiyor mu?.Ben geçsem ahh,saçmalama Odessa alırlar kelleni satarlar umurumda değil fazla paraya satsınlar o bana yeter.Ama olabilir birazcık çalıştırırsam kendimi evet bunları düşünmeyeceğim ve suikastçının yerine geçeceğim birazcık yürüdükten sonra dövüş kulüplerinin olduğu kasabaya geldim.Rastgele bir tanesine girdim beni bir adam karşıladı."Merhaba nasıl yardımcı olabilirim size?" diye sordu etrafa bakındım.Bira ve içki kokuları her tarafı sarmıştı.Sanırım aradığım yer burası değil.Birazcık daha yürüdüm ve bir tane daha dövüş kulübünün önüne geldim.Bu sefer dışarıda adam yoktu.İçeriye girdim kimisi boks torbalarında,kimisi kılıç ile,kimisi ise ok ile çalışıyordu.Herkes bakışlarını bana çevirdi.Sonunda yanıma bir adam geldi."Merhaba"diyerek gülümsedi "Burada çalışabiliyor muyuz acaba?" adam parmağı ile orta yaşlı sakallı bir adamı işaret etti."Maalesef,ben yardım edemiyorum o patron ona sorsanız daha iyi olur"

Gösterdiği adamın yanına gittim.Adam ben geldiğimde ayağa kalktı.Hemen soruma geçtim."Burada çalışabiliyor muyuz acaba?" dedim adam etrafına baktı ve cevapladı."Elbette,ama bir eğitmeniniz olması şart" tekrardan etrafına baktı ve genç bir adama seslendi.Genç adam yanıma gelerek bana selam verdi ona karşılık bende selam verdim.Genç adam beni biraz inceledikten sonra sordu

"Hangi konuda mükemmel olmak istersin?"

"Her konuda"

"Bu arada adın neydi?"

"Odessa sizin"

"Alric"

İlk önce temel olarak kılıç dersleri ile 3 ayı bitirmem,ok dersleri ile 2 ay,hançer ile 4 ay.Bence yetmez benim kaderim buraya bağlı olmalıydı.Alric bana üstümü değiştirmemi söyledi ve soyunma kabinini gösterip.Giyeceğim kıyafetleri elime verdi.Üstümü giyindim.Alric boks eldivenlerini gösterdi.Eldiveni elime aldım.Alric konuştu "Sadece sert ve hızlı vuracaksın başka hiçbirşey yapmayacaksın" arkadan bir genç adam sesi duyuldu "Dikkat et detorbadan dayak yeme" Ona doğru döndüm konuşmaya başladım.

"Dikkat et de sende benden dayak yeme"

Alt dudağını büzdü.Onu umursamadan çalışmaya başladım.Eminim ki orada saatlerce çalışmışımdır.Gerçek kıyafetlerimi üstüme giydim ve boks eldivenimi elimden çıkardım.Elimde ki tarak kemiklerim kanayacak seviyeye gelmiş idi.Dövüş kulübünden çıkacakken saçımı birisi hızla çekti.

"Erken yaşlılık gelmiş olmalı"

Dirseğimi yüzüne yapıştırdım.O acı ile saçımı bıraktığında koşmaya başladım.O çocuktu belalı piç hemen alanıma geldim.Geceye yaklaşmıştı.Üstüme maske de dahil simsiyah bir takım giymiştim.Geriye görünenler gri ve beyaz saçlarım bir de gri gözlerim idi.Hazır değildim daha bir atım bile yoktu.En iyisi at çiftliğinden çalmak.Hemen at çiftliklerinin olduğu kasabaya geldim ve kapısı açık bir çiftlik gördüm.Sahibi uyuyordu içeriye girdim.Atların çoğunluğu uyuyordu.Bir tanesi hariç uyumadığını masmavi gözleri ile anlamıştım.Kendisi kapkaranlıktı ama gözleri sanki bir deniz gibi parlak bir mavi idi.Burnunu sevdim ve sonra üstüne bindim.Fısıldadım "Koş" bir ayağını yere vurdu ve koşmaya başladı.Bayağı bir uzaklaşınca durduk ve atın üstünden inerek bir taşa oturdum.İsim bulmam lazımdı seçenek sunarak konuştum "Shadow'a ne dersin?" iki ayağının üstünde zıpladı.Hemen ayağa kalktım ve devam ettim. "Peki o zaman Shadow artık hem ortağım hem de ilk arkadaşımsın" tekrardan burnunu sevdim ve yürümeye devam ettik.Yürürken ağaçta ki kağıt gözüme battı.Shadow'a "Dur" diyerek seslendim.Kağıdı elime aldım

Ne? Bu neredeyse hiç birşey.Görünmezler Çetesinden de ne beklenir di ki zaten.Yürümeye devam ediyorken arkadan bir ses geldi "Atından inip bana bakmanı tercih ederim" güldüm

"Neden?" Shadowdan indim ses nedense tanıdık geliyor idi ona doğru döndüm.Benden on santimetre bile uzundu.Onunda benim gibi gözleri ve saçları görünüyordu siyah saçlı ve siyah gözlüydü.Elim belimdeki kılıcıma yöneldi ve kılıcı ona doğrulttum.Evet beni bir yumruğu ile bayıltmış idi

Gözlerimi açtığımda her yer simsiyah idi galiba gözlerim bağlı idi.Bir anda gözlerim açıldı.Önümde beş kişi duruyordu hepsine birer birer göz gezdirdim bir kız sesi yükseldi "Öldürelim dedim,ne işimize yarayacak bu?" Kıza doğru baktım bu sefer ben sorumu sordum "Ne zaman çözüleceğim?" bir ses daha yükseldi "Sabırsız" bir kaç dakika sonra içeriye orta yaşlı bir adam girdi.Bir sandalye çekerek oturdu

"Merhaba,beni tanıyor musun?"

Adamın yüzünde ki yaralar dikkatimi çekmişti.Adamın seside tanıdık geliyordu

"Hayır ama sesiniz çok tanıdık"

"Senin bize katılmanı istiyoruz Kayıp Suikas"

Bir kahkaha yükseldi "Suikas mı?Bu kadar masum bir kızdan"

"Sen karışma Valencia,ölmek istemezsin"

Adamı cevapladım

"Neden?"

"Biz Görünmezler Suikas Çetesiyizde o yüzden"

Dakikalarca düşündüm en sonunda cevapladım

"Peki,kabul"

"Teşekkürler,lider sana üssü tanıtır kızı çözün"

Ellerim çözülünce ellerimi silktim ve üstümü çırptım.Herkes bana bakıyordu.Genç adam ayağı kalktı.

"Ekibin lideri benim,ben ilk önce kendimi tanıtayım adım Kıeran on dokuz yaşındayım bu ekipte ben ne dersem o olur"

Dediģim gibi ukala, bir ses daha yükseldi

"Ben Kallios,en küçüğüm"

Kıeran tekrardan konuştu

"Onu fazla görevlere çıkarmıyoruz"

"Ben Elowen"

"En enerjiğimizdir"

"Valencia"

"En somurtkan ve sıfır enerjili olanımızdır"

"Sona ben kalıyorum ben Cedric"

"O en efendisi"

Kıeran bana baktı

"Sen?"

"Ben Odessa,hiç kimsesiz Odessa"

Sandalyeden ayağa kalktım "Odamı göster yeter" Kıeran önüme geçerek koridorun sonundan sağdaki kapıyı gösterdi

"Orası senin odan yanındaki benim birşey ihtiyacın olursa gelebilirsin"

"Gerek yok"

Odama geçtim,klasik bir oda neyi bekliyordum ki?

Bir kaç dakika odamda durdum.Sonrasında kapısını kapatıp odamı terk ettim.Kıeran bağırdı

"Herkes aşağıya gelsin!"

Bunun gibi bir lideri kim seçer ki?Zevkler ve renkler tartışılmaz.Derdi bu değildi sanırım.Aşağıya indim.Bir köşe de oklar,kılıçlar ve hançerler kaşımı kaldırdım. "Onlar ne için?" Kıeran cevap vermeden.Valencia cevapladı "Savaşmak için" Valencia'ya baktım."Tamam da herkesin kendine özel yok mu?" güldü gözlerimi devirdim "Umurumda değil" okumu,kılıcımı ve hançerimi gösterdim "Benim var ve onlara ihtiyacım yok" Kıeran bana baktı "Ortağımsın" güldüm ve dışarıya baktım bir anda ciddileştim

"Asla!"

Yüzünü bana yaklaştırdı

"Keyfimden yapmıyorum,burada bir patron var o ayarlıyor onu o minicik kafana yaz" kafama vurdu.Kafama vuran elini sertçe sıktım

"Bir daha asla ve asla bana dokunma"

Arkadan Elowen kıkırdayarak sözünü söyledi

"Ay ne kadar da yakışıyorlar!"

Herkesin ona baktığını görünce ilk önce yanında ki Kallios'a baktı ve konuştu

"Pardon"

"Söylenme artık da çıkalım şuradan"

İlk önce kapıdan ben çıktım.Gözlerim Shadow'u aradı.Onu tekrardan mavi gözlerinden buldum.Burnunu sevdim ve çete halinde yürümeye başladık.Kıeran'ın yanındaydım.Neden böyle bir şey neden?

Şelalenin altından geçiyorduk.Suyun sesi o kadar güçlüydü ki tüm bu sakin geceyi bozuyordu.Arkadan bir ses geldi.Elim belimde ki kılıcıma gitti.Valencia yürüdü ve konuştu "Ne abarttınız sizde ben gidip bakarım" yanına gittim ve kılıcım ile önüne geçtim. "Ölmeyi mi?İstiyorsun Valencia" karanlık ormana baktım "Çeteden ayrılırsan hepimiz içinde kötü olur ama sen bilirsin" geri yürüdüm.Kıeran bana bakıp güldü.Gözlerimi devirdim. Yürümeye devam ettik.Ormanın içine girer girmez önümüze bir kurt atladı.Gözlerimi kısarak kurda baktım ve kaşlarımı kaldırarak konuştum "Skye oğlum" kurt bu ismi duyar duymaz vahşi halinden çıktı.Gülmeye başladı.Yanına yürüdüm.Başını okşadım üstüme yattı,sarıldı bir ömür özlem geçirdik.Ayağa kalktığımda ve yürümeye başladığımda peşimden geldiğini gördüm.Başını bir kez daha okşadım ve yürümeye devam ettim.Kıeran başına dokunmak için elini uzattığında hrr'ladı.

"Delirmiş olmalısın"

"Bununla deli olunmuyor.Maalesef"

"Bir kurt ile yürüyorsun şuan farkında mısın"Elerimi iki yana açtım

"Ne var bunda"

Arkasını döndü ve konuştu

"Gidiyoruz"

Bir süre yürüdüğümüz de ormanın içinden gidiyorduk.Bir süre sonra Skye'ın gözden kayboldu.Ayaklarıma durmadan diken batıyordu.Ağaçların sakızları ayağımın altına yapışıyordu.Bir süre sonra üsse varmıştık.Esnedim Kıeran bana baktı

"Uykucu"

Ona baktım ve kaşlarımı çattım

"Seni ilgilendirmez istediğim her şeyi yaparım"

Arkadan Valencia konuştu

"Burada öyle bir hakkın olacağını zannetmiyorum canım"

Omuzundan ittim ve elime bir taş aldım üssün görünen bir camına baktım ve Valencia'ya baktım

"İzle ve gör"

Taşı fırlattım üssün ön camı artık yoktu ellerimi göğüsüme bağladım ve tekrardan Valencia'ya döndüm

"Benimle inatlaşma"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.