Lina, fotoğrafın arkasındaki yazıyı birkaç kez okudu.
“Bu bir şaka olamaz…”
Aras sessizce başını salladı.
“Ben de öyle düşünmüyorum.”
Lina tekrar fotoğrafa baktı. Karalanmış yüzü dikkatlice inceledi. Tam fotoğrafı yerine koyacakken yerde küçük, metal bir şey gördü.
Eğilip aldı.
Bu, üzerinde K harfi bulunan küçük bir kolyeydi.
“Bunu sen mi düşürdün?” diye sordu.
Aras kolyeyi görünce bir anda sustu.
“Hayır.”
“Peki neden bu kadar şaşırdın?”
Aras birkaç saniye cevap vermedi.
Sonunda kısık bir sesle konuştu:
“Çünkü o kolyeden bende de var.”
Lina'nın gözleri büyüdü.
“Ne?”
Aras cebinden kendi kolyesini çıkardı.
İkisi de aynıydı.
Lina fotoğrafa yeniden baktı.
Karalanmış yüzün hemen yanında küçük bir çocuk duruyordu.
Çocuğun boynunda da aynı kolye vardı.
Lina fotoğrafı eline aldı.
“Aras… Bu çocuk kim?”
Aras fotoğrafa yaklaştı.
Sonra yüzü bembeyaz oldu.
“Benim babam.”
O anda kütüphanenin kapısı arkalarından sertçe kapandı.
GÜM!
Lina irkildi.
Karanlığın içinden ise yavaşça bir fısıltı duyuldu:
“Sonunda geldiniz…”