Arda o gece neredeyse hiç uyuyamadı.
Sürekli günlüğün son sayfasındaki cümleyi düşünüyordu.
"15 gün sonra Arda kaybolacak."
Sabah olduğunda ilk işi günlüğü açmak oldu.
Dün boş olan sayfada yeni bir yazı belirmişti.
"Bugün saat 18.42'de telefonuna tanımadığın bir numaradan bir fotoğraf gelecek."
Arda derin bir nefes aldı.
Artık günlüğün yazdıklarının gerçekleştiğini biliyordu.
Ama bu kez farklıydı.
Bir fotoğraf...
Kim gönderecekti?
Neden gönderecekti?
Gün boyunca telefonu elinden düşmedi.
Saatler geçtikçe merakı ve korkusu artıyordu.
18.40...
18.41...
Ve sonunda telefon titredi.
Bilinmeyen Numara.
Mesaj uygulamasını açtı.
Gerçekten de bir fotoğraf gelmişti.
Fotoğrafı açtığında nefesi kesildi.
Fotoğrafta kendisi vardı.
Ama bu fotoğrafı daha önce hiç görmemişti.
Çünkü fotoğraf onun çekmediği bir yerde çekilmişti.
Üstelik fotoğraftaki Arda'nın yüzünde derin bir yara izi vardı.
Arkada ise paslanmış büyük bir kapı görünüyordu.
Kapının üzerinde siyah boyayla tek bir sayı yazılmıştı.
"27"
Arda hemen numarayı aradı.
Ancak hat kullanılmıyordu.
Fotoğrafın altındaki mesaja baktı.
Yalnızca üç kelime yazıyordu.
"Oraya gitme Arda."
Arda'nın kalbi hızla atmaya başladı.
Mesajı kim göndermişti?
Ve en önemlisi...
Fotoğraftaki kişi gerçekten kendisi miydi?
O gece günlüğü tekrar açtı.
Yeni bir yazı daha ortaya çıkmıştı.
"Kapı 27'yi araştır."
Arda bilgisayarını açtı.
Saatler boyunca internette araştırma yaptı.
Sonunda eski bir haber buldu.
Şehrin dışında yıllar önce terk edilmiş bir fabrika vardı.
İnsanlar oraya "Kapı 27" diyordu.
Çünkü fabrikanın girişinde büyük bir demir kapı bulunuyordu.
Arda fotoğrafa tekrar baktı.
Bu aynı kapıydı.
Tam bilgisayarı kapatırken başka bir şey fark etti.
Fotoğrafın cam yansımasında bir siluet görünüyordu.
Siyah kapüşonlu bir kişi.
Yüzü seçilmiyordu.
Ancak siluetin elinde tuttuğu şey dikkatini çekti.
Bu da bir günlüktü.
Üstelik Arda'nın bulduğu günlüğün aynısı.
Arda'nın elleri titremeye başladı.
Çünkü bu yalnızca geleceği bilen biri değildi.
Bu kişi de günlüğe sahipti.
Ve onu izliyordu.
O sırada masanın üzerindeki günlük kendi kendine açıldı.
Sayfalar hızla çevrildi.
Sonunda bir sayfada durdu.
Kırmızı mürekkeple yeni bir cümle yazılmıştı:
"Artık senin de peşindeler."
Arda cümleye bakarken odasının kapısından yavaşça üç kez vurma sesi geldi.
Tak...
Tak...
Tak...
Evde o sırada yalnızdı.