"DURU"
Kıvançlar hala gelmedi. 1 saattir neye bakıyorlardı ki. Ahmet umrumda değil. Kıvanç benim çocukluk arkadaşım. Onun için endişeleniyorum.
Ben:Emir, Kıvanç niye gelmedi?
Emir:Ben nerden bilebilirim DURU!!
Ben:Niye kızdın ki şimdi?
Emir:Çünkü her seferinde Kıvanç'ı düşünüyosun. Tamam en aşık sensin anladık!
Ben:Ne aşkı Emir? Biz çocukluk ar-
Emir:Ne çocukluk arkadaşı ya. Durmadan birliktesiniz. Yakınsınız. Birbirinize iltifat ediyosunuz. Bu mu arkadaşlık!
Çok sinirlenmiştim. Ona hiç bişey demedim. Yanından kalkıp en arka sıraya geçtim. Biraz düşündüm gerçektende Ahmet'le Emir'in dediği gibiydik. Ama ben hiç Ahmet'e o gözle bakmadım. Sonra aklıma bişey geldi. Ya Ahmet bana o gözle bakıyorsa?
30 DAKİKA SONRA
HÂLÂ GELEMDİLER! Bişey mi oldu acaba? Emirle tartışmamızdan sonra hiç konuşmadık. Konuşmakta istemiyordum. O hâlâ duvara bakıp duvara bakıyordu. Ne düşünüyor acaba. Yumruğunu sıkmaktan elleri kızarmıştı. En sonunda pes edip yumruğunu serbest bıraktı.
Avucunun içi tırnağını batırmaktan kanamıştı. Dayanamayıp "Emir ne yaptın eline öyle ya."
Emir:"Ne yapmışım?" Diyip eline baktı."Boşver."
Nehir hâlâ herşeyden habersiz uyuyordu. Canım sıkıldığı için onu uyandırıp durumu anlattım.
Nehir: Ben nasıl uyanmamışım lan. O kadar olay olmuş.
Ben:Kızım senin uykun derin.
Nehir:Aynen öyleymiş.
Sonra aklıma Tuğçe geldi. Şu ana kadar Emir ile tartışmamızı duymuş. Dalga geçiyor olmalıydı. Sırasına baktığımda yatıyordu. Yanına gittim. Ağlıyordu.
Ben:Tuğçe noldu? İyimisin?
Tuğçe:Sana dalga konusu veremem Duru!
Ben:Ben senle ne zaman dalga geçtim de sen böyle diyosun?
Tuğçe:Ahmet için endişeniyorum tamam mı?
Ben:Tamam sakin ol bende endişeleniyorum Kıvanç için ama ikiside güçlü çocuklar. Hiç bişey almaz onlara.
Tuğçe:Olmaz mı dersin?
Ben: Olmaz dedim canım. Hadi ağlamayı bırak.
İlk defa Tuğçe'nin içindeki çocuğu gördüm. Ne kadar gıcık olsada o da insandı.Onunda içinde bir iyilik var.