Percy patlamadan en ufak bir çizik olmaksızın kurtulmuştu. Orada öylece durdu. Umbridge " Sadece bir kişi mi?!" Diye bir öfke çığlığı attı. Percy yavaş adımlarla arkasını döndü. Ona imza hareketi olan kurt bakışını atıp " Beklentilerini karşılayamadığım için üzgünüm," dedi. Umbridge gülüp " Arkadaşlarının güvende olduğunu zannediyorsun Olimposun Kahramanı ama değil," dedi. Bu sözle Percy donakaldı. Bu lakabı sadece yaratıklar ve canavarlar kullanırdı. Dakikalar içinde Umbridge'in yerini bir Fruia aldı. Üstelik sıradan bif Fruia değildi. Percy'yi sanat müzesinde öldürmeye çalışan Fruia'ydı. Elinde bir kırbaç vardı. Dalgakıran'ı çıkarmaya kalktı ama Flich ona engel oldu. Ya da yeni görünümüyle minotor. Sonrası ise sadece bir karanlıktı.
Percy yavaşça netleşen sözlerle gözlerini açtı. Hastane kanadındaydı ve başının arkası sargılıydı. Yatağında doğruldu. Buraya nasıl gelmişti çünkü hiçbir Fruia bir yarı tanrıyı revire götürecek kadar insaflı değildi. Görüş alanına giren Madam Pomfrey " Profesör Umbridge olmasaydı şimdiye ölmüştün. Kadın uyarıya rağmen kapının önünden çekilmediğin için yaralandığını söyledi. Ona bir teşekkür borçlusun. Her ne kadar ondan nefret etsem de," dedi. O zaman bunu yapmasının tek nedeni... Percy bir anda yerinden kalktı ve koşarak Umbridge'in ofisine gitti.