bir varmış bir yokmuş evet bir varmışız bir yokmuşuz zor hayatan kaçmanın tek çözümü hayatı zorlaştıranlardan kurtulmamızdı.
köyde yaşayan dört genç kızız isimlerimiz leyle, gökçe, elif ve ben Zeynep.
köyün yaşlı halkları bizi sevmezler çünkü onların verdiği kararlara karşı çıkarız onlar için kadın erkeklere kölelik için yaratılmış neymiş erkektir yaparmış neymiş kadınmışız dizimizi kırıp oturucakmışız erkeklere hizmet edicekmişiz ve bunu söylüyen köyün yaşlı kadınları ne kadar acınası bir durum onların aileleri erkeklere köle olarak yetiştirmiş bizleride öyle yetiştirmeye çalışıyorlar biz dört kişiyiz ama herşeyin üstesinden geliriz sesiz kalmayız nerdeyse hergün köyün kahvesine gideriz kadınların erkeklere köle olarak yaratılmadığını anlatırız tabi köyün halkı bizi insan yerine koymayıp dinlemezler hatta sövüp sayarlar ve eve gittiğimizde erkek kardeşlerimizden dayak yeriz ağzımız burnumuz kanıyana kadar karşı çıktığımızda, annemiz ve babamız attana nasıl karşı çıkarsın diyip onlarda vurur bizleri morarmadık yer kalmaz bizde. bizi yıldırmaya çalışırlar ama biz yılmayız pes etmeyiz taki leylayı annesi ve babası evlendirmeye çalışmaya kalkmadan önce leylayı evlendirecek adam leyladan otuz yaş büyük babası yaşında Leyla ise on sekiz yaşında adamın önceden iki tane daha eşi olmuş ilk eşi adamdan dayak yiye yiye aklını kaçırmış sonra tekrar eş almaya kalkmış pislik adam bu sefer on dört yaşında bir kız çocuğu almış eş olarak. kız çocuğuyla evlendikten kısa süre sonra küçük kız canına kıyıp ölümün kollarına atmış kendisini. pislik adam bizim leyleya göz dikmiş annesi ve babasıyla konuşmuş tabi hemen vermişler Leylayı köyün zenginlerinden biri adam leylanıh annesi ve babası yağlı kapı bulduk diye sevinirken, Leylayı biz nasıl kurtulacaz diye düşündük ama artık herşey geç gibiydi leylayı yarın hemen vereceklerdi adama. düyün bile yapmayacaklardı evden çıkıp leylagile gitsek bu sefer ölüm fermanımız kesilirdi elif ve gökçeyle evlerimiz yakındı ama leylayla evlerimizin arasında çok mesafe vardı gidemiyorduk elif ve gökçegile damdan dama konuştuk sabaha kadar, bir çözüm bulmak için ama bir çözüm bulamadık artık sabah olmuştu herşey için çok geçti hafiften davul sesi geliyordu büyük ihtimale leymayı almaya gelmişlerdi hemen kaçı verdek kızlarla leylanın yanına leyla ağlamaktan gözleri şişmiş sadece birbirimizin gözünün içine bakıyorduk leylayı o pislik adamın evine götürdüler bizde leylanın peşinden gizli gizli gitik leyle bize; ben hal edeceğim siz gidin bukçanızı hazırlayın gece gidicez ve evde ne kadar Altın varsa alın yanınıza dedi biz o an anladık biz bu iğrenç köyden kaçıcaktık ama nasıl yapacaktık leyla o adamdan nasıl kurtulacaktı artık yavaş yavaş hava kararırıyordu bizde bukçamızı hazırlamıştık annelerimizin yastık altından altınlarını aldık ve hemen leylanın yana gitik gittiğimizde gördüğümüze şok kaldık pislik adam kanlar içinde yatıyordu leyla adamı öldürmüştü zaman kaybı olmasın diye hemen kaçmaya başladık artık şehre yaklaşmıştık daha uzağa kaçmalıydık çünkü artık biz katildik biz kaçaktık. bir yere saklandık artık hava yavaş yavaş aydınlanıyordu açık kuyumcu bulmalıydık altınları bozdurup bilet alıp çok uzaklara gitmeliydik açık kuyumcu bulduk elif bohçasından bir bilenzik çıkardı ve bozdurdutuk otobüslerin oraya gitik çok uzağa gitmeliydik ama nereye o sıra İstanbul yolcusu kalmasın diye ses geldi İstanbul buraya oldukça uzaktı bizi orada zor bulurlardı hemen bilet almak için içeriye girdik dört tane İstanbul bileti aldık ama o otobüste yer yoktu onun için saat dörte (16:00) tekrar İstanbul otobüsü gelecekte onunla gidecektik beklemek için bir yer bulmalıydık bir yer vardı oraya gitik gizlendik o sıra elif; artık kaçağız biz napıcaz dedi gökçe sadece ağlayıp daha şokun içindeydi leyla ise hiç ses çıkarmıyordu domup kalmıştı bir insanın canını elleriyle almıştı oda şoktaydı bende biz güçlüyüz bunuda yenicez hem artık o pislik köyle olmucaz dedim ama gökçe buna çok kızdı ; kes sesini! farkındamısın kaçağız kimsemiz yok bundan sonra hayatımız nasıl olacak hiçbir fikrimiz yok elifte ; zaten kimsemiz yoktu dedi leyla ise hâlâ sesiz hiç sesi çıkmıyordu saat artık dört (16:00) olmuştu gitme zamanımız gelmişti otobüse bindik ve artık İstanbul'a gidiyorduk çok endişeliyim yolculuk çok uzun sürdü ama artık istanbuldaydık otobüs durdu ve ayağımız İstanbul'a basmıştı koskoca İstanbul bize ne verecekti ne alacaktık İstanbul bizi kabul edicekmiydi dört katili dört kaçağı kabul edecekmiydi ?
.