İçeriğe geç

KAYIP ELEMENTLER

Bölüm 9 · 4 dk okuma

KAYIP ELEMENTLER

Bölüm 9

Senden Ne İstediler Baba?

Yarın oldu. Mina, Kübra ve Sinan gelmeyecekti. Çünkü Furkan kendisini perişan halde görmelerini, utancından yerin dibine girmeyi istemiyordu. Sadece annesi ve Enes gelecekti. Çünkü Furkan Enes'ten utanmıyor, onu kardeşi gibi görüyordu.

Saat 18.00 da Doktor'un izniyle hastaneden kısa bir süre ayrıldılar.Döndü teyze yolda taksi çevirmeye çalışıyor, Enes de Furkan'ı tekerlekli sandalyede Döndü teyzenin peşinden götürüyordu. Sonunda bir taksi çevirdiler. Enes, Furkan'ın binmesine yardım etti. Tekerlekli sandalyeyi de bagaja koydu. Döndü teyze ve Furkan arkada, Enes önde morgun yolunu almışlardı.

-Amca biraz hızlı gider misin, babamı son kez görmeliyim?

-Hayırdır yeğenim, baban bir yere mi gidiyor?

-Hayır, babamı son kez görüp toprağa vereceğim...

-B-başınız sağ olsun yeğenim. Elimden geldiğince hızlı gideceğim.

Taksici amca kalbinden vurulmuşa dönmüştü. Çünkü bilip bilmeden Furkan'ı biraz üzmüştü.

-Furkan, kemerini taksana.

-Evet oğlum, Enes doğru söylüyor, bak zaten yeni çıktın komadan, tekrar ağlamaktan helak olmak istemiyoruz.

-Of tamam anne.

-Bir saniye, yeğenim, sen komadamıydın?

-Evet, kamyonun altında kaldım.

-Yeğenim, sen perişan olmuşsun, göz altların çökmüş, babanı kaybetmişsin, komaya girmişsin, kamyonun altında kalmışsın, sen bu psikolojiyle nasıl yaşayabiliyorsun?

-Zor iş ama babam için dayanmaya çalışıyorum, söz verdim ona, tekvandoda siyah kuşak olduktan sonra, bu dünyayla pek işim olacağını sanmıyorum.

-Abla Allah size kolaylık versin. Neler yaşamışsınız.

-Amca durdur arabayı, geldik.

Parasını verip çıktılar. Taksici amca Furkan'a morgun kapısına kadar eşlik etti.

-Bak yeğenim, güçlü olacaksım, baban için yaşayacaksın. Aha da şu delikanlı gibi olacaksın!

Dedi taksici ve Enes'in ensesine tokat attı. Sonra da taksisine binip gitti.

-Hadi Enes, çabuk beni içeri götür! Biraz hızlı ol lütfen!

-Tamam ya.

-Anne, ayağa kalksam? Ayaktarım tutuyor zaten.

-Peki oğlum.

Furkan yavaş yavaş tekerlekli sandalyeden kalktı. Enes sandalyeyi küçük hale getirerek eline alıp Furkan'ın koluna girdi. Çünkü Furkan boynundaki boyunluk yüzünden kafasını eğemiyor ve dümdüz karşıya bakıyordu.

İçeri girdiler.

-Hoşgeldiniz, ne için geldiniz?

-Osman Parlak'ın cesedi için buradayız. Hazır mı?

-Son incelemeleri yapılıyor. İncelenmesi zor bi ceset oldu.

-Neden?

-Bu detayları orada konuşursak daha iyi olur.

-Peki, anne ben otursam olur mu? Başım dönmeye başladı.

-Otur oğlum.

-Ben tekerlekli sandalyeyi açayım, ona otur.

Furkan tekerlekli sandalyesine oturdu. Beklemeye başladırlar. Bu 10 dakika, 10 saat, 10 gün, 10 yıl, 10 asır gibi geçiyordu. Daha doğrusu geçmiyordu.

-Osman Bey'in cesedi hazır. Buyrun gelin.

-Anne çabuk!

İçeri girdiler. Osman amcanın cesedi bir masanın üzerinde tamamen beyaz bir örtü ile kapatılmıştı. Başında morg çalışanları dikilmişti.

-B-baba...

Arkadan incelemeyi yapan baş kişi geldi ve kapıyı kapattı.

-Burası neden bu kadar soğuk?

-Cesetlerin daha yavaş çürümesi için burası soğuk olması gerek. Sıcak olsa burası iğrenç kokar, cesetler inceleme yapılmayacak hale gelir.

-Peki.

-Neyse, direkt konuya giriyorum. Cesedi incelemek çok zordu. Bu yüzden uzun sürdü. Ölüm sebebini tam olarak bulamadık çünkü ceset üzerinde birden fazla işkence denenmiş.

-İşkence derken? Neler yapılmış üstünde?

-Ellerinde ip izi vardı ve ip izinden sonrası tamamen kangrendi. Yani ellerinden asılmış. Kas ve sinir hücrelerinde normalden fazla miktarda rabies lyssavirus bulduk, kısaca rabies virüsü. Yani kuduz olmaya sebep olan virüs,vücutta oldukça çoğalmış. Ayrıca kanında az miktarda köpek tükürüğü bulduk. Belli ki bir köpekten rabies virüsü bulaşmış. Kafasına ise çok kesici olmayan bir giyotin indirilmiş, yani kafası tam olarak kesilememiş ama vertebral arterler tamamen kopmuş ve beyine giden oksijen azalmış. Keskin bir alet böbrek ve böbrek üstü bezlerini parçalamış. Sağ akciğer, karaciğer ve dalakta toplam 23 kurşun mermisi bulduk. İdrar yollarında son derece ciddi enfeksiyon vardı. Demek ki idrarını boşaltması izin verilmemiş ve idrar yolları enfeksiyon kapmış. Vücudun 12 yerinde kırık, 7 yerinde çatlak ve 25 yerinde doku zedelenmesi vardı. Son olarak uzun süre suda kalma nedeniyle akciğerleri su ile dolmuş. Bu arada ceset bulunduğunda kefeni halıya sarılmış ve 300 kilo ağırlık bağlanarak Fırat Nehri'ne atılmış. Ayrıca göğsünde Murderous Devils yazısı vardı. Yani göğsünden dağlanmıştı. Bu Murderous Devils ne neyin nesi bilmiyoruz.

-NE??!!!!

Döndü teyze oracıkta yere yığıldı.

-ANNE!?

Döndü teyzenin yüzünü kolonya ile sıvazladılar. Döndü teyzenin gözleri yavaşça aralandı. Ayağa kalkıp Osman amcaya sarıldı.

-Osman hadi kalk kocacım, hadi kalk eve gidelim...

-BABA KALK HADİ EVE GİDELİM BABA!!

Enes suskunluğunu koruyordu, şuana kadar.

-Peki ne olacak?

-Polisler yakında soruşturma başlatacak.Fırat Nehri'nin Kefenli Cesedi Cinayeti...

-Peki.

-Biz çıkalım.

Morg çalışanları sessizce kapıdan çıktı.

-Senden ne istediler baba... Sen işinde gücünde adamdın baba...

-Osman'ım kalk hadi...

Furkan babasının yüzünü okşamaya başladı.

-Söz baba, tekvandoda siyah kuşak olup turnuvalara da şampiyon olucağım. Ama sende kalkacaksın baba...

-Osman senin suçun neydi...

-BABA KALK BABA!!

Enes köşede sessizliğini ve sakinliğini korumaya çalışıyor, Furkan Osman amcanın kalkması için haykırıyordu. İşe yaramayacağını bile bile...

Morgtan çıktılar. Furkan hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Döndü teyze ise içinden ağlıyor, Enes ortamın verilmemesi için sakın kalmaya çalışıyordu. Hastaneye gitmek için tekrar bir taksi tuttular ve hastanenin yolunu aldılar. Gün ise böyle acılı ve feryatla bitti...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.