İçeriğe geç

KAYIP SAATLER…

Bölüm 1 · 5 dk okuma

KAYIP SAATLER…

Bölüm 1

[1] BÖLÜM

(Gece)

“Of, of… Gene alarm sesi durmak bilmedi.”

Kalkmak için yataktan doğruldum.

“Ah, bacağım lan…”

Yerdeki şişelere baktım.

“Gene mi içki şişeleri?”

Abim evde miydi acaba? Bu saatte evde olmazdı ama yine de bir bakayım dedim.

Odasına doğru ilerledim. Kapıyı açtım.

“Evet… Tahmin etmiştim. Gene yok.”

Acaba yemek yemiş miydi?

Son zamanlarda iyice güçten düşmüş gibiydi. Sürekli bir şeyleri kafasına takıyor, doğru düzgün kendine bakmıyordu.

“Neyse…”

Saate baktım.

“Ben böyle vakit kaybetmeye devam edersem okula geç kalacağım!”

Hemen üzerimi giyinip evden çıktım.

(Eslem)

“Lan Gece! Eşekler götünü siksin, neredesin kız?! İki saattir kapıda bekliyorum seni!”

(Gece)

“Geldim, geldim ya!”

(Eslem)

“Hadi, atla bakalım bisikletime canıııım!”

(Gece)

“ atladım. Sür bakalım, kölem benim. 😝”

Eslem gözlerini devirip bisikletin pedallarına bastı.

⸻

(Eslem)

“Aaaa, bak Gece! Murat yine kulaklıklarını takmış, mal mal yürüyor. Bekle sen, ne yapacağımı biliyorum.”

Eslem sırıtarak bana baktı.

“Gece, ben hızlı süreceğim. Sen de Murat’ın yanından geçerken ensesine bir şaplak at.”

(Gece)

“Tabii ki kraliçemmm. 😝”

Eslem bisikleti hızlandırdı. Murat’a iyice yaklaştığımızda ben de fırsatı kaçırmadan elimi uzatıp ensesine bir şaplak attım.

(Murat)

“Ah! Kafam lan! Gene mi siz?! Ulan, bu sefer bittiniz siz! Kaçmayın, gelin buraya!”

(Gece)

“Eslem, hızlı sür ya! Bak geliyor! Bu sefer gerçekten bittik biz!”

(Eslem)

“Ya kızım, sürüyorum işte! Bu hayvan bugün çok agresifmiş. Ben ne yapayım lan?!”

Arkamıza bile bakmadan pedal çevirmeye devam ettik.

Sonunda okulun kapısını gördüm.

(Gece)

“Şükür, okula geldik! Koş, koş! Sınıfa gidiyoruz!”

Bisikletten iner inmez ikimiz de kahkahalarla sınıfa doğru koşmaya başladık.

(Ali — Gece’nin abisi)

“Evet, kutular hazır mı beyler?”

“Hazır efendim. Bütün silahları yerleştirdik.”

“Tamamdır. Artık çekilebilirsiniz.”

“Emredersiniz, efendim.”

Adamlar odadan çıktıktan sonra telefonum çalmaya başladı.

Dııırı dırı dırı…

“Telefonum nerede lan?”

Elimi cebime attım.

“Heh, buradaymış.”

Telefonu çıkarıp aramayı cevapladım.

“Efendim, buyurun.”

(Kerem — Atlas’ın düşmanı)

“Her şey yolunda mı? Büyük patron soruyor.”

(Ali)

“Eee… Evet, efendim. Her şey yolunda. Adamları gönderdim. Birazdan sizin adamlar gelip silahları alacak. Silahların yerine de bombaları yerleştireceğiz.”

(Kerem)

“Tamam. Aferin. Tekrar arayacağım. Bir terslik çıkmasın.”

(Ali)

“Tamamdır, efendim.”

Telefonu kapattığımda birkaç saniye ekrana baktım.

Sonra derin bir nefes verdim.

Artık geri dönüş yoktu.

(Ali)

“Evet… Her şey hazır artık. Ben Atlas’ın yanına gideyim. Bir terslik olduğunu düşünmesin.”

(Atlas)

“Evet, Umut? Dediğim gibi oldu, değil mi?”

(Umut — Atlas’ın en yakını)

“Evet, patron. Aslında ihtimal vermiyordum. Kaç yıldır bizimleydi ama… maalesef. İhanet etti.”

Atlas birkaç saniye sessiz kaldı.

(Atlas)

“Yıllardır bizimle olduğunun bir önemi yok. İnsan varlığı nankördür. Yedikleri kaba tükürmeyi çok severler.”

Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.

“Ama bu gece ona çok güzel bir hediyem olacak.” 😉

(Gece)

“Şükür ya, sonunda okul bitti! Bak, saat beş olmuş bile.”

(Eslem)

“Evet ya, çok sıkıldım bu derslerden. Ama bu son senemiz, yakında kurtulacağız.”

Bir anda durdu.

“Dur! Bağcıklarım… Bağla, Geceeeee!”

(Gece)

“Ya, kaç yaşına geldin! Bir bağcık bağlamayı öğrenemedin mi? Gel buraya.”

Eslem’in bağcıklarını bağlamak için eğildim. Tam o sırada gözüm karşı tarafa takıldı.

Murat, koşarak bize doğru geliyordu.

Bu çocuğun öfkesi hâlâ geçmemişti belli ki.

“Eslem… Koş, koş!”

(Eslem)

“Teşekkürler, Gec—”

Bir anda arkasına baktı.

“Lan, ne oluyor?! Aha… Deli Murat! Sıçtık! Atla, Gece! Atla bisiklete!”

(Gece)

Eslem beni eve bıraktıktan sonra gitti. Ben de eve gelir gelmez kendimi yatağa atmıştım. Ama bir de ne göreyim? :)

Evi resmen bok götürüyordu. Abim sayesinde… Dün ne yaptıysa artık!

Üstümü değiştirdim ve yaklaşık iki saat temizlik yaptım. Sonra yemek de hazırlayıp öyle odama geçtim.

Abim eve gelip yemek bulamazsa ağzıma sıçardı çünkü.

(Ali)

Şirketin önüne geldim ama içeri girmedim. Biraz nefes almak için sahile geçtim. Oturup birkaç dakika dinlenirken telefonum yine çaldı.

(Kerem)

“Hallettin mi?”

(Ali)

“Evet, hallettim. Akşam işler yoluna girer.”

(Kerem)

“Hahaha, tamam. Bakalım.”

Telefonu kapattım.

Biraz daha oturduktan sonra şirkete geri döndüm. İçeri girip Atlas’ı sordum.

“Yukarıda, odasında,” dediler.

Doğruca odasına çıktım. Ceketimin düğmesini düzelttim ve kapıyı çaldım.

(Atlas)

Tok bir sesle:

“Gir.”

(Ali)

“İşleri hallettim, patron. Akşama hazır. Bunu haber vermek için geldim.”

(Atlas)

“İyi yapmışsın gelerek. Ben de sana bir şey diyecektim.”

(Ali)

“Buyur, patron.”

(Atlas)

“Bu akşam bir de parti düzenliyorum. Bizim evde olacak. Sen de orada olacaksın. Saat dokuzda.”

(Ali)

“Peki, emredersiniz. Ama bir şey soracağım, patron… Nereden çıktı bu parti?”

(Atlas)

“Canım öyle istedi. Sorun mu var?”

(Ali)

“Tabii ki yok.”

(Atlas)

“Gidebilirsin.”

(Ali)

“Tamamdır, patron.”

(Ali)

Oradan çıkıp doğruca arabaya bindim ve evin yolunu tuttum.

“Nereden çıktı bu parti? Hay ben…”

Eve vardığımda kapıyı çaldım. Kaç kez zile bastım ama açan yoktu.

“Gece! Lan, gene mi uyuya kaldın sen? Kalk lan!”

Kapıyı açmayınca pencereye vurup seslenmeye başladım.

(Gece)

“Evet… Çikolata şelalesinin tam ortasındayım…”

Bir anda duraksadım.

“Ha? Dur bir dakika… Bu ne ses?”

Gözlerimi hızla açtım. Yerimden fırladım. Abimin sesini duyunca koşa koşa kapıyı açtım.

(Ali)

“Lan, ben sana demedim mi bu kapıyı ilk çalışta aç diye?”

(Gece)

“Özür dilerim, abicim. Gel, sana sarılayım.”

(Ali)

“Dur! Zaten sinirim tepemde. Çabuk hazırlan, gidiyoruz.”

(Gece)

“Sen ve ben? Nereyeeee?”

(Ali)

“Partiye.”

(Gece)

“Ne partisi?”

(Ali)

“Bizim patron evde parti düzenliyor. Oraya gideceğiz.”

(Gece)

“Sen beni işle alakalı bir yere götürüyorsun ama işin ne olduğunu bile bilmiyorum. Ama şu an seninle partiye mi gideceğiz?”

(Ali)

“Ya sabır… Ya sabır. Evet, benimle partiye geliyorsun. Çünkü partide herkes eşiyle, arkadaşlarıyla olacak. Sana orada ihtiyacım olabilir. Getir götür falan yaparsın belki.”

(Gece)

“Getir götür için, ha? Anladım. Peki…”

Hazırlanıp eşyalarımı aldım ve abimin arabasına bindim.

Yola çıktık.

Yol bayağı uzundu. Uykum da iyice gelmişti. Yaklaşık yirmi dakika sonra vardık.

Arabadan indiğimde gözlerime inanamadım.

Burası o kadar büyüktü ki…

“Ne kadar eder acaba burası şimdi?”

Evet buraya kadar okuyan varsa şimdiden çok Teşşekürler etkileşim gelirse ilerleyen bölümleri yazacağım💗 iyi gecelere

Bölüm sonu

7 yorum