Su Tapınağı’ndan ayrıldıktan sonra Mira uzun süre konuşmadı. Neris’in sözleri zihninde yankılanıyordu.
Kalbinde hem ışık hem gölge vardı.
“Benden korkuyor musun?” diye sordu aniden.
Aren başını çevirdi. “Hayır.”
“Ya bir gün kontrolümü kaybedersem?”
Aren kısa bir sessizlikten sonra cevap verdi. “O gün gelirse… yanında olurum.”
Mira ilk kez kalbinin bu kadar hızlı attığını hissetti. Aren’in sesi sakin olsa da sözleri güçlüydü.
Tam o anda Pyra omzuna kondu. “Kokuyu alıyor musunuz?”
Hava soğumuştu.
Aerion gökyüzünden sert bir iniş yaptı.
“Gölge avcıları yaklaşıyor.”
Ağaçların arasından uzun, zırhlı yaratıklar çıktı. Normal gölgelerden farklıydılar; daha katı, daha gerçek.
Aren asasını kaldırdı. Mavi bir ışık yayıldı.
“Arkamda kal!”
Ama bir yaratık Mira’ya doğru atıldığında içindeki karanlık kıpırdadı.
Gözleri bir anlığına altın yerine koyu mora döndü.
Yaratık havada parçalandı.
Herkes donup kaldı.
Mira ise ne yaptığını hatırlamıyordu