Bölüm 11: Gizem
"Gördüğüm en zeki ve en güzel prensessin..”
____________
Catherina’dan
Merkez saraya döndüğümüzde akşam saatleri olmuştu ve odalarımıza dağılmıştık. Odama girince temizlenip sabahın erken saatlerinde uyudum. Şimdi ise uyanmış hatta yemeğimi de yemiş bir şekilde eşyalarımı topluyordum. Odaya yardımcım sayesinde kimse girmiyordu ta ki kapıdaki prens gelene kadar.
"Leydi Catherina ile görüşeceğim." diyen Hermanı duyunca daha hızlı eşyalarımı toplamaya devam ettim. Yardımcım bir prens olduğu için sonradan karşı koymayıp içeri geçmesine izin verince yardımcımı değiştirmeyi aklıma not ettim.
Herman kapıyı açıp içeri girdi ve arkasından kapıyı kapatarak karşıma geçti, bu sefer siyah bir elbise değil de kraliyet ailesinden olduğunu belli eden kıyafetler giymişti.
"Catherina, gidemezsin." dediğinde bir adım da ben yaklaştım ona.
"Gidebilirim, merak etme plan yapmadan kolyeyi kullanarak kraliçe olmayacağım. İlk önce leydi halindeyken Alice'i yakalatmam lazım ki bu çok basit. Birde bu işin içinde başkaları olabilir onları da bulunca kraliçe olacağım." dedim ve yatağın üzerinde az önce hazırlamış olduğum çantamı elime aldım.
"Eğer erken gidersen senden şüphelenebilirler. Herkes uzun zaman sonra ailen ile buluştuğunu sanıyor." dediğinde elimi önemli değil gibi havada salladım.
"Sence bunun için planım yapmadım mı?" dedim kızarak.
"Plan ne?" dediğinde gülümsedim.
"Ailemin öldüğünü söyleyeceğim ve Nestoy ölen ailemi bana hatırlattığı için erken döndüğümü düşüncekler. Ayrıca benim yas tuttuğumu düşünerek beni rahat bırakacakları için daha rahat araştırma yapabilirim." dedim ve gülümsemesini izledim.
"Gördüğüm en güzel ve en zeki prensesin." dediğinde sonda sesini kısmıştı.
Gerçi sesimizi kısık tutarak konuşuyorduk çünkü kapının önünde beni bekleyen bir yardımcım vardı.
"Başarılı olduğumda görüşmek üzere." diyerek reverans selamını vererek kapıdan çıkacağımda konuşmasıyla ona arkamı dönük bir şekilde durdum.
"Sen planına devam et, ben arkanı kollayacağım son dört yıldır yaptığım gibi. Bu arada, başarılı olmadan önce görüşürüz." dediğinde ona doğru dönmeden odadan çıktım. Yüzümü hüzünlü göstermeyi unutmamıştım. Yüzümü gören kapının yanındaki hizmetli elimdeki büyük çantayı alıp konuştu.
"Leydi Catherina, bir sorun mu var?" dediğinde ona döndüm.
"Ailem öldü.." diyerek sanki ağlıyormuş gibi burnumu çekip buğulu gözlerle at arabasına kadar hüzünlü bir şekilde sustum.
Geldiğimiz de olduğu gibi önden birkaç şövalye ve hizmetlimin olduğu at arabası gidiyordu bende arkalarındaki at arabasında gidiyordum. Yolculuk yine iki gün sürecekti. Uzun yolculuk yüzünden uyumak daha mantıklı gelmişti ama kolye ve kılıç yanımda iken uyumak benim için mümkün değildi. Kıyafetlerimi saray odasına bırakıp kıyafet çantama kılıcı ve kılıfını koymuştum. Cebimde ise kolye vardı, kraliçe olduğumu gösteren kolye. Elimi cebimden çıkarmayarak geçen yolu izledim.
_________________________Yolculuk bitince
İki gündür aralıklı bir şekilde uyuduğum için uykumu alamamıştım ve yorgundum. At arabasından indiğimde beni karşılayanlar Aissa ve Luois olmuştu, galiba erken geleceğimin haberi çoktan yayılmıştı. Aissa yanıma koşarak sıkıca bana sarıldı.
"Leydi Catherina, ailen için.. gerçekten üzgünüm..." dediğinde bende ona sanki hüzünlüymüş gibi sarıldım ve haberlerin benden önce nasıl yayıldığını düşündüm. Herman yardım amaçlı yapmış olmalıydı.
"Biraz yorgunum, dinlensem iyi olacak." diyerek Aissadan ayrıldım ve uykusuzluktan olan şiş gözlerime eşlik eden solgun yüzüm ile saraya girdim. Galiba yüzümün hâli sayesinde inanmaları kolay olmuştu.
Odama geçince kapımı kilitleyip temizlendim ve kılıcı saklayıp kolyeyi yastığımın altına koydum. Annemin yazdığı mektupta yastığımın altındaydı. Mektubu görünce yeniden akan göz yaşlarımı umursamadan yorgunluğum yüzünden uyuyakalmıştım.
_____
Uyandığımda gece saatleriydi. Mektubu ve kolyeyi alıp yeni giydiğim siyah elbisemin büyük iç ceplerine koydum ve şapkasını takıp odamdan çıktım. Odamın kapısını kilitledikten sonra sessizce gizli tünelden ilerledikten sonra babamın beni beklediği gizli odaya girdim. Beni bekleyeceğini biliyordum çünkü ailem öldü demiştim, herkese.
Hızlıca selam dahi vermeden karşısına oturdum.
"Sana bir sürü şey anlatacağım lütfen ben bitirince konuş." bir krala bunu demek yürek isterdi ama babam bana kral oymuş gibi davranmadığı için rahattım.
Cebimden kolyeyi çıkardım.
"Kolyeyi buldum. Kolye bende kalacak ve bir süre daha kimse kim olduğumu bilmeyecek." dedikten sonra onun şaşkın gözleri eşliğinde kolyeyi cebime koyup mektubu çıkardım ve babama gözlerim dolu bir şekilde verdim.
"Annem, öldüğü gün bu mektubu yazmış ve Kraliçe Bertildaya vermiş." dediğimde babam şaşkınca ve hızlı bir şekilde mektubu alıp okumaya başladı. Her satırda gözleri dolar iken birkaç damlası kağıda düşmüştü. Annemin etkisi babamda ve bende çok farklıydı, özeldi.
Babam sinirle mektubu katlayıp ayağa kalkarken kolunu tutup onu durdurunca yerine sinirle oturdu, kafasındaki tacı eğik olmuştu tacı düzeltip konuşmaya başladım.
"Alice başkaları ile iş birliğinde yapmıştır her şeyi. Bunu yapmaya tek başına cesaret edemez ayrıca önceden Giya kim diye araştırmıştım biliyorsun. Giya da bir kraliçeyi öldürebilecek cesarette değil ve öldürmesi için saraya girebilmesi lazımdı ama annemin öldüğü gün kendi hasta kızına bakıyordu, sen ne kadar inanmasan da bir sürü insan bunu söylüyor baba. Annemin de bilmediği biri öldürdü onu. Kimse bu kadar dikkatsiz davranarak kim olduğunu o ölmeden öğrenmesine izin vermez." dediğimde babam düşünceli bir şekilde konuştu.
"Güzel anlatıyorsun ama kim olabilir ki? İlk önce kraliçe ol sonra bulmak daha basit olur." diyen babama baktım tekrar.
"Leydi Catherina olacağım, kraliçe değil en azından şimdilik. Sen endişelenme her şeyi ben halledeceğim. Sana birkaç soru sormam gerek baba." dediğimde kafası ile beni onayladı.
"Sor bakalım." dedi ciddiyetle.
"Amberly, Giya öldürdü demişti. Eğer onun olduğunu biliyorsa Aliceyi de biliyordur." dedim çeneme elimi koyarak.
"Nasıl bilsin?" dedi babam sanki mantıklı değilmiş gibi.
"Giya kızı için kendini kurtarmak zorundaydı. Eğer Amberly Giyayı sana getirdiyse eminimki canını kurtarmak için Alice'in ismini vermiştir. Amberly buna rağmen neden sana Alice olduğunu söylemedi? Bence o da bu işin içinde çünkü aniden annemi öldüreni bulup, seninle evlenmesi tesadüf olamaz." dedim düşünürken, eğer o ise ve annemin yerine geçtiğini düşünüyorsa onu mahvedeceğim.
"Annene bunu yapanı bulacağız ve Amberly ile krallık için olan evliliği bitireceğim. Eğer Camellamı öldüren o ise bir saniye dahi rahat yaşamasına izin veremem. Şüpheli biri olduğu için sarayda tutacağız ancak kraliçe olarak değil." dediğinde onu onayladım ve konuştum.
"Baba, biliyorum erkek kardeşin Carlos ve Alice evli olduğu için kardeşinin bu işte çıkmasından korkuyorsun. Bu yüzden Prens Carlos ile daha yakın olup ondan bir şeyler öğrenebilirsin." dedim tek nefeste. Prens Carlos babamın abisydi.
"Çok yoruldun güzel kızım, senin yanında bir işe yaramıyorum. Keşke annen bu hâllerini görebilse lakin göremiyor..." diyerek üzgünce kalktı ve bana veda ettikten sonra odadan çıkıp gitti.
Babam merkez sarayda yaşıyordu ben ise Leydiler ve Lordların kaldığı sarayda kalıyordum. Bu oda iki sarayı birbirine bağlayan tek oda.
Sıkıntılı bir nefes verip odadan ve tünelden çıkarak odama vardım. Odama girdiğimde aklımda planlarımı yapıyordum. Büyük ihtimalle babam yarın Amberly ile konuşacaktı evliliği bitirmek için. Yani Amberly bu sinirle bir açık verebilirdi. İlk önce Alice ve Amberlyi takip etmem gerekiyordu. Anımsıyorum da beni yakan ejderha saraya saldırır iken Amberly ve Alice tartışıyordu. Giyanın kızını görmeye gidip onunla konuştuktan sonra takip etme işine başlayacaktım.
Yarın fazlaca işim olduğundan kapımı kilitleyip kendime sözler vererek yatağıma geçtim ve gözlerimi kabuslarla dolu uyku için kapattım.