Sokağın başında iki kişi duruyordu. Biri soluk tenli ve kara saçları ile ölüm çocuğu diğeri ise dikenli siyah saçları ve elektrik mavisi gözleri ile kozalak kafaydı. Percy gerçekten onlar mı diye bir süre durdu. Bu sırada onlar da onu gördü. İkiside ona koştu, Percy ise hala şoktaydı. Thalia ve Nico ona tüm sevgileriyle sarılırken Percy karşılık verdi. Nico " Seni bulduk. İyi olup olmadığını öğrenmek için burdayız," dedi. Percy'nin gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Thalia " Percy neden ağlıyorsun?" Diye sordu baş parmaklarıyla göz yaşlarını silerken. Percy omzuna başını yasladı " Sizin öldüğünüzü sanıyordum," dedi. Harry" Percy onlar kim?" Dedi. Percy " Tanıştırayım, Thalia ve Nico. Baba tarafından kuzenlerim," dedi. Sonra Thalia ve Nico'ya " İkiz kardeşim Harry," dedi.
Hogsmade gezisinin ardından Harry ve Percy antrenmana giderken Thalia ve Nico müdür ile görüştü.
Akşam yemeği zamanı gelmişti. Büyük salon çatal kaşık sesleri ile dolmuştu. Percy artık daha iyiydi. Hala yemek yemekte zorlansa da yine de yiyordu. Thalia ve Nico Gryffindore 'a seçilmişti. Neville, Luna'yı alıp Harry, Hermione, Ron, Percy, Thalia ve Nico'yla, Draco'nun yanına oturdular. Pek çok insan baktı ama bu kimsenin umurunda değildi.
Nico ve Percy, Harry'nin yatakhanesinin yanındaki ayrı bir yatakhane de kalıyordu. Percy çekmecesinden rüyasız uyku iksirini çıkardı. Şişe boştu. Percy üstüne sabahlığını giydi. Nico o sırada banyodan döndü" Nereye gidiyorsun?" Dedi. Percy " Tartarus kabuslarıma giriyor. Bunu için bir iksir var . Sevy' den yenisini almaya gidiyorum," dedi. Nico ise " Sevy yaşıyor mu?!" Diye bağırdı. Percy ortak salondan çıkarken Şişman Kadın " Yakalanırsan suçu bana atma," dedi. Percy bu ihtimale karşı gölge yolculuğu yapmayı denedi. Hem Hogwarts'ın engeli hem de daha tam iyileşmemiş olması yüzünden odasına ulaşamadan bir koridorda dengesini kaybetti ve duvara çarptı. Bütün enerjisi bitmişken öksürdü " Bay Jackson?" Mcgonagal hemen karşısında duruyordu. Percy pencere pervazına tutunarak ayağa kalkmışken Mcgonagal ofisinin kapısını kapattı. Percy " Rahatsızlık için üzgünüm Profesör. Sadece Profesör Snape'in ofisine gidiyordum," dedi. Mcgonagal bir şey demedi. Zaten diyemeyeceği kadar hızlı bir şekilde uzaklaşmıştı.
Profesör Snape'in odasına gelir gelmez kapıyı çaldı.
Buradaki gölgeler daha yoğundu. Duvarlarda dans etmelerini izlerken Profesör Snape kapıyı açtı. " Percy? Burda ne arıyorsun?" Dedi. Percy " Sadece iksir bitti. Bir tane daha alabilir miyim?" Diye sordu. Snape" İksirin olmasına daha bir hafta var. Çok uzun ve zahmetli bir iksir," dedi. Percy " Anlıyorum. Sana iyi geceler," dedi ve uzaklaştı. Ortak salona gitmedi. Gitse uyuyamadığı için sadece dikkat çekerdi. Bu yüzden dışarı çıktı. Göl kenarına.
Göl kenarında oturup ufka baktı. Gölün suları dalgalar halinde kıyıya çarparken gözleri ağırlaşıyordu. Bir süre sonra gözleri kapanmaya başladı ve kendini kabusun içinde Tartarus'un karşısında buldu. Her zamanki işkence tekrarlandı. Vücudunun her yerinde yaralar açılırken tek kelime bile etmedi. Bağırmadı. Zehirle ve daha pek çok şeyle saatler gibi gelen bir süre boyunca bağırmadı. Bedeni yeni yaralarla ve nefret içeren cümleler ile dolmuştu. Derken bir şey gördü. " Hayır,Leo benim sen Percy'sin," Leo. Hazel'in " Dediğini yapar. O bir deli," dediğini, Jason'ın " Suyun altında nefes alabiliyorum," diyişi. Bütün dostlarım. Bu zamana kadar ölmüş herkes etrafımdaydı. Garip bir şekilde anneme çok benzeyen bir kadınla gözlüklü bir adam da buradaydı. Harry'ye benziyordu. Sonra bağırmasına neden olacak kadar yoğun bir ağrıyla aklında belirdi. Babası ve annesi aşıktı. O kadın annesinin ölmüş kişiliğiydi. Poseidon elinde bir çocuk oluşturdu. Annesi James Potter ile evlendikten sonra hamileyken işte kendisi o zaman annesinin karnında büyümeye başladı. Poseidon onu annesinin karnında büyümesi ve onların ikinci bir çocukları olabilmesi için göndermişti. Ve kendi oğlu olması için. Tama bu sırada rüya kesildi. Kendini göl kenarında kanlar içinde buldu. Bedenini kıpırdatamıyordu. Parmakları sudan bir kaç santim uzaktaydı. Bilinci kapanmak için uğraşırken suya değmeye çalıştı. Biraz daha uzandı ve serçe parmağının ucundaki serinliği hissetti. Parmaklarından bedenine ulaştı. Yaralarını örttü ve geriye bir tek yara izleri kaldı. Yerinden kalkmaya çalışırken iki defa tökezledi ve sabahın ilk ışıklarıyla aydınlanan gök yüzüyle yatakhaneye geri döndü.