Bir hafta sonra
Saat:15:07
Eveeet,ilk izin günüm geldiiiiii!
Acaba bugün ne yapsam?...
Ben evde kara kara bunları düşünürken,bir anda kapım çalmaya başladı.
"Allah Allah?"diyerek alt kata inip,kapı deliğine baktım.
Lan bu.....Racky!
Yok artık!
Kapıyı açtığım an,en sakin ve güler yüzümle
"Racky, merhaba?"dedim.
"Merhaba İren, şey her şey yolunda mı diye bakmaya gelmistim."
"Evet,her şey yolunda,sorduğun için teşekkür ederim.Sen benim evi nasıl buldun ki?"
"Aa,şey bilirsin burası küçük bir kasaba.Sora sora öğrendim işte."
Şaşırmıştım,ama yine de ses etmedim.
"Anladım.."
"Kolun nasıl oldu?"
"A! Merak etme,gelir gelmez pansuman yapmıştım sorduğun için sağol."
"Rica ederim."
"Şey sen niye gelmiştin?"
"Ben seni uyarmak için geldim."
"Ne için?"
"Buralarda geceleri çok fazla vahşi hayvan oluyor, dikkatli ol demek istemiştim."
"A!Uyarın için sağol.Dikkat ederim."
"Tamam,o zaman görüşürüz İren"
"Görüşürüz Racky"
Yazarın anlatımıyla
Yarım saat sonra..
Racky duştan yeni çıkmıştı, beline siyah havlusunu bağlayıp,banyodan odasına girdi,girmesi ile'de acı içinde inleyerek geri çekilmesi bir oldu;
Neden mi?
Çünkü açık pencereden giren gün ışığı derisini kızartmıştı da ondan!
Yanıkları hızla iyileşirken,Racky sinirle banyoya girip,klozetin üstüne koyduğu ama unuttuğu yüzüğünü alıp,parmağına taktı.
Bu yüzük güneş taşında yapılmış,özel bir yüzüktü.Dışarıdan bakınca sanki normal,biraz antika bir yüzüğe benziyordu.
Racky, kanmelezler ve vampirler içinse, Güneşli havalarda ki tek kalkanlarıydı.
Sadece yüzük değil, aynı zamanda küpe ve kolye gibi takılarada aktarılabiliyordu Güneş taşları.
Racky yüzüğü ile bir kez daha odaya girip,derin bir nefes aldı.
Artık perdeleri kapatıp,rahatça giyinebilirdi.
Dolabından siyah bir tişört ile koyu mavi bir eşofman altı seçerek, giyinmeye başladı.
Giyindikten sonra ise saçlarını havlu ile kurutup,havluyu yatağına fırlattı.