Bölüm 8 – Zamanın Kalbi
Mağaradaki herkes sessizce altın haritaya bakıyordu.
Harita, kendi kendine havada süzülüyor, üzerindeki çizgiler yavaş yavaş hareket ediyordu.
Bahar dikkatlice yaklaştı.
Haritanın ortasında parlayan küçük bir nokta vardı.
O nokta…
Tam Bahar’ın bulunduğu yeri gösteriyordu.
“Bu nasıl mümkün?” diye sordu.
Koruyucu ağır adımlarla haritanın yanına geldi.
“Çünkü harita sahibini tanır.”
Lina merakla haritaya uzandı.
Ama dokunduğu anda harita aniden kayboldu.
Bir saniye sonra tekrar Bahar’ın önünde belirdi.
Atlas hayretle,
“Gerçekten sadece seni dinliyor.” dedi.
Koruyucu derin bir nefes aldı.
“Artık saklayamayız.”
Çocuklar sessizce yere oturdu.
Koruyucu anlatmaya başladı.
“Yüzlerce yıl önce bu mağara sadece bir mağara değildi.”
“Burası, zamanı koruyan insanların yaşadığı gizli bir krallıktı.”
“Krallığın gücü ise ‘Zamanın Kalbi’ adı verilen büyülü bir kristalden geliyordu.”
Bahar dikkatle dinliyordu.
“Bir gün biri o kristali çalmaya çalıştı.”
“Kim?” diye sordu Bahar.
Koruyucu’nun yüzü ciddileşti.
“Azrak.”
“O zamanlar o da bizim yanımızdaydı.”
“Fakat gücü yalnızca korumak yerine yönetmek istedi.”
“Kristal parçalandı.”
“Ve parçaları denizlerin en derin yerlerine dağıldı.”
Bahar boynundaki kolyeye dokundu.
“Bu kristal de onlardan biri mi?”
Koruyucu gülümsedi.
“Evet.”
“Ve en önemli parça sende.”
Tam o sırada mağaranın duvarları yeniden sarsıldı.
GÜÜÜMMM!
Haritanın üzerinde üç kırmızı nokta belirdi.
Lina korkuyla geri çekildi.
“Hayır…”
“Onlar da hareket etmiş.”
“Kim onlar?” diye sordu Bahar.
Koruyucu’nun sesi ilk kez titredi.
“Kristal Avcıları.”
“Azrak’ın en güçlü üç yardımcısı.”
Haritanın üzerindeki kırmızı noktalar gittikçe Bahar’ın bulunduğu yere yaklaşıyordu.
Birden mağaranın girişinden soğuk bir rüzgâr esti.
Sonra derin bir ses duyuldu.
“Çok geç kaldınız…”
Mağaranın girişinde siyah zırhlı üç kişi durmuştu.
Her birinin boynunda kırmızı bir kristal vardı.
En öndeki kişi kılıcını çekti.
“Kristali teslim edin.”
“Yoksa bu mağarada yaşayan tek bir çocuk bile sağ kalmayacak.”
Bahar istemsizce kolyesini tuttu.
İlk kez gerçekten korkuyordu.
Ama aynı anda içinde başka bir duygu da vardı.
Cesaret.
Yavaşça öne çıktı.
“Hayır.”
“Kristali size vermeyeceğim.”
Mağaranın içindeki bütün kristaller bir anda maviye döndü.
Ve Bahar’ın kolyesi, hiç olmadığı kadar parlak bir ışık saçmaya başladı…