Percy noelden önceki son gecesinden önce ortak salonda oturuyordu. Bacaklarını kollarıyla sarmış ateşi izliyordu. Harry yanına gelip oturdu " Profesör ne için seni yanına çağırdı? " Diye sordu. Omuz silkti. Hermione " Herkes yatmaya gidiyor. Sen de uyumalısın," Dedi. Percy başını sağa sola sallayıp reddetti. Uyumayı düşünmüyordu. Onun yerine " Siz yatın ben de bir ara gelirim," dedi. Kimse karışmadı. Bütün geceyi orada oturarak geçirecekti.
Saatler geçmişken ikiz bağında bir şey hissetti. Harry'nin aklına bir düşünce sızıyordu. Hemen yatakhaneye gittiğinde Ron Harry'yi uyandırmaya çalışıyordu. Percy hemen Ron'u başından uzaklaştırdı ve elini anlına koydu. Onun aklındaki düşüncenin en kötü yanlarını kendi bedenine aldı. Zaten kırılmıştı. Biraz daha kırılsa kimseye zarar gelmezdi. Harry uyandığında işi daha yeni bitmişti. Ona sarıldı ve kulağına " İyisin," diye fısıldadı. Ayrılıp ayağa kalktığında cesaret verici bir gülüş verdi. Gülüşü ani bir ağrı ile kesilene kadar. Biri aklına girmek için uğraşıyordu. Kara gölgeler gördü, o yılanı gördü, burunsuz bir adamı gördü, Sirius'u gördü, kanlar içindeki Bay Weasley'i ve daha yüzlerce şeyi. Mcgonagal gelip kollarını bileklerinden çekene kadar parmakları kanatana kadar başındaydı. Beyni savunmasız durumdaydı. Tartarus bu durumdan yararlandı. Onun aklında belirdi. Uyanmaya çalıştı ama daha çok sürüklendi. Ana dönmek artık imkansız gibiydi. Kendini tekrar eden bir kabusun içinde bulunduğunda en son yere düştüğünü hatırlıyordu.
Bir kaç mırıltı duydu. Saatlerce işkence gördükten sonra belki de günlerce karanlıkta kalmıştı. Hiçbir şey hissedememişti. Başta beyni uçmakta olan bir balon gibi boştu. Şimdi ise yavaş yavaş algılamaya başlıyordu. Gözleri külçe kadar ağırdı. Ama açmak istiyordu. Nerede olduğunu görmek istiyordu. Gözlerini kırpıştırdı. Yatağının etrafında sülietler toplanmıştı. Etrafını tanımaya çalışırken Hermione " Uyandı," diye mırıldandı. Bayan Weasley " Nasıl hissediyorsun Percy canım?" Diye sordu. Boğazı kup kuruydu. Metal gibi bir sesle " Nerdeyim ben?" Diye sordu. Hermione " St. Mungo'dayız Percy," dedi. Percy dirsekleri üzerinde doğrulmayı denedi ama göğsündeki keskin ağrı karşısında nefesi kesildi. Kendini yastıklarına geri bırakırken " Ne oldu?" Diye sordu. Ron " Harry'yi uyandırdıktan sonra bir anda başını tuttun. Kriz falan geçiriyorsun sandık," dedi ve Hermione sözünü kesip " Zihnin birileri tarafından işgal ediliyordu. Kan içinde kaldın. Seni buraya getirene kadar çok kan kaybettin," dedi. Percy " Buna gerek yoktu. Biraz ambrosia ve nektar beni iyileştirir," dedi ama neredeyse kimsenin onu anlamadığını fark etti. Bunu üzerine " Fazla alınmadığı sürece biz yarı tanrıları iyileştiren bir madde," dedi. Fred " Fazla alındığında ne oluyor," diye sordu. Percy tek düze bir sesle " Küle dönersin," dedi. Bayan Weasley " İyileşmeni çok isterim Percy ama senin de dediğin gibi bu maddeler sizi küle döndürecekse bu işi büyüye bırakmalıyız," dedi. Percy " Zaten neredeyse her gece yaşadığım bir şey. İyileşmenin tek yolu bu." Dedi. İstemeden bu kabusları ağzından kaçırmıştı. Herkesin ona bakışı bir anda değişmişti.
Ertesi sabah Percy biraz ambrosia ve nektar sayesinde hastaneden ayrıldı.
Grimuld meydanında akşam yemeği yerlerken Percy " Size bir haberimiz var," dedi. Bunu kimseye söylemediler ama artık bazı şeyleri açıklama zamanı gelmişti," Durum şu ki Lily Potter öldüğünde Sally Jackson olarak tekrar doğdu. Hafızası yerindeydi ve Olimpos'ta benimle yaşadı. Harry'yi aradı ama bulamadı. Ben ve Harry kardeştik. Ben Percy Aşil Achilles Potter," dedi. Sirius yerinden kalkıp Percy'yi kucakladı. Remus " Öldürüldüğü sanıyorduk," dedi. Sonra ona sarılıp " Hayatta olmana çok sevindim," dedi. Percy gülümseyip sarılmaların ardından yemeğe döndüler.