Barın kapısından içeri girerken içimdekileri bu gecelik unutmak ister gibi aceleyle yürüdüm. Yaşadıklarım bedenime fazlaydı. Ve daha yeniydi. Bir kaç gün önce en sevdiğim adamı en sevdiğim kadınla aynı yatakta bastım. Bir şekilde unutacaksın Sarah dedim kendi kendime böyle bir adiliği kabul edemezdim de. İçimi soğutmak için bir şeyler yapmak zorundayım. Derin bir nefes alıp verip barın içinde ilerleyip içkimi barmenden alıp bir yere yerleştim ve oturup içmeye başladım.
Birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü derken artık beynim olup olmadığından emin değildim. Hıncımı çıkarmam lazımdı. Hemen kalkıp o oruspuların huzurunu bozmak için evlerine gitmeye karar verip bardan çıktım. Hava soğuktu ve yüzüme çarpıyordu buz gibiydi. İçim titredi. Beyoğlu sokaklarında ilerlerken bir anda kendimi oturmuş ağlarken buldum. Yürüyemiyordum. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordum sokağın ortasında. Ve gecenin 2 siydi. Birden birinin omzuma dokunmasıyla irkildim ve arkamı döndüm. Siyah takım elbiseli kahvenin en koyu tonuna ait gözlerle bana bakan adamı gördüm.
"Sende kimsin."