İçeriğe geç

Kayıp Aşıklar

Bölüm 20 · 2 dk okuma

Kayıp Aşıklar

Bölüm 20

2.0

Banyoda kendime bön bön bakıyordum. Saçlarım hala ıslaktı. Üzerime Barış'ın kıyafetlerini giymiştim. Derken kapı tıklatıldı.

"Gelebilirsin." diyince Barış içeriye girdi. Önce üzerimdekilere, sonra da saçlarıma baktı.

"Neden kurutmadın?"

"Kurutma makinesi var mı ki?"

Barış bu sorumun üstüne derin bir nefes aldı ve aynayı açtı... Ben bunu nasıl fark etmedim diye düşünürken bu zekamla pek de zor olmadığını hatırladım. Barış tarağı ve saç kurutma makinesini alınca bana verecek sandım ama "Gel" dedi ve salona geçti. Tekli koltuğa oturdu. Ona garipseyici bakışlar atarken,

"Orada mı duracaksın tüm gün?" diye sorunca algılarımı açtım ve yanına yaklaştım.

"Kucağına mı oturacağım?"

"İstekliysen?"

Dedikten sonra kaşlarımı çatıp düşünmeye başladım. Yere otursam bir taraflarım acıyacaktı. Bu yüzden kucağına oturdum. Barış da elindeki saç kurutma makinesini yere koyup saçlarımı taramaya başladı. Elinden geldiğince nazik yapmaya çalışıyordu ve başarıyordu da. Ondan bu kadar nazik bir şekilde saçlarımı taramasını beklemediğimden şaşırdım. Bir süre saçımı taradıktan sonra saç kurutma makinesini açtı ve saçımı kurutmaya başladı ama bu konuda o kadar da başarılı olduğu söylenemez. En yüksek ayarda çok yakından kurutuyoru. Saç diplerimin yandığını hissederken,

"Biraz yanlış yapıyorsun sanki, ha Barış'cım?"

"Yo bence gayet doğru yapıyorum."

Dedi. Makinenin ayarını orta seviyeye getirdi ve hafifçe sallayarak saçlarımı kurutmaya başladı. Benimle taşşak mı geçiyor acaba, diye düşünürken makineyi durdurdu.

"Ne oldu?"

"Bitiridim saçını kurutmayı."

Diyince kucağından kalkacaktım ki belimden tutup beni engelledi ve saçlarımı örmeye başladı. Böyle bir şey yaptığı için şaşırmıştım.

"Nereden biliyorsun saç örmeyi?"

"Eskiden annemin saçlarını örerdim.." dedi burgun bir ses tonuyla. Yanlış bir konuyu açtığımı anladım ama Barış'ın annesiyle bir sorunu yoktu ki?

"Barış?"

"Efendim."

"Anlatsana her şeyi... Neden bana düşman olduğunu falan... Düşündüm de senin hakkında pek bir bilgiye sahip değilim."

"Emin misin Asel?"

"Evet?"

"Tamam saçını örmeyi bitireyim öyle anlatırım."

Diyince içimi minik bir heyecan kapladı. Sabırlı bir şekilde beklemeye başladım. Ve en sonunda Barış'ın saçımı örmesi bitti.

"Ee hadi anlat en başından her şeyi."

Dedim yüzüme bir gülümseme kondurarak. Fakat Barış hiç mutlu değildi. Hatta dokunsam ağlayacak gibiydi.

"Gel başka bir yere gidelim."

Dedi ve ayağa kalktı. Dolayısıyla ben de ayağa kalktım. Elimden tutup beni yatak odasına götürdü. Oradan da balkona geçti. Teras daha doğrusu. Etraf güzel bir şekilde dekore edilmişti. Köşede siyah ve mavi armut koltuklar, diğer köşede minik yuvarlak bir masa ve karşı karşıya konulmuş iki sandalye vardı. Terasın ortasında ise şişme yatak vardı. Burayı benim için mi yapmıştı? Bu düşünce istemsizce gülümsememe neden olmuşu.

"Şöyle."

Dedi beni armut koltuklara yönlendirirken. Mavi olana otururken o da siyah olana oturdu. Mavi benim, siyah ise onun en sevdiği renkti.

"Nereden başlayayım?"

"Ortaokula geçince bana neden düşman kesildiğinden başla."

Bir süre duraksadı. Gözleri dolmuştu.

"Ortaokula başlayınca annem kalp krizi geçirdi..."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.