Hüsamettinin acil cagrisiyla gelen polisler evin her tarafini aradilar ama bir şey bulamadılar.
Bu haber Hüsamettini derinden yaraladı. Ve üzüntüden depresyona girdi. Bu yaşadığı travmatik olayda tüm ailesi ve arkadaşları ona yardımcı oldular. Hüsamettin böyle bir kaybın altından kalkabilecek miydi..
Hüsamettin kayıp çorabını çok ozluyordu hatta onu o kadar ozluyordu ki başka bir corap giymeyi reddediyordu. Ayakları usuyordu her gün ama Hüsamettin güçlü biriydi. Hep güçlüydü o asamayacagi zorluk yoktu.
Günlerden bir gün Hüsamettin odasinda banyo yapıyordu. Banyosu bittiğinde tam aynanın karşısında kendine bakarken telefonu çaldı. Bu kim lan diye düşünerek açtığı telefonda tanımadığı bir adam vardı.
"Hüsamettin" dedi adam.
"Buyrun?"
"Çorabını asla bulamayacaksın ezik bb." Ve telefon hüsamettinin yüzüne kapatıldı. Bu duruma çok sinirlenen Hüsamettin kendi kontrolünü kaybederek aynaya bir yumruk geçirdi. Ayna paramparça olmuştu aynı onun umutları gibi.. corabina tekrar kavuşma umutları şimdi paramparcaydi husamettinin. Yerde birikmiş küçük cam parcalarindan kendine bakmaya başladı. Ne güzel küçük cam parcalari bunlar böyle diye düşündü. İçlerinden gözünü kestirdiği bir parcayi alarak uzun uzun inceledi.
Çorabının başına ne geldiğini bilmiyordu, iyi mi kötü mü yemek yedi mi su an korkuyor mu... Hüsamettin onun hakkında hiçbir şey bilmiyordu. Bu durum o kadar canını acitiyorduki bu acıyı ona unutturacak yeni bir acıya ihtiyacı var gibiydi.
Daha fazla düşünmeden cam parcasini bileklerine dokundurdu. Ve iste o an Hüsamettin istediği gibi artık hiçbir şey düşünmüyordu.

