Hala şoktaydım aradan 8 ders geçmisti ve şuan Simgeyle eve doğru yürüyorduk.
"Kızım şu sersem halinden çıkar mısın? Noldu anlatta birşeyler düşünelim."
"Simge bir şey yok gerçekten de iyiyim. Sadece babamı özlüyorum.Buarada eve gelmicem direk işe geçicem boşuna mesai yapmak istemiyorum."
"Tamam da annem illâ işe gelip sana o yemeği yedircek nasıl olcak o iş."
"Deki Efil senin yemeğini çok yemek istiyordu ama işe gitmek zorunda mesai yapmak istemiyor."
"Tamam o zaman sen konuşursun bana kızıyor."
Yollarımız ayrılınca kendi yolumdan devam ettim.
Halâ onu etkisinden çıkamamıştım.Alperi gördüğüm yerde yumruğumu onun yüzüne geçirmessem Efil değildim.
Işin oldugu yere varınca kızlar odasına girdim ve üstümü giyindim.
(1 saat sonra)
Bir insan 1 saatte bu kadar yorulur mu?
Nasıl bir restorant bu ya aynı anda 5 masa doluyor Allah'a şükür sakar değilim yoksa patron beni gerçekten de işten atardı.
"Efil 15.masa türk kahvesii!!"
"Geldiim!"
Türk kahvesini alıp masaya ilerlerken onu gördüm.Durdum ve onun yüzüne kilitli kaldım.
Telefonuyla oyalanıyordu.Yutkundum ve kahvesini masaya kattığım gibi arkamı döndüm tam gidecekken
"Ne kadar kaçacaksın benden?"

